Bayan Ming'in Hiç Olmayan On Çocuğu~ #spoiler
Puan vermedi·72 syf.··
2026 13. kitabı
Gerçek ne kadar çıplak ve acımasız olursa olsun, onunla yüzleşmek insanı özgürleştirir. Yalanın estetiğindense gerçeğin soğukluğunu tercih edenlere bu kitap, hayal dünyasına sığınmanın bireysel ve sosyal bedellerini sorgulatıyor. Kurgusal bir dünyada yaşamanın bireyi illüzyonların tutsağı haline getirdiğini ve gerçek anlamda iyileşmesini engellediğini gösteren trajik bir vaka analizi. Öncelikle yazarın rafine ve minimalist üslubunu, kitabın kısacık anlatıya sığdırdığı felsefi derinliğini, lüzumsuz detaylardan arınmış kurgusunu çok sevdim. Her yaşa hitap ediyor. Vurucu ve etkileyici. Ancak kitabın sunduğu bu tatlı ve masalsı anlatımın arka planında derin bir felsefi çelişki ve sarsıcı bir trajedi var. Kitap boyunca Bayan Ming’in kurguladığı çocuk hikayeleri üzerinden Konfüçyüs'ün öğretilerine sıkça atıfta bulunuluyor ama kitabın finali ile bu öğretiler arasında ciddi bir tezatlık mevcut: ​ Konfüçyüsçülük rasyonel, dünyevi ve gerçeğin dürüstçe kabul edilmesine dayanan bir felsefedir. ​Yazar ise felsefedeki "toplumsal uyum" kavramını esneterek, Bayan Ming'in yalanlarını bir bilgelik aracı gibi sunuyor. Üstelik bu "iyi niyetli" görünen yalanlar fabrikadaki diğer kadınların Bayan Ming'i kıskanmasına ve onu dışlamasına neden olarak yalnızlığını derinleştiriyor ve başkarakterin gerçeklik algısını eğip bükerek onu bir şüphe ve manipülasyon sarmalına sürüklüyor. Batılı ve romantik bir "hayal dünyasına sığınma" güzellemesi yapmak adına, ayakları yere basan Doğu felsefesini kendi kurgusuna araç ediyor. Kitabın sonunda Bayan Ming’in aslında hiç çocuğunun olmadığı, tüm bu dünyayı Çin'in katı tek çocuk politikasının ve toplumsal baskıların yarattığı yalnızlıkla baş edebilmek için zihninde kurduğu gerçeği açığa çıkıyor. Aslında derin bir travmanın doğurduğu trajik bir kaçış
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20257,5bin okunma
İnanılmazdı
9/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 05:12
Toskovat'ın bir parfümünü hatırlattı bu kitap. "Age of innocence" parfümünü. Çocukluktan çıkıp travma ile çarpışmak... Zeze aslında zaten yetişkin dünyasına uygun birisiydi, sadece onu anlayan yoktu. Sonra bir gün anlayan birisi çıktı fakat uzun sürmedi Portuganın ölümünün zeze ile paylaştığı araba ile olması da cabası. Arabayla beraber Portuga öldü, fakat arabanın diğer yarısındaki çocuk da öldü aslında. Portuga ve Zeze'nin arasındaki bağ çok kuvvetliydi. Ruhları çok uyumluydu. Bence sadece aşık insanların yaşadığı bir şey değildir uyum Şeker portakalında şeker portakalı bence portugaydı. Şey gibi, "incir reçeli sendin" gibi.
