«Seher yeli, kucak dolusu kumlar getiriyordu çölden, dünyamızı öldüren ilaçların kokusunu getiriyordu; o koku hala zehirlemekteydi yeryüzünü. Ürperdim. Yaşlanmış gibi oluverdim birdenbire, üşüdüm. Umutlarım öylesine kırılmıştı ki, kendi kendime sordum: bu korkunç yaşama savaşını sürdürmeye değer miydi?»
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"çağır beni
senin sesin iyidir
senin sesin hüznün samimiyetinin sonunda yeşeren
o tuhaf bitkinin yeşilliğidir...
bu susku çağının boyutlarında
sokağı algılama metnindeki sokak şarkılarının tadından daha yalnızım.
gel yalnızlığımın büyüklüğünü anlatayım sana
ve benim yalnızlığım senin hacminin gece baskınını öngörmezdi
ve aşkın özelliğidir bu
kimseler yok
gel yaşamı çalalım öyleyse
paylaşalım iki görüşme arasında
gel birlikte taşın halinden bir şeyler anlayalım
gel şeyleri bir an önce görelim
bak
fıskiyenin ibreleri
havuzun saat safhasında
zamanı bir toza dönüştürmekte
gel suskun satırımdaki bir sözcük gibi eriyip su ol
gel aşkın ışıltılı zerresini avuçlarımda erit
ısıt beni
ve birinde Kaşan Çölü'nde hava bulutlandı
ve yoğun bir sağanak bastırdı
işte o zaman bir taşın arkasında üşüdüm
ve bir gelinciğin sobası ısıttı beni