Puan vermedi·392 syf.··
2026 74. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 11:14
Herkese merhabalar Bugün sizlere The Kitap Yayınları 'nın baskısı olan mükemmel çift kitabı ile geldim. Yazarımız Ruth Ware'den daha önce O Kız kitabını okudum tek kelime ile kalemi muhteşem Bu kitap tam anlamıyla ‘bir sayfa daha okuyayım’ derken kendimi olayların içinde bulduğum bir gerilim oldu. Düşünsenize; büyük bir ödül vaadiyle başlayan bir reality programı… Ama kamera önündeki eğlenceli görüntülerin yerini kısa sürede korku, şüphe ve hayatta kalma mücadelesi alıyor. Bir anda herkesin bildiği kurallar değişiyor ve asıl soru şu oluyor: Bu adadan kim çıkabilecek? Adada mahsur kaldıkça gerilim öyle güzel yükseliyor ki sürekli karakterlerle birlikte ben de ‘şimdi ne olacak?’ diye düşündüm. Kime güveneceğimi bilemedim, çünkü herkesin sakladığı bir taraf vardı. Dostluklar, korkular ve hayatta kalma içgüdüsü birbirine karışınca ortaya oldukça sürükleyici bir hikâye çıktı. Connor ise tam anlamıyla ‘ondan uzak dur’ dedirten karakterlerden biriydi. Soğukluğu, tavırları ve yaptıklarıyla hikâyenin gerilimini yükselten, sinir bozucu ama merak uyandıran bir karakterdi. Mükemmel Çift bana sadece bir yarışma hikâyesi değil; insanların zor şartlarda gerçek yüzlerini gösterdiği, güvenin ne kadar kırılgan olduğunu anlatan bir hayatta kalma hikâyesi sundu. Her bölümde tansiyon biraz daha yükseldi, her sayfada yeni bir soru bıraktı. Gerilim, gizem ve bolca ters köşe sevenlerin seveceği, temposu hiç düşmeyen bir kitaptı. Kitabı okurken bana eşlik eden Gökhan Ülgerli Serap Asya Seferoğlu Alican @keskeherkes_gulse teşekkür ederim harika bir okuma oldu benim için #reklamdegıl #leylanınkitapları
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202678 okunma
Çarkların dişleri arasında bir yaşamla nasıl mücadele edilir?
7/10
·328 syf.·
2026 13. kitabı
Rachel Kushner, 1968 doğumlu Amerikalı bir yazar. California Üniversitesi’nde Siyasal İktisat okuduktan sonra Columbia Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık eğitimi almış. Genellikle siyasi gelişmeleri, toplumsal sorunları ve farklı alt kültürleri eserlerinde ele almayı tercih ediyor. İlk romanı "Küba’dan Teleks (2008)" ile dikkat çeken yazar, 70'lerin sanat ve siyaset dünyasını işlediği "Alev Püskürtenler (2013)" ve ABD hapishane sistemini anlattığı "Salon Mars (2018)" kitaplarıyla tanınıyor. Son olarak "Creation Lake (2024)" adlı romanı yayımlanan yazar, kariyeri boyunca Booker, Ulusal Kitap Ödülü, Fransa'nın saygın Prix Médicis gibi prestijli edebiyat ödüllerinde finale kalmış. Gerçekçi gözlemleri ve toplumsal konulara yaklaşımıyla günümüz edebiyatının dikkat çeken isimleri arasında yerini bulmuş. Ayrıca, Kushner’ın yalnızca bir romancı değil, aynı zamanda çok güçlü bir deneme yazarı olduğunu da belirtmek isterim. Yazarın "The Hard Crowd: Essays 2000–2020 (2021)" adlı yirmi yıllık siyaset, sanat, müzik, adalet sistemi ve kişisel anılarını içeren ödüllü deneme derlemesi ve "The Strange Case of Rachel K (2015)" adında yayımlanmış bir kısa öykü derlemesi de bulunuyor. Kushner ile ilgili bir diğer önemli ve dikkatimi çeken detay ise kitap yazarken adeta bir gazeteci gibi derin araştırmalar yapması oldu. Çünkü "Salon Mars" romanını yazabilmek için yıllarca Kaliforniya'daki kadın hapishanelerini ziyaret etmiş, mahkumlarla ve gardiyanlarla görüşmeler yapmış. Yeni romanı "Creation Lake" için ise Fransa'nın kırsalındaki aktivist komünleri ve mağara tarihini yerinde incelemiş. Bu bakımdan araştırmacı yönünü takdir ettim. "Salon Mars", Amerika’daki kadın cezaevi sistemini, yoksulluğu ve hukuk sisteminin açıklarını birçok karakterin kesişen hayatları üzerinden anlatmaya çalışan bir