Duygu ve Düşünce
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·275 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
​Zaman geçmiyor, biz değişiyoruz" diyor Zeze. Aslında sadece biz değil; yoldaşlarımız, dostlarımız ve hayata tutunduğumuz dallarımız da bizimle birlikte dönüşüyor. Bazen en büyük hayat arkadaşımız, en kıymetli aile bireyimiz ya da ruhumuzu emanet ettiğimiz o can dostumuz, yalnızca hatıraların tozlu raflarında kalıyor. ​Zeze’nin büyüme sancılarını iliklerine kadar hissettiren bu ikinci kitapta anlıyoruz ki; büyümek biraz da vedalaşmayı öğrenmektir. Belki de olgunluğun ilk adımı, birini sonsuzluğa, hayatın akışına ya da geride kalana uğurlayabilmektir. ​Şeker Portakalı, benim için her zaman hayatımın ilk beş kitabı arasında sarsılmaz bir yere sahip olmuştur. Açıkçası devam kitaplarının, ilk eserin yarattığı o büyülü atmosferi yakalayamayacağına dair önyargımla başladım okumaya. Ancak bu kitap beni yanılttı. Şeker Portakalı hâlâ zirvedeki yerini korusa da, bu devam metni; geçiş döneminin yarattığı o karmaşık duyguları ve içsel sancıları büyük bir ustalıkla, tane tane işlemiş. ​Yine de naçizane bir eleştirim var: Zeze’nin okul dönemindeki huysuzluklarına ayrılan yer, anlatının temposunu zaman zaman düşürmüş. O bölümlerin yerine, karakterin yeni evine ve yeni dünyasına uyum sağlama sürecini, o adaptasyonun sancılı ama bir o kadar da büyüleyici hallerini daha çok okumayı isterdim. Yine de Zeze'nin o hüzünlü serüvenine eşlik etmek, okur için kıymetli bir deneyim.
Güneşi UyandıralımJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 202342,9bin okunma
9/10
·384 syf.··
2026 17. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 17:43
Herkese merhaba Serinin üçüncü kitabıyla geldim. Anné'i büyürken okumak, sanki yıllardır tanıdığım bir arkadaşın hayatına uzaktan eşlik etmek gibi geliyor. Onun hayal gücü hiç eksilmese de yaşadıkları zamanla olgunlaşıyor; sevinçleri kadar kayıpları da derinleşiyor. Belki de bu yüzden Anné'i sadece çocuk edebiyatının bir karakteri olarak görmek haksızlık olur. Her kitabında bana umut etmeyi, değişmeyi ve hayatın sıradan anlarında güzellik bulmayı yeniden hatırlatıyor ve bu bana çok iyi geliyor. Serinin bu kitabında Anné artık Green Gables'tan ayrılıyor. Üniversite hayatına, yeni arkadaşlıklarına uyum sağlamaya çalışıyor. Sınavlarla, gezilerle, edindiği dostluklarla hayatı daha da renkleniyor. Aşk hayatı da tabii. Kendi yakın arkadaşı Diana'nın düğünü, etrafındaki herkesin yavaş yavaş evlenmesi onu etkilese de çizgisinden ve kendi isteklerinden vazgeçmemesi bana daha da yakın hissettiriyor. Ve elbette Gilbert Blythe Duygularını asla çözümleyemeyen Anné'nin son dakikalarda kendine gelişlerini okurken hayatın gerçekçiliği daha da anlamlı hale gelmeye başladı. Neyse ki sonunda doğru kararı verdi karakterimiz. Kitapta yetim kızımız anne ve babasının evine giderek yarım kalmadığını da derinden hissediyor. Bu kitap bana bir kez daha gösterdi ki mutluluk sadece büyük olaylarda değil; dostluklarda, paylaşılan bir sofrada, güzel bir manzarada ya da sevdiğin insanlarla geçirilen sıradan bir günde de saklı. Anné'in dünyasında umut, iyilik ve hayal kurmak hiçbir zaman değerini kaybetmiyor. Belki de bu yüzden seriyi okumaya ara versem de tekrar döndüğümde umutla devam ediyorum. "Gülümsediğimiz sürece hayatın yaşamaya değer olduğuna inanmaya çalışıyorum sanırım." "Bence çoğumuz aslında istemediğimiz şeyler için dua ederiz çünkü yüreğimize dikkatle bakacak kadar dürüst
