"Bilim, hastalıkların ve ağır işlerin yükünü hafifletmiş, çevremiz ve rahatımız için yararlı aletler üretmiş olabilir, ama bize gizemsiz bir dünya bıraktı. Günbatımlarımızdan artık dalga boyları ve frekanslarla bahsediliyor. Evrenin karmaşası matematiksel denklemlere indirgendi. Hatta insan olmanın kıymeti bile ucuzlatıldı. Bilim, Dünya Gezegeni ile onun üstünde yaşayanların, evrensel boyutta önemsiz noktacıklar olduğunu söylüyor. Kozmik bir kaza." Duraksadı. "Bizi birleştirmeyi vaat eden teknoloji bile bizi birbirimizden ayırıyor. Artık her birimiz tüm dünyayla elektronik bağlantı içindeyiz, ama aslında son derece yalnızız. Vahşet, ihtilaf, ayrılık ve ihanet bombardımanına tutulduk. Şüphecilik fazilet oldu. Alaycılık ve kanıt talebi, aydınlanmış düşünce diye kabul ediliyor. İnsanlığın artık tarihteki herhangi bir dönemden çok daha fazla buhrana sürüklenmesine ve hayal kırıklığına uğramasına şaşmamak gerek. Bilimin kutsal saydığı herhangi bir şey var mı? Bilim, doğmamış ceninleri inceleyerek cevaplar bulmaya çalışıyor. Hatta bilim kendi DNA'mızı yeniden sıraya dizmeye cüret ediyor. Anlam aramak adına Tanrı'nın dünyasını gitgide daha küçük parçalara ayırıyor...ve tek bildiği aslında daha fazla soru."
Sayfa 387·Kitabı okuyor
1000Kitap
Bu yüzden dünyaya geldiğinden beri insan insanı öldürüyor ve yıldızlardan başka seyircisi olmayan bu vahşet asla bitmiyordu.
Sayfa 192·Kitabı okuyor
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Amerikalılardan daha vahşi bir kabile var mıdır?
Sayfa 42 - Domingo·Kitabı okudu
Ey eski çağların cihangir Asya ordularının kahraman askerlerinin torunları olan muhterem din kardeşlerim! Beşyüz senedir yattığınız yeter! Artık Kur'anın sabahında uyanınız. Yoksa Kur'an-ı Kerim'in güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrasında yatmakla, vahşet ve gaflet sizi yağma edip perişan edecektir. Kur'anın mecrasından ayrılarak birleşmeyen su damlaları gibi toprağa düşmeyiniz. Yoksa toprak gibi sefahet ve şehvet-i medeniye sizi emerek yutacaktır. Birleşen su damlaları gibi, Kur'an-ı Kerim'in saadet ve selâmet mecrasında ittihad ederek, sefahet ve rezalet-i medeniyeyi süpürüp, bu vatana âb-ı hayat olan, hakikat-ı İslâmiye sularını akıtınız.
Demek ki 'Karanlık' Ortaçağ tabiri de yanlışdır. Ortaçağ pek çok bakımlardan adamakıllı 'aydınlık' bir çağdı. insanlık Tarihi'ndeki etnik vahşet, dinsel vahşet bütün iğrençliğiyle asıl 'Yeniçağlar' da başlar! ! ! işte Enkizisyon, işte Sen Bartelmi Kıtali, işte Yahudi ve Mağribiler'in ispanya'dan, doğru su iberik Yanmada'nın tümünden kovulması olayı. . . işte, sözümona pek 'terakki-perver' Nantes Fermanı'na tekaddüm eden olaylar . . . İşte 1879-1913 arası Balkanlar'daki Türk Varlığı'na nere deyse son veren 'etnik temizlik' !!! Ve daha birçok başka örnekler. . . Hayır, hayır . . . Ortaçağ o kadar da 'karanlık' bir çağ değildi. .. Cermen ülkeleri ayn hikaye . . .
Sayfa 62
"Vahşet olmayınca sen de olmayacaksın. İğrenç ayinleriyle seni her nereden çağırdılarsa oraya döneceksin "