Yazarın 2017 Nobel aldığı o kitap...
Öncelikle herkesin sevebileceği bir kitap değil çünkü kitabın konusu yıllardır bir evin başuşağı olan Stevens'ın hayatını nasıl da bu göreve adadığını görüyoruz. Çok durağan bir kitap aslında konu yıllarsır uşaklık yapan Stevens'ın bir yaz tatilinde efendisinin emriyle tatile çıkmasını okuyoruz.
Çok tuhaf bir kitap aslında kitap değil Stevens tuhaf çünkü duyhuları yokmuş gibi davranıyor ve bu o kadar üzücü bir şekilde işleniyor ki insan bir süre sonra, bu kadarıda olmaz artık, diyorsunuz. Bundan sonrası biraz spoiler. Mesela kitabın başlarında babası vefat ediyordu, babasıda o evde bir uşak, ama babasının ölüsünün gözünü kapatmadan aşağı kata efendilerine yemek servisi yapmaya iniyordu.
Kısaca bir ömrün köleliğe adanışı ve bu uğurda mezara konmuş duyguları okuyoruz öyle bir hayat ki ne aşık oldum diyebiliyorsunuz ne de yasınızın bir değeri var sadece tek bir amacınız var kendinizi daha fazla eğiterek efendinizi şaşırtmak...
Birde kitabın çok sardığını söyleyemiyeceğim açıkçası ama asla kötü bir kitap değildi ama geçen sene okuduğuö Beni Asla Bırakma kıtabı yazardan en sevdiğim kitaptı hatta 2025'in en sevdiğim kitabıydı bu yüzden Kazuo Ishiguro tüm kitaplatını okumayı düşünüyorum...
Bu arada bu kitabın filmi de varmış en kısa vakitte izleyip yorumlara fikrimi belirticem.
Okuyacak herkese iyi okumalar,
Kitaplarla ve sağlıcakla kalın ;)
Rüveyda
Günden KalanlarKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 20196,9bin okunma
Mozart’ın bestelediği ve Lorenzo Da Ponte’nin librettosunu yazdığı Figaro’nun Düğünü, opera tarihinin sadece en eğlenceli ve aynı zamanda en devrimci eserlerinden biridir. ️🩷 Fransız yazar Pierre Beaumarchais’nin aynı adlı tiyatro oyunundan uyarlanan bu opera, 1786 yılındaki ilk gösteriminden bu yana güncelliğini ve büyüsünü hiç kaybetmedi.
Ben Mersin Devlet Opera ve Balesinden çok keyif alarak izlemiştim. Karşıma bir daha çıksa yine hiç düşünmeden izlemeyi tercih eder içinde kaybolur eririm
Eser, Kont Almaviva’nın sarayında uşak olan Figaro ile Kontes’in hizmetçisi Susanna’nın düğün gününde geçer. Hikaye temelde tek bir güne sığdırılmış bir entrikalar yumağıdır.
Kont Almaviva, gözü dışarıda bir çapkındır ve kaldırdığını iddia ettiği "ilk gece hakkını" Susanna üzerinde kullanmak ister. Figaro ve Susanna, Kontes Rosina’nın ve sarayın diğer renkli karakterlerinin yardımıyla Kont’a unutamayacağı bir ders vermek için zekice bir plan yaparlar.
Peki devriminin ayak sesleri nerede geliyor ? Sınıfsal eleştiri sunma kısmında. Kont gücü elinde bulunduran kibirli, bencil pislik biridir. Hizmetçi sınıfından olan Figaro ve Susanna; zeki, pratik zekalı ve olayları kontrol eden karakterler olarak gücü eline alır:)
Figaro’nun Düğünü, komedi olmasının dışında çok güçlü bir insanlık ve adalet manifestosu bence. Operanın sonunda Kont’un diz çöküp Kontes’ten af dilediği ve Kontes’in onu bağışladığı sahne sadece bir evlilik krizinin çözülmesi değil; sınıflar, cinsiyetler ve insanlar arasında bir uzlaşı ve barış çağrısıdır.