Yeşilin Kızı Anne 3L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 20205,5bin okunma
John von Neumann - Bilgisayar ve Beyin Üzerine
7/10
·82 syf.·
2026 14. kitabı
İncelemeyi hak eden bir yazar ve kitap olduğunu düşünerek başlamak istiyorum. Bilgisayar ve Beyin John von Neumann Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en eski ve en seçkin akademik ders serilerinden biri olan Silliman Konferansları’nı vermek, tüm dünyadaki akademisyenler arasında bir ayrıcalık ve onur olarak kabul edilir. Geleneksel olarak öğretim görevlisinden yaklaşık 2 haftalık bir süre boyunca bir dizi konuşma yapması, ardından derslerin el yazmasını Silliman Konferansları’nın evi ve merkezi olan Yalze Üniversitesi’nin himayesinde yayınlanacak bir kitap haline getirmesi istenir. John von Neumann’da bu ayrıcalıklı kişilerden birisiydi. Neumann kariyer olarak Zürih Teknik yüksek okulu’nda ve Budapeşte Üniversitesinde kimya ve matematik okudu. 1927 yılında Berlin üniversitesinde doçent olarak atandı, bunların dışında Hamburg üniversitesinde bir yıllık misafir öğretim üyesi, Princeton’da akademik kadroya katılarak ABD’de kalıcı olarak yerleşti. Neumann’ın bilimsel ilgisi; kuantum, matematiksel mantık, ergodik, sürekli geometri, işlemciler, soyut matematik, kuramsal hidrodinamik, diferansiyel denklemler, nükleer fizik ve fiziğin uygulamalı alanları olmuştur. Yer aldığı projeler ENIAC, JONIAC. Neumann Joniac projesinde beyin ve işleyişi hakkkında çalışmalara başlayıp nöroloji ve psikiyatriye merak salmıştır. Çevresinde bu tür uzmanların olmasını istemiş ve bunlarla temaslar kurup konferanslar düzenlemeye başlamıştır. Silliman konferanslarıyla da bu işi geliştirmeyi ve büyütmeyi düşünmekteydi. 1955de talihsiz bir haber sonrası Neumann’a kemik kanseri teşhisi konuldu ve aniden hastalığın verdiği olumsuzluklarla donuklaştı. Silliman konferansları için hazırladığı notları bir yandan düzenlemeye çalışıp alanında çalışmalar yapmaya devam etmekteydi. 1956 ocak ayında tekerlekli
Bilim
Bilgisayar ve BeyinJohn von Neumann · Tübitak Yayınları · 202364 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 83. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 16:33
Psikoloji alanında neredeyse hiç okuma yapmamama rağmen bu kitabı görür görmez okumak istedim. Yazardan okuduğum ilk kitap olmasına rağmen oldukça rahat ve keyifli bir şekilde okudum. Kitap 12 bölüme ayrılmış, kısa ama bir o kadar da kapsamlı bir eser. Bu yüzden sindire sindire, altını bol bol çizerek okudum. Kitabın temel konusu insanın yaşamdaki yeri ve konumu. Bunun yanında aşağılık duygusu, üstünlük kompleksi, rüyalar, çocukluk, sosyal uyum ve evlilik gibi birçok konuya da değiniyor. Kısa olmasına rağmen örneklerle desteklenmiş, dolu dolu bir içerik sunuyor. Okuduğum bazı şeylere ilk başta şaşırsam da üzerinde düşününce oldukça mantıklı geldi. Yazar, aslında herkesin belli ölçüde aşağılık duygusuna sahip olduğunu, bunun anormal bir durum olmadığını ve insanın yaşamını, ilişkilerini ve davranışlarını nasıl etkilediğini başarılı örneklerle açıklıyor. Psikoloji denince akla sıkıcı ve ağır kitaplar gelebiliyor ancak bu kitap tam tersine oldukça akıcıydı. Verdiği örnekler sayesinde anlatılanları anlamak kolaylaşıyor ve okuma süreci çok daha keyifli hale geliyor. Psikolojiye giriş yapmak isteyenler için güzel bir başlangıç kitabı olduğunu düşünüyorum.
Yaşama SanatıAlfred Adler · Cem Yayınevi · 20203,690 okunma