Bir ışık yakma bu satırlara aydınlanmasın sayfalar, annen seni hiç uyutmayacak kız çocuğu. Diğer gecelerde olduğu gibi yine o insanın sinirine dokunan sesini duyuyorum. Dünyanın en kötü sesine sahipsin. Kulak zarıma zarar veriyorsun. Seni kimse uyutamıyor. Bütün gece tek söylediğin, "Anne," demek. Adımı sayıklayarak ağlıyorsun. Senin bir annenin olmadığını söylüyorlar. "Benim annem var," diyorsun. "Aynı zamanda onun da annesi, benim de annem."Babanı istiyorsun, babanın da olmadığını söylüyorlar. Bu sefer de, "Herkesin anne babası var, benimkiler yaşarken niye ölü gibiler?" diye soruyorsun. Sesini duymamak için müziğin sesini artırdığım oluyor. Sen bu gece de anne diye ağlayarak uyu. Ancak anne diyerek uyuyabilirsin, annenle değil, kız çocuğu. Seni hiç uyutmayacağım.
"eğer şanslı bir adamsam bunları ayık olduğunda da duymak istiyorum. sen bu haldeyken kelimelerini senden izinsiz alıyormuşum gibi hissediyorum ve mahira, sabah uyandığında dediğim hiçbir şeyi hatırlamamış olmanı umuyorum." "neden?" "çünkü ortada bana güvenen iki abin var, güzelim." acı çektiğini hissediyordum. kalbimin üstünde atan kalbinde acıyı hissediyordum. "abimler seni sever." "ama kız kardeşlerini daha çok severler." "peki, ya sen?" bu sorunun cevabını hatırlamak istiyordum. "en çok beni mi seviyorsun yoksa abimi mi?" sancak'ın kahkahası odada yankılanırken, "bu soruyu her yıl sormaktan vazgeçmeyeceksin, değil mi?" dedi. "ama sen de hep cevaplamıyorsun!" dedim. burnumu çekerek isyan ettiğimde içini ah, der gibi çekti. "cevaplıyorum ama fark etmiyorsun," dedi. sesindeki sitemde kızgınlık da vardı ama bana niye kızıyordu? "düşün, küçük yıldızım. kime bakarken içim gidiyor, bir düşün." saçımı okşadığında içimi delip geçen sesiyle, "hadi, uyu," dedi. "böyle uyumak istiyorum," diye mızmızlandım. "sana sarılıp uyumak istiyorum." "böyle uyuyamayız." yanağımı okşadı. "isteğin dışında sana asla dokunmam ama ben erkeğim," diye sitem ettiğinde inatla kaslarına daha da gömüldüm. huzuru bulmuştum ve ayrılmaya asla niyetim yoktu. "bana zarar vermezsin." "asla vermem," diyen sesi sert çıkmıştı ancak benimkinden büyük olan avcu saçımı okşadıktan sonra kulağıma fısıldadı. "şimdi uyu, mahi'm." "hayır, cevaplamıyorsun."
Sayfa 192·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Açma pencereni, perdeleri çek: Monna Rosa, seni görmemeliyim. Bir bakışın ölmem için yetecek; Anla Monna Rosa, ben öteliyim ... Açma pencereni, perdeleri çek. Zaman çabuk çabuk geçiyor Monna; Saat on ikidir, söndü lambalar. Uyu da turnalar gelsin rüyana, Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar; Zaman çabuk çabuk geçiyor Monna. Akşamları gelir incir kuşları, Konarlar bahçemin incirlerine; Kiminin rengi ak, kiminin sarı. Ah, beni vursalar bir kuş yerine! Akşamları gelir incir kuşları ...
Şiir
Gelecek olan bekletmez zaten yat uyu :)
Geleceğine yüzde yüz emin olduğum günler beklerken uyuyakalırdım. Kapıyı tırmalar gibi vurduğu zaman nasıl duyardım rüyamın içinde.
Alıntı
Uyku, bütün tanrıların ve bütün insanların efendisi. Ah, o engin denizin gelgitlerinde dolaşmak. Gençken her yerde uyu-yabilirdim. Bir koltuğa yayılıp, beni sarıp sarmalasın diye içine iyice gömülüp uykunun yeraltı dünyasında kaybolurdum. O konforlu okyanusa balıklama atlar, derinliklerine dalardım.
Uyu! Zalim uyu! Sen uyuyorsun ama, yüreklerde bıraktığın kin uyumuyor.
Anonim Yayınları·Kitabı okudu