Edebiyat
Salon MarsRachel Kushner · Siren Yayınları · 2024194 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 02:30
SPOİLER İÇERİR! Birinci kural: Kurallara uy. Üçüncü kural: Babagoo her zaman haklıdır. Dördüncü kural: Sadece Babagoo'ya inan. Beşinci kural: Korkunç kulak ver. Altıncı kural: Hiçbir işaretin olmaması bir işaret olabilir Yedinci kural: Asla dolaba dokunma. Sekizinci kural: Binlerce gün Dışarda'n gelmesem bile beni aramaya gelme. Dokuzuncu kural: Açgöz gelince saklan. Onuncu kural: Ortalıkta başıboş dolaşma. On birinci kural: Şişen hayvanlardan uzak dur. On ikinci kural: Asla duvarın üzerine çıkma. On dördüncü kural: Günlük işleri tamamlamak gerekiyor. On beşinci kural: İçeri'yi onun bizi koruduğu gibi koru. On altıncı kural: Bıçağını unutma. Yirmi birinci kural: İçerideki hayvanlara asla zarar verme. Yirmi ikinci kural: Geceleri Yuva'dan çıkmak yok. Yirmi dördüncü kural: Yükseklere çıkma. Yirmi altıncı kural: Tuzakların görünmediğinden emin ol. Yirmi yedinci kural: Kakaları bırak ama onları aynı yere yığma. Yirmi sekizinci kural: Eğer bir Dışarılı seni görürse İçeri'den uzaklaş ve güvende olana kadar saklan. Yirmi dokuzuncu kural: Bir Dışarılı seni yakalarsa boğazını kes, üzerini çöplerle ört. Sonra mümkün olduğu kadar hızlı ve dikkatli bir şekilde İçeri'ye dön. Otuzuncu kural: Buzdolabının kapısını her zaman kapalı tut. Babagoo, Landfill’i Dışarı'daki tehlikelerinden korumak için sert kurallar koyuyor ve ona dışarısı hakkında korkutucu hikayeler anlatıyor. Ancak Landfill büyüdükçe, her çocuk gibi sınırların ötesini merak etmeye, Babagoo’nun otoritesini ve "İçeri'yi ve bizi korumak için söylenen yalanları" sorgulamaya başlıyor. ... Modern dünya bize sürekli tüketmeyi ve eskiyen her şeyi arkamıza bakmadan fırlatıp atmayı öğretiyor. Peki, bizim "çöp" deyip geçtiğimiz o atıklar, bir başkasının tüm evreni olsaydı? Darren Simpson, Çöpçüler romanında tam olarak bu sorunun
ÇöpçülerDarren Simpson · Genç Timaş Yayınları · 2020680 okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 152. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 00:00
"İSTEDİĞİM İNSAN OLMA YOLUNDA" "İnsanın ruhsal yolculuğu bir merdiven gibi değil, bir sarmal gibi ilerler; aynı noktaya benzer duygularla dönsek de her dönüşte yeni bir farkındalık kazanmış oluruz." Hayat uzun bir yolculuk. Kimimiz dümdüz yolda giderken kimimiz kaygan, taşlı, dik yokuşlardan geçiyoruz. Bazen bir tümsek sarsıyor bizi, bazen uzun bir düzlük yanıltıyor. Biz ise bu yolculukta sadece sınırlı yolcularız. Bu yolculukta en çok ihtiyaç duyduğumuz şey nedir? Çoğumuz “reçete” deriz. Bize ne yapacağımızı söyleyecek, bizi hızla iyi hissettirecek bir cümle, bir formül ararız. Ama ya iyi hissettiren cümleler, tam da bu yüzden bizi asıl gerçeklikten uzaklaştırıyorsa? “Kendine güven”, “pozitif kal”, “kimseye ihtiyacın yok”, “her şey senin elinde”… Bu cümleler kulağa ne kadar tanıdık, değil mi? Ancak bu reçetelerin çoğu, insanın kırılganlığını yok sayan, eksik ve indirgemeci bir dil taşıyor. “İstediğin insan olmak” denildiğinde akla gelen ilk şey, çoğu zaman “daha başarılı, daha güçlü, daha mutlu” olmak oluyor. Oysa istediğimiz insan, belki de tam tersine, kırılganlığına evet diyebilen, başarısızlığıyla yüzleşebilen ve mutsuzluğunu inkar etmeyen biridir. Her insanın içinde sessizce yankılanan bir soru vardır: Gerçekten ben kimim? Ve daha da önemlisi, kim olmak istiyorum? Bu soruların peşine düşmek, insan olmanın belki de en kadim ve en kıymetli yolculuğudur. “İstediğim insan olma yolunda” olmak, bir varış noktasına ulaşmaktan çok, yürüdüğümüz yolun kendisidir. Ve bu yol, göründüğü kadar düz ve aydınlık değildir; inişleri çıkışları, kaygan taşları, derin tümsekleri ve bizi bekleyen karanlık virajları vardır. Gerçek yolculuk, popüler söylemlerin dayattığı bu “kusursuz insan” illüzyonundan sıyrılmakla başlar. Çünkü sahte bir hedefe yürümek, insanı kendi gerçekliğinden
