‘kimseye etmem şikayet, ağlarım ben halime..’
9/10
·136 syf.·
2026 65. kitabı
2023 yılı Emine Işınsu roman ödülünü almış, bir kitap. Yazarın bu ödülü hak ederek aldığını hem ödül jürisindeki insanların yetkinliğinden (Alev Alatlı, İlber Ortaylı vs.) hem de kitabı okuyunca daha iyi anlıyor insan. Şiirsel bir dil ve üslûp ile yazılmış duygu dolu bir roman. Toplamda 132 sayfa olmasına rağmen, iyi ki de fazla uzun yazılmamış çünkü, kitaptaki her bir sayfayı okurken adeta kağıt kesiği gibi insanın ciğeri yanıyor. Kıbrıs'ın çalkantılı tarihini arka plana alarak ilerleyen hikâye, yalnızca bireysel bir dramı değil, sesi duyulmayan kadınların ortak acısını anlatıyor. İngiliz sömürgesi döneminde Kıbrıs'ta yaşanan insan kaçakçılığı, yoksulluk ve çaresizlik yüzünden genç kızların Arap ülkelerine satılması gerçeğini merkeze alıyor. Sömürge düzeninin yarattığı yoksulluk ve çaresizlik, Kadınların bedenleri ve hayatları üzerinden kurulan sömürü, ailelerin, özellikle annelerin ve kız çocuklarının yaşadığı sessiz acılar, Kıbrıs toplumunun bastırılmış, konuşulmayan travmaları ele alınır. Roman, yalnızca bireysel bir dramı değil; toplumsal hafızaya kazınmamış bir utancı ve bunun kuşaklar boyunca süren etkilerini de anlatır. Ama bunları açıkça okumuyorsunuz. Yazarın şiirsel ve yer yer masalsı dili, anlatılan sert gerçeklerle güçlü bir tezat kurarak okuru derinden etkiliyor. Bu anlatım tarzı, hikâyeyi sadece bir roman olmaktan çıkarıp adeta bir ağıt, bir hafıza metni haline getiriyor. Aslında özü, masallara dil olan Hatice'nin, Maviş'in, Suların Sultanı'nın, Lâl'in hikayesi… İnsana yaşayışları, yani biçilmiş hayatı birden fazla isim getirir mi? 13 yıla sığmış hatıraların bir çocuk bedeninde açtığı özlemi, Nenanne'nin öğretilerinin kilometrelerce ötede aktarıcılığını yaparak bir şehrin ve sevdiklerinin özlemine sarılmanın ne demek olduğunu ancak bu kadar güzel
1000Kitap
Cümbezin KızıÜlkü Demiray · Bilge Kültür Sanat · 20241,955 okunma
üslûp zirve.......
8/10
·194 syf.··
2026 100. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 19:02
“roman icatçı bir hayat taklididir.” şeklinde başlar .. Otobiyografik bir eser.. Okuması ve anlaması kolay.. Herkesin anlayabileceği tarzda açık, samimi, kısa ve vurucu bir anlatım tekniği kullanıyor. Üstadın çocukluğundan başlayarak gençliğine kadar olan süreci nasıl bir ailede, şehirde, ülkede ve toplumda geçirdiğini; bu toplumun çocukluk, ergenlik, gençlik yıllarındaki etkisini; toplumun ve devletin içerisinden geçtiği sürecin ruh haline, düşünce dünyasına yansımasını; bu yansımanın hassasiyetlerinin oluşumundaki payından bahsediyor. Üstadın özellikle ergenlik döneminde başlayacak olan, kimlik bunalımından doğan kimlik arayışını, içerisinde bulunduğu topluma karşı yabancılaşmasını, buna bağlı olarak da toplumsal eleştirilerini, yer yer sert ifadelerle okuyoruz. Üstad kitabı tamamlamadan oğluna teslim etmiştir. Okumanızı tavsiye ederim.. Keyifli okumalar.. son olarak şuraya bir kaç güzel alıntı bırakalım o vakit: Kabahatim 5-6 yaşlarında okuyup yazmaya başlayışımdı. Hatırlayan ben miyim, hatırlatan o mu?... İşte bütün mesele!... Allah'ım dedim içimden; bana sabır ihsan et ve beni koru!.. Sen ki, Kitabında "hiçbir nefse takatinden fazlasını yüklemem" buyuruyorsun! Kendimi aradım; bulduğum şey yine kendimle bir hesaplaşmaydı... Asıl ruh hayatımı, ruhumun Kafa kağıdını resimlendirmek isterdim.
Kafa KağıdıNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 19843,124 okunma
Reklam
Kamusa uzanan el, namusa uzanmıştır!
