"Üzülmeyin, Ulaş, hiç üzülmeyin, ben zaten Orhan'ın gidişine herkese yetecek kadar üzüldüm. Kimseye kalmadı daha fazla üzüntü. Bütün üzüntüleri üzüldüm ben, bir de siz üzülmeyin."
Gözlerim doldu. Gözlerimin dolduğunu gördü. Birinin güven veren şahitliğini, o yumuşak alanı bulur bulmaz, duramadılar daha fazla, gözyaşlarım tıpır tıpır iniverdi aşağı.