Edebiyat
İstediğim İnsan Olma YolundaEsra Oras · Timaş Yayınları · 202626 okunma
Puan vermedi·324 syf.··
2026 9. kitabı
Hayatı ve yaşamıyla en tartışılan padişahlar arasında olan 2. Abdülhamid'in 33 yıl süren saltanatının tahttan indirilişiyle son bulmasından sonraki dönemi anlatılmıştır bu kitapta. Mekan ve yer olarak kitapta geçen atmosfer sürgüne gönderildiği Selanik şehrindeki Alatini Köşkü'dür ağırlıklı. Yazım için yararlanılan kaynak, sürgün sırasında kendisi ve maiyeti ile ilgilenmesi için vazifelendirilen Doktor Atıf Hüseyin Bey' in hatıratlarıdır. Kitabın ilk yarısında daha çok sürgün yerine ve köşke alışma sürecine, düzenin oturtulmaya çalışmasına yer verilmektedir. Adeta minimal bir saray hayatı oluşturulmaya çalışılmış, mütavazi da olsa konfor sağlanmaya çaba harcanmış. Bunlar detaylandırılmış. İkinci yarısında ise Abdülhamid'in fikri yapısı, hatıraları, düşünceleri yansıtılmış. Hatıratları yazan doktor aslen muhalif bir görüşe sahip. Abdülhamid'in saltanat dönemine eleştirel bakan birisi. Yazarımız kitabın genel kurgusunda bir denge gözetmiş. Salt eleştirel ya da övücü bir yönlendirme yok. Bu yönüyle daha keyifli olmuş. Servetin ve gücün döngüselliğine güzel örnek teşkil eden güzel bir kitap olmuş. Yazarın sade, yalın, keyifli dili her zamanki gibi yoruculuktan uzak sürükleyiciliği arttırıcı. Dönemi hissettirici yanları mevcut bir tarihi roman diyebiliriz.
Kaplanın SırtındaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202215,6bin okunma
Bu kitap bir çocuk kitabı değil
2/10
·145 syf.··
2026 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 15:01
Son zamanlarda okullarda sıkça karşımıza çıkan ve ne yazık ki yakın zamanda bir tanıdığımızın ilkokula giden oğlunun da maruz kaldığını üzülerek öğrendiğim bir sorun var: Akran zorbalığı. Erken çocukluk döneminde yaşanan bu tarz olumsuz deneyimlerin, çocukların ruh dünyasında ömür boyu taşıyacakları derin yara izleri bırakabileceğini çok iyi biliyorum. Ben de bir anne olarak, biraz daha bilgilenmek, en azından olası sorunlar karşısında ne gibi çözüm yolları üretebileceğime dair fikir edinmek amacıyla Rıfat Batur’un Zorbalık kitabını elime aldım. Ancak okuma deneyimimin sonunda söyleyebileceğim ilk ve en net şey şu ki: Bu kitap kesinlikle bir çocuk kitabı değil. Bir çocuk kitabından beklenen en temel şey, işlediği temada çocuğun dünyasına yapıcı bir katkı sunması, empatiyi geliştirmesi ve kriz anlarında doğru çıkış yollarını göstermesidir. Ne var ki bu eser, zorbalıkla mücadele noktasında çocuklara koruyucu bir fikir vermek bir yana; adeta "nasıl zorba olunur ve bu durumdan nasıl sıyrılınır?" sorusunun el kitabı gibi tasarlanmış. Kitabın ana karakteri olan zorba Okan, yaptığı her zorbalıkta kendisine bir şekilde çıkış yolu buluyor, arkasına sığınacağı bahaneler üretiyor ve her seferinde bir şekilde paçasını kurtarmayı başarıyor. Metin, zorbalığın yanlışlığına odaklanmaktan ziyade, Okan'ın bu sistemi nasıl başarıyla yürüttüğünü anlatıyor. Kitabın finalinde, diğer çocukların bir araya gelip birlik olarak Okan’ın zorbalığına "dur" demesi, o ana kadar inşa edilen yanlış mesajların yanında ne yazık ki çok cılız kalıyor ve hiçbir anlam ifade etmiyor. Hele ki ilkokul çağındaki çocukları hedefleyen bir kurguda, ana karakterin hoşlandığı kız olan Ezgi’den " bir öpücük beklediğini" söylemesi, benim için bardağı taşıran son damla oldu. Çocuk dünyasının masumiyetinden uzak bir
ZorbalıkRıfat Batur · 02 Yayıncılık · 201539 okunma