10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 158. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:00
"ÜMİTSİZLİKTEN KURTULUŞ YOLLARI" "Manevi hastalıklar içinde ilki ve en büyüğü yeistir. Kişinin fıtratı yaralandığında ilk ümitsizlik doğduğu gibi, herhangi bir konuda yaralanmış fıtratını tedaviye kalkışan kişilerin karşısına da ilk çıkan hastalık yine ümitsizliktir. Şeytanın âciz insanı en çok vurduğu nokta orası olduğu gibi insana ilk saldırdığı cihet de orasıdır. Üstad Bediüzzaman yeisi hem yapısı, hem yayılışı, hem öldürücülüğü noktasından, hem de manevi müşahedesine dayanarak "Seretan" (kanser) hastalığına benzetir." İnsan, madde ve manadan, ruh ve bedenden müteşekkil hassas bir varlıktır. Onu anlamaya çalışan her yaklaşım, bu ikili yapıyı ve aralarındaki derin etkileşimi gözetmek zorundadır. Aksi takdirde insana dair söylenen her söz eksik, her iddia temelsiz kalır. İşte bu bütünlük içinde insan hayatının en temel dinamiklerinden biri de ümitsizlik meselesidir. Ümitsizlik, ruh ve beden bağlantısına vurulan ilk ve en derin darbedir. Öyle bir darbedir ki, bazen en uzman gözler dahi onun teşhisinde âciz düşer. Öyle öldürücüdür ki, kişinin hem fiziksel hem de manevi hayatını sessiz sedasız katleder. Ümitsizliği bir karadeliğe benzetebiliriz: Tıpkı evrendeki karadelikler gibi etrafındaki her şeyi –umudu, enerjiyi, yaşama sevincini– yutar ve kişiyi kendi içine çökertir. Sonunda insan, kendi varlığını kendine bir zindan olarak hissetmeye başlar. Peki ümitsizlik nereden doğar? İnsanın ruhuyla bedeni arasındaki sağlıklı etkileşim bozulduğunda. Modern dünyanın insanı çoğu zaman beden üzerinden tanımladığı bir çağda yaşıyoruz. Oysa insan yalnızca etten ve kemikten ibaret değil. Aynı şekilde sadece ruhtan oluşan bir varlık da değil. İnsan; beden ve ruhun birbirini tamamladığı, birbirinden ayrı düşünülemeyecek hassas bir bütündür. Yazar, yalnızca psikolojik bir meseleyi
Edebiyat
Ümitsizlikten Kurtuluş YollarıErdem Akça · Foliant Yayınları · 20261 okunma
10/10
·163 syf.··
2026 91. kitabı
Abartıldığı kadar var mı? Üstad #paulocoelho 'nun kitaplarını çok severim. Simyacı ile 2019'da başlayan yolculuğum yavaş ilerliyor. Sebebi fiyatlar Bu kitap birkaç yıl önce çıktı ve ülkemizde bir anda parlaması Mete Gazoz' un imzalı olarak bu kitabı almasıydı. Gerçi yine okunurdu ama hızını arttırdı. Gelelim içeriğe, yine nasıl baktığınıza bağlı olarak değişen bir görüş ayrılığı var ortada. Çünkü yazardan okuduğum naçizane sayıdaki kitaplara göre #okçununyolu garip bir şekilde kişisel gelişim havasında. Bana Akra'da Bulunan Elyazması kitabını anımsatsa da burada ilahi kavram amacı güdülmüyor. Okumuş olanlar biraz garipsemiş olabilir. Çünkü uzakdoğunun o kulağa egzotik gelen düşünce yapısıyla ilişkilendirilmiş. Genelde Japon ve Çin Kültürlerinde her sanatı ve zaanatı insan, hayat, amaç yani yaşam döngüsü ile ilişkilendirme durumu var. Buna Dao yani yol diyor Çinliler. Aklınıza adını Feriha Koydum Emir'in Yolu gelmesin İşte Okçu'nun Yolu buradan geliyor. Karakter Tetsuya burada sadece yazarın sesi. Bunu aşağıdaki cümleden anlayabilirsiniz diye düşünüyorum. "İnsanın niyeti de ok gibi kusursuz, düz, sağlam ve odaklı olmalıdır. Hedefi ile arasında bulunan mesafeyi aşarken kimse tarafından engellenmemelidir" Gelelim başta sorduğum soruya. Bana göre abartılmaya ihtiyacı yoktu. Ancak amacına uygun yazıldığı konusunda hemfikirim. Okumak isterseniz bir şey kaybetmeyecek, aksine kazanacaksınız. Sevgiler, hürmetler #çağdaşedebiyat
Okçu'nun YoluPaulo Coelho · Can Yayınları · 20217,7bin okunma
Reklam
Kitaptan Kalanlar: Hep O Şarkı — Yakup Kadri Karaosmanoğlu
10/10
·190 syf.··
2026 15. kitabı