Mozart, insan kusurlarını (kıskançlık, şehvet, kibir) yargılamadan, onları muazzam bir empati ve müzikal estetikle ele alan harika bir sanatçı Bu yüzden Figaro’nun Düğünü, yazıldığı çağın çok ötesinde her dönem için ayna niteliğinde harika bir eser.
Figaro'nun DüğünüWolfgang Amadeus Mozart · Fihrist Kitap · 20244 okunma
Sevgili okurlar, sevgili yazarlar, sevgili Saint Petersburglular, sevgili Sibiryalılar, sevgili Romalılar...
...Temmuz başlarında çok sıcak bir gün, akşama doğru, genç bir adam “S...…” Sokağı’ndaki bir pansiyonda kiraladığı küçük odasından çıktı ve ağır, kararsız adımlarla “K…” Köprüsü’ne yöneldi... Roman, böyle bir cümle ile başlıyor.
Dünya klasiği denince akla gelen ilk eserlerden biri olan Suç ve Ceza ile ilgili inceleme yazıma başlamadan önce spoiler konusunda uyarmak istiyorum.
Bu eser bir başyapıt; sadece benim tarafımdan değil, dünya genelinde okur ve eleştirmenler tarafından da bir başyapıt olarak kabul görülmektedir. Sıradan bir insanın bile iç dünyasını okura aktarma konusunda mahir, ehil ve muktedir bir edebiyatçı olan Dostoyevski'nin ustalık dönemi eserleri arasında yer alan Suç ve Ceza; Saint Petersburg’da yaşayan fakir, hastalıklı hukuk öğrencisi Raskolnikov’un işlediği çifte cinayeti konu alıyor. Raskolnikov, okur ile birlikte kitap boyunca kendi ahlak, vicdan ve adalet anlayışını sorguluyor.
Raskolnikov'un hastalığı ile alakalı bende bir ikilem olan soruyu sormak istiyorum; Raskolnikov işlediği cinayet yüzünden mi hastalandı yoksa hastalandığı için mi cinayeti işledi?
Dostoyevski, kitabın başından itibaren Raskolnikov ile birlikte okuyucuyu tefeci Alyona İvanovna'dan tiksindiriyor ve Raskolnikov'un bu tefeci kadını öldürme planlarını öbek öbek işliyor. Tefeci kafın cinayeti işlendikten sonra beklenmedik bir şekilde tefeci kadının masum üvey kız kardeşi Lizaveta içeri giriyor ve Raskolnikov ardında tanık bırakmamak için onu da öldürmek zorunda kalıyor. İkinci cinayetin ardından Raskolnikov'un ruhsal ve ahlaki değişimi başlıyor.
Dostoyevski'nin; çelişkiler, gelgitlerle dolu bir kötü, bir iyi, bir siyah, bir beyaz olan gri karakterimiz Raskolnikov
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,1bin okunma
Hikayemiz, Aiden Bishop adlı karakterin, Blackheath Malikanesi’nin karanlık ormanında, hafızasını tamamen kaybetmiş bir halde ve "Anna!" diye bir ismi sayıklayarak uyanmasıyla başlıyor. Kim olduğunu, oraya nasıl geldiğini asla hatırlamıyordur.
Kısa süre sonra burasının, ülkenin en zengin ailelerinden Hardcastle'ların verdiği ve günün sonunda trajik bir cinayetle bitecek bir balo daveti olduğunu anlar: Evin kızı Evelyn Hardcastle öldürülecektir.
Aiden, kendisini bu malikaneye hapseden Veba Doktoru maskeli gizemli bir figürden oyunun kurallarını öğrenir:
8 Gün, 8 Beden: Aiden'ın bu cinayeti çözmek için tam 8 günü vardır. Ancak her sabah, malikanedeki farklı bir konuğun (ev sahibinin) bedeninde uyanır.