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 06:50
Dil, üslûp, ahlâk, terbiye, gelenek ve görenek bakımından içimizin sızladığı, birbirimizi dinlemek ve anlamaktan uzak kaldığımız, kabalığın nezaketten üstün tutulduğu bu dönemde, ortak değerlerimize karşı hassas olmaya ve duyarlı kalabilmeye gayret eden bizlere umut olacak bir kitabı okumanın mutluluğu ile geldim bugün. Kıymetli yazar Reyhan Çınar'ın ifadesiyle "Türkçenin kaşını gözünü yaran" kimselere karşı karamsarlığa kapılmadan, bize miras bırakılan kültürel değerleri sonraki nesillere tertemiz şekilde aktarmayı, bunu vicdani bir sorumluluk ve milli bir vazife olarak kabul etmeyi boynumuzun borcu olarak görüyorum. Bu uğurda yazılmış böyle değerli kitapları çok önemsiyor, bu emeğin sahiplerini; bir yazar olmanın ötesinde, milli duruşun bir simgesi olarak da görüyorum. Emeklerini saygıyla takip ettiğim, söyleşilerini keyifle dinlediğim Reyhan Hanım'ın dil, üslûp, diksiyon, kelime kökeni ve doğru telaffuz üzerine yazdığı ve satırlarını edebi eserlerimizden alıntılarla süslediği bu eseri, tüm kitap dostlarıma tavsiye ediyorum. Bir kültürün, nezaketin ve şehrin izini süren bu eser; dilin yaşamdan kopmayan yönünü bizlere sunarken, etimolojik yönüyle ve aynı zamanda doğru telaffuz ve diksiyon kuralları ile Türkçeyi doğru ve güzel kullanmaya yönelik bir bilinç oluşturuyor. Kitap; kelimelerin de ruhu olduğunu, o ruha eziyet etmemek gerektiğini hatırlatıyor. Çünkü bir dil değiştiğinde kaybolan sadece sesler ya da harfler olmuyor. Bir tarih, bir kültür, bir millet, âdâb-ı muâşeret kayboluyor. Kitapta altını çizdiğim, Cemil Meriç'e ait "Kamusa uzanan el, namusa uzanmıştır." cümlesi de bu şuuru özetliyor. En düzgün ve en ölçülü konuşma şekli olan İstanbul Türkçesini korumak, kaybolan inceliğimize sahip çıkmak ve dilimizin değerlerine sıkıca sarılmak için, Türk kadınının
Edebiyat
İstanbul TürkçesiReyhan Çınar · Doğan Kitap · 202586 okunma
'Kararlı olmak, sessiz olmak demektir. '
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 11:45
Gerçek hayatta sık rastlayamadığımız, filmlerde geçen duygu dolu bir sahne vardır. Salon kalabalıktır, herkes kendi arasında sohbete dalmıştır, siz mikrofonu alır bir şeyler söylemeye başlarsınız, herkes susar. Bir an tereddüt edersiniz ve salonda bulunan, arkadaşlarınızı, ailenizi, sevdiğiniz ve hiç sevemediğiniz insanları şaşkına çevirecek o konuşmayı yapmaya başlarsınız. İlk dakikalarda içinizden bir ses bunun delilik olduğunu söyler ama son cümleye geldiğinizde, sizin bu cümleleri söylemeye, dinleyenlerin de bunları duymaya uzun zamandır ihtiyaç duyduğunu anlarsınız. Darian Leader size uzaktan göz kırpıp, onay veren ve bu çılgınlığı başlatmanız konusunda sizi yüreklendiren bir analist... O halde başlayalım :) Şakaydı elbette ama bu uzun ve yorucu :)) 9 yılda, bana en az kitaplar kadar yardımı olan kıymetli arkadaşlarıma teşekkür ederim. Darian Leader, Lacancı bir psikanalist. Lacan'ın teorilerini kendi eserlerinden kavramanın güçlüğünü gidermek için âdeta özel bir çaba sarfediyor. Zaman zaman Klein ve Lacan'ın düşüncelerinin bağlantılarını da bulmaya çalışıyor. Ama bunu psikiyatrinin tatsız atmosferinden çıkarıp ilgi çekici, entelektüel ve öğretici bir yolculuğa dönüştürüyor. Leader, 'Kesinlikle Bipolar' eserinde yaygın şekilde kullanılan psikiyatri ilaçlarının gerçek yüzünü ortaya çıkardığında kendisine çok saygı duymuştum. Hattâ ilaç pazarına müşteri kimliğiyle dahil edilen hastaya 'en çok işe yarayacak kokteylin' hazırlandığını ifşa eden cümlesi alkışlanasıdır. Bu eseri bitirip de, ben manik-depresyonu tanımlayan motifleri anlayamadım diyebilecek kişi çıkmaz sanıyorum. Bir analistin yazmaktan büyük keyif alan bir edebiyatçı gibi bir üslûp geliştirdiğini görmek okuru da motive eden ana etkenlerden biri. Bir bilgi yığını olmasından çok günlük hayatın içine