Kitaptan Kalanlar Hep O Şarkı — Yakup Kadri Karaosmanoğlu Kitap; ailevi değerleri yüksek iki komşu ailenin çocukları arasında başlayan masum bir arkadaşlığın, yıllar içinde derin bir aşka dönüşmesiyle birlikte İstanbul’un, ailelerin ve yaşam biçimlerinin geçirdiği değişimi de ortaya koyuyor. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun 1956 yılında yayımlanan bu eserini, bir kadının iç sesiyle anlatılan zarif dili sayesinde neredeyse bir nefeste okudum. Eski İstanbul’un Boğaz kıyısındaki köşklerinde; aşk, özlem, zaman ve hatıralar usulca birbirine karışıyor… Boğaz manzarası ve köşkler ise romanda yalnızca bir fon değil, kaybolan bir dönemin sessiz tanıkları gibi. O dönemin anlatımı içimde sessiz bir sızı bıraktı. Yazar; İstanbul Boğazı’nın mehtaplı gecelerini, boğazda dolaşan kayıkları ve dönemin yaşam biçimini öyle güzel anlatıyor ki, insan kendini o yılların içinde hissediyor. Üstad Sahaf’ın önerisiyle okuduğum Hep O Şarkı’nın; dönemin geleneklerini, aile yapısını ve insan ilişkilerini anlatırken kurduğu samimi dil beni çok etkiledi. Özellikle bir kadının iç dünyasını, çelişkilerini ve arzularını bu kadar doğal ifade edişi; dönemi için oldukça cesur ve güçlü hissettirdi. Kitabın sonunda ise, bir dönemin kapanışıyla birlikte yıllara yayılan bu sevdanın gerçek hayat karşısında ne kadar sıradanlaşabildiğine tanık olmak insanı hüzünlendiriyor. Kitabın kahramanı Fehime’yi hem çok naif hem de gerçekçi buldum. Hatta bir yerde kendi kendime şunu sordum: Biz kendimize bile bu kadar samimi olabilir miyiz? #yakupkadrikaraosmanoğlu
Edebiyat
Hep O ŞarkıYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20184,295 okunma
ÇAĞDAŞ İSLÂM HAREKETİN TASAVVUFU
10/10
·510 syf.··
Beğendi
·
2026 111. kitabı
·
55 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 08:51
Bismillahirrahmanirrahim. Hamd alemleri terbiye eden Allah'a mahsustur. Salât ve selâm Efendimize ve ashabına olsun. Ruh Terbiyesi çağımızda en çok muhtaç olduğumuz bir gerçektir. Bu gerçeğin özünde İbadetlerde mezhepler öncü olduğu gibi Ruhun Terbiyesi nefsin tezkiyesi ancak tasavvuf ve tarikat ile mümkündür. Eserin sahibi Üstad Şeyh Said Havva sormaya çekindiğiniz, cevaplarını bulmakta zorlandığınız tüm sorulara hakiki ve iki ana kaynak naslardan cevap vermektedir. Eserin üzerimdeki etkisini söylemden edemeyeceğim. Eser benim açımdan bir gerçeği bulmama yardımcı oldu. Eksik olan parçalarımı kitapta buldum. Ruhun arayışı yolun istikameti ve selamati için bana yoldaş oldu. Eser Kişilerin Üzerinde Eser Bırakıyor. Ve üstad Said Havva'nın hatime bitirmek istiyorum; Biliyorum ki bu kitap birçok münakaşalara konu olacaktır. Bunu bilerek kitabı baskıya gönderiyorum. Ama bundan başka bir seçeneğim yoktu. Çünkü İslamcı hareketin vasıflarından biri, tasavvufî bir hakikat olmasıdır. O halde bu tasavvufi hakikatin mahiyetini anlatmak gerekiyordu. İslâmcı hareketin bu yönünün anlatılmadan bırakılması uygun düşmezdi. Bununla birlikte anlattıklarımın hepsinin, bu hareketin görüşleri olduğunu iddia etmiyorum. Ama hak olarak inandığımı, sonra da bu hareketin görüşü olması gerektiğini sandığım şekilde meseleleri izah etmeye gayret ettim. Çalışmamda İbnu Atâ'nın «Hikem»i ile «el-Meba-hisu'l-Asliyye» isimli kitapları kaynak olarak aldım. Çünkü Hasan el-Bennâ, bu iki kaynaktaki görüşlerin bazısını eleştirmekle birlikte onları temel olarak alıyordu. Daha başka konuları da işlemeyi ve temel eğilimlerde bu ümmetin büyüklerinden nakiller yaparak her hususta vardığım neticeleri teyid etmeyi çok isterdim. Ayrıca seyr ilallah meselesinde İbn-i Teymiyye ile İbnu'l-Kayyim'den bol bol
Ruh TerbiyemizSaid Havva · Kayıhan Yayınları · 199583 okunma