Zaman Aynı, Bakış Açısı Farklı: Aslında her gün aynı gün tekrarlanmaktadır. Aiden her sabah aynı güne, ama farklı bir insanın gözünden, onun zaafları ve yetenekleriyle başlar. (Örneğin bir gün yaşlı bir avukatken, ertesi gün genç bir uşak olur).
Tek Çıkış Yolu: Katilin kim olduğunu bulup Veba Doktoru'na söylemek zorundadır. Eğer katili bulursa bu lanetli döngüden kurtulup özgür kalacaktır.
Rakipler: Malikanede bu döngünün içinde sıkışmış tek kişi Aiden değildir. Tıpkı onun gibi farklı bedenlerde uyanan ve özgür kalmak için katili arayan iki rakibi daha vardır. Ve kurallara göre sadece katili ilk bulan kişi serbest kalacaktır; diğerlerinin hafızası silinecek ve döngü her şeye en baştan başlayacaktır.
Stuart Turton’ın "Evelyn Hardcastle’ın Yedi Ölümü" romanını bitirdiğimde, beynimin tam anlamıyla lunaparka dönüştüğünü hissetmiştim. Elinden kitabı düşürememiş, gecenin üçünde sayfaları hırsla çevirmiş bir okuyucu olarak söyleyebilirim ki; bu kitap tam bir zihin bükücü.
Eğer Agatha Christie’nin o klasik, yağmurlu malikane atmosferini alıp, Inception ve Groundhog Day
Iste benim icin yilin enlerine girecek bir kitap. Konusu aslında derin vs beklemeyin mutluğumda beni güldüren bir kitap oldu. Herkese hayatında sorunlarını çarçabuk çözecek böyle bir uşak lazım .
Karamazov Kardeşler, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin son romanı ve dünya edebiyatının en büyük başyapıtlarından biri olarak kabul edilen önemli bir eserdir. İlk kez 1880 yılında yayımlanan bu roman, yalnızca bir aile hikâyesi ya da cinayet kurgusu değil, insan ruhunun derinliklerini, inanç ile şüphe arasındaki mücadeleyi, ahlak anlayışını ve toplumların çözülüşünü ele alan büyük bir düşünce romanıdır.
Romanın olay örgüsü, bir miras meselesiyle başlayan baba-oğul çatışması üzerine kurulmuş. Ailenin babası Fyodor Pavloviç Karamazov, sorumsuz, ahlaki değerlerden uzak ve çocuklarına karşı ilgisiz bir karakterdir. Büyük oğlu Dmitri Karamazov ile arasındaki miras kavgası, hikâye ilerledikçe bu çatışma had safhaya ulaşır ve bir süre sonra Fyodor Pavloviç öldürülür. Bütün işaretler Dmitri’yi göstermektedir. Dmitri, ilk sorgulamalar sırasında babasına karşı büyük bir öfke duyduğunu ve onu öldürmeyi düşündüğünü saklamaz; ancak aynı zamanda cinayeti işlemediğini de ısrarla söyler.
Dostoyevski’nin kurgusu olağanüstü olaylara dayanan hayali bir dünya değil, gerçek hayattan alınmış izlenimi veren güçlü bir toplumsal zemine sahiptir. Bu yönüyle roman, insan psikolojisini ve dönemin Rus toplum yapısını dikkat çekici bir gerçekçilikle ortaya koyar.Romanın başlıca karakterleri farklı düşünce dünyalarını temsil eder. Büyük kardeş Dmitri Karamazov, tutkularının peşinden giden, savruk ve zaman zaman ölçüsüz davranan bir karakterdir. Ivan Karamazov iyi eğitim almış, sorgulayıcı, aklı önceleyen ve inanç meselelerine eleştirel yaklaşan daha çok ateist bir karakterdir. Küçük kardeş Alyoşa Karamazov ise manevi yönü güçlü, sevgiyi ve merhameti temsil eden, kendisini dini yaşantıya adamış bir gençtir. Evde uşak olarak çalışan Smerdyakov ise (babanın 4. Oğludur, ancak sokakta yaşayan bir