Psikoloji
İş İşten Geçtikten Sonra Verilen SözlerDarian Leader · Ayrıntı Yayınları · 200011 okunma
10/10
·315 syf.··
2026 10. kitabı
·
61 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 14:35
“Sevâdü’l A‘zam” hacmen küçük, muhteva olarak büyük bir eserdir. Ehl-i Sünnet inancının temel esaslarını kısa ve net maddeler hâlinde ortaya koymuş, Eser; * İman esasları * Allah’ın sıfatları * Peygamberlik * Sahâbe anlayışı * Kader meselesi * Bid‘at ve sünnet ayrımı gibi konularda Müslümanları sağlam bir akîde etrafında toplayacak ve Ehl-i sünnet inancını yayarak sapkın anlayışları ortadan kaldıran başlangıç olarak okunması gereken bir eserdi. Hanefî-Mâtürîdî kelâmının başlangıç dönemine ait olan risâlede meseleler âyet ve hadislerle desteklenerek ele alınmış, Dinî terimler olabildiğince anlaşılır hale getirilerek sade bir üslûp kullanılmıştı. Mu'tezile, Şîa, Kerrâmiyye ve Cehmiyye'nin görüşleri sert bir dille eleştirilirken, Sünnî gelenekten Hanefî çizgisi benimsenmişti. Akaid okumaları yapmak isteyen herkesin muhakkak okuması gereken bir eserdi.
Sevâdü'l A'zam TercümesiEbu'l Kasım es-Semerkandi · Muallim Neşriyat · 20179 okunma
Üstat Cemil Meriç Gözünden Bediüzzaman
10/10
·125 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 17:01
Son zamanların en büyük mütefekkirlerinden Cemil Meriç Hoca'nın ( Cemil MeriçCemil Meriç ) değerlendirmesi ile, Bediüzzaman Said Nursi ( Bediüzzaman Said NursîBediüzzaman Said Nursî ) ve Risale-i Nurların ( Risale-i Nur KülliyatıRisale-i Nur Külliyatı ) günümüz insanı için ne kadar önemli olduğunu anlamama vesile olan bu eseri okurken, sanki karşımda Cemil Meriç Hoca ile sohbet ediyormuşum gibi hissettim ve çok istifade ettim. Sadece Risale-i Nurlar hakkında fikirlerini değil sosyoloji, psikoloji, felsefe gibi farklı alanlarda da Hocanın başka eserlerinde pek rastlamadığımız düşüncelerine yer verilmesi eserin kıymetini pek ziyade artırmış. Kitabı daha iyi anlamak ve fikir sahibi olunabilmesi adına son bölümde yer verilen "Son Sohbet" bölümünü sizlerle paylaşıyorum. İstifadeli okumalar dilerim... "SON SOHBET Son suallerim ve cevapları şöyle olmuştu: – Bediüzzaman Said Nursî ve eserleri olan Risale-i Nur hakkındaki görüş ve fikirlerinizi öğrenebilir miyim? On yıl evvel Bediüzzaman ve eserlerini tanıyamamanın bedbahtlığı içindeyim. İlk defa, rahmetli Sedat Yenigün bana risaleleri okumuştu. Gençlik Rehberi’ni getirmişti. Fidan gibi, imanlı bir gençti, acı anarşisinin kurbanı oldu. Sonra Muhsin Demirel, Mehmed Paksu ve sizler bana Nurları okudunuz. Büyük bir hürmet ve muhabbetle, ekser risaleleri can kulağıyla dinledim. Bir Türk aydının bu büyük ve ulvî hazineden haberdar olmaması düşünülemez. Bediüzzaman ve eserlerine olan alâkasızlığımız, tam bir yüz karasıdır. Said Nursî, dağ başında vaaz eden bir mürşid. Hor görülenler, her şeyini kaybedenler, mukaddesleri çiğnenenler akın akın ona koştu. Nassların yalçın duvarları arkasından geliyordu bu ses; tarihin içinden geliyordu. Kabuğuna çekilmiş yüzbinlerce insanı canlandırdı. Bu hayali insanlar, o konuştukça gerçekleşti. Yakın tarihimiz tek mücahit tanımıştır: Said Nursî altmış yıl her kahra, her cefaya
Edebiyat
Cemil Meriç'le Nur SohbetleriNecmeddin Şahiner · Işık Yayınları · 200838 okunma
Reklam
Reklam