Kitaptan Kalanlar: Palto Gogol
10/10
·72 syf.··
2026 2. kitabı
Kitaptan Kalanlar | Palto – Gogol Üstad Sahaf okuma grubunun değerli üyeleriyle aynı masada buluşmak benim için oldukça kıymetli bir deneyim oldu. İlk kez katıldığım bu buluşmada, edebiyatın yalnızca kitaplardan değil; farklı bakış açıları, yorumlar ve düşünsel paylaşımlardan da beslendiğini yeniden hissettim. Saygılı, nitelikli ve aynı zamanda samimi atmosferi için başta Adem Bey olmak üzere tüm grup üyelerine teşekkür ederim. Gogol, Palto’da mizah ile hüznü aynı anda öyle güçlü harmanlıyor ki kitap bir nefeste okunuyor; fakat geride günlerce süren bir düşünce yoğunluğu bırakıyor. Palto, yalnızca bir kıyafet değil; saygınlığın, toplum içinde görünür olmanın ve var olabilmenin sembolü. Bürokrasi ise insanı isterse görünmez kılıyor, isterse var ediyor. Aradaki çizgi ne yazık ki oldukça sert. Gogol, sıradan bir insanı merkeze koyarak dönemin “küçük insan” temasını ve Rus toplumundaki sınıf farkını son derece yalın ama etkili biçimde ortaya koyuyor. Akaki’nin hayatında ilk kez bir şey için heyecan duyması ise romanın en hüzünlü taraflarından biri. Paltoyu kaybetmese hayatı gerçekten değişecek miydi? Yoksa o değişim ihtimali baştan beri bir yanılsama mıydı? Gogol bu sorunun cevabını bilinçli olarak okuyucuya bırakıyor. Bu kitabın her satırını, her satırın bıraktığı duygu yoğunluğunu ve düşünsel derinliğini çok sevdim. Ağır bir toplumsal gerçeklik böylesine sade, akıcı ve etkileyici anlatılabilir miydi diye uzun süre düşündüm. PaltoPalto Nikolay GogolNikolay Gogol
Edebiyat
PaltoNikolay Gogol · Tutku Yayınevi · 201746,2bin okunma
Puan vermedi·226 syf.··
2026 5. kitabı
Akıl ile Ruhun Medeniyet Çatışması: Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu ​Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in bir Ramazan ayı boyunca teravihten sahura kadar uzanan sohbetlerinin derlenmesiyle oluşan bu eser, sadece bir felsefe okuması değil; Doğu ve Batı medeniyetlerinin köklerine inen keskin bir muhasebedir. Üstad, kendine has o ödün vermeyen, heybetli ve sanatkârane üslubuyla okuyucuyu önce Batı düşüncesinin dehlizlerinde gezdiriyor, ardından İslam tasavvufunun o dingin ve mutlak hakikat sarayına buyur ediyor. ​Kitabın merkezinde çok temel bir iddia var: Akıl, kendi sınırlarını ve acziyetini anladığı anda en mübarek vasıtaya dönüşür. ​Necip Fazıl, Batı tefekkürünü kronolojik bir sırayla ele alırken Sokrates, Platon, Kant, Hegel ve Nietzsche gibi dev isimlerin düşünce sistemlerini masaya yatırıyor. Onların akıl yoluyla hakikati arama çabalarını takdir etmekle birlikte, bu çabanın en nihayetinde nasıl bir duvara tosladığını ve insanlığı nasıl bir buhrana sürüklediğini gözler önüne seriyor. Batı felsefesi Üstad’a göre "bulduğu her şeyde hata etmesi mümkün bir arayış" iken; İslam tasavvufu "mutlak buluşun" kendisidir. ​Kitapta beni en çok etkileyen ve eserin omurgasını oluşturan kısım ise Şeriat ve Tasavvuf dengesi üzerine kurulan muazzam tahliller oldu. Üstad, günümüzde sıkça düşülen büyük bir hatayı, henüz kitabın başında bıçak gibi kesip atıyor: Şeriatı dışlayan bir tasavvuf anlayışının sapkınlık; tasavvufun ruhundan (yani lübbünden) yoksun bir Şeriat anlayışının ise kuru bir şekilcilik olduğunu vurguluyor. O meşhur benzetmesiyle; Şeriat bir füze rampasıdır ve insan ancak bu rampadan fırlatılarak sonsuzluğa (tasavvufa) kanat açabilir. Neden Okunmalı? Bu kitap, felsefeyi İslamî bir süzgeçten geçirerek okumak ve "Doğu-Batı" sentezini klişelerden uzak, dikey bir derinlikle
Batı Tefekkürü ve İslam TasavvufuNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 19992,151 okunma
Reklam
Reklam