Part 1 - İslam Fetihlerinin Öncesinde Akdeniz'in Dönüşümü
Her şey, Romalıların doğal sınırlarına ulaşmasıyla başladı. Fetihler durduğunda uzun, 180 yıllık savaşsız bir "Pax Romana" (Roma Barışı) dönemi yaşandı. Ancak sorun şu ki, Roma'nın zenginliği ganimet ve yağma üzerine kurulu bir sistemle işliyordu. Yeni para akışı durduğu için bu refah dönemini, bitmek bilmeyen krizler, enflasyonlar ve iç savaşlar takip etti. 3. yüzyıl krizi denilen bu dönemde sayısız general başa geçti ve devrildi. Tüm bunların üstüne doğudan, Karadeniz'in kuzeyinden Hunların da baskısıyla Cermen kavimleri batıya akın akın gelmeye başladı. Aslında bu Cermen akınları yeni değildi; Roma asırlardır Cermenlerle savaşıyor, onları asimile edip yavaş yavaş kendi bünyesine katıyordu. Fakat bu sefer arkalarında Hunların itici gücüyle devasa sayılarda geldiler. Doğal olarak imparatorluk, bu barbar dalgasını öncekiler gibi absorbe edemedi. ​Roma'nın sınırları, barbar akınlarını tek bir merkezden yönetilemeyecek kadar devasaydı. İşte bu yüzden sınırların iki merkezden yönetilmesine karar verildi ve 395 yılında imparatorluk kalıcı olarak ikiye bölündü. Aslında bu bölünme yeni bir olay değildi; Roma zaten yüzyıllardır 2'ye, 4'e ve 6'ya bilinçli ve kontrollü şekilde bölünüyor, eş imparatorlar tarafından ortaklaşa yönetiliyordu. 395'teki bölünmenin farkı, bunun kalıcı olması ve bir daha geri birleşememesiydi. ​Roma bölündükten sonra Batı tarafı, Doğu kadar şanslı değildi. Doğu; Mısır, Filistin, Suriye ve Anadolu gibi zengin eyaletlere sahipti. Altın ve ganimet için gelen barbarlara rüşvet ve haraç ödeyip onları kardeşine, yani Batı tarafına püskürtüyordu. Batı'nın Doğu kadar altını olmadığı için savaşmak zorunda kaldı. Kendi halkı yüzyıllardır hadarileşmiş, refah içinde yozlaşmış ve asabiyesi zayıflamıştı; doğal olarak bu korkusuz, vahşi, taze, genç ve güçlü
Din
İLGİ DUYDUĞUNUZ ALANA GÖRE ÖNERİLER.
İlgili Alanlar: Psikoloji, mitoloji, botanik, felsefe, dil ve kökenleri, müzik, sanat tarihi, gastronomi, edebiyat. 1. PSİKOLOJİ 📚 Kitap İnsanın Anlam Arayışı – Viktor E. Frankl (Toplama kampı deneyimlerinden doğan, varoluşçu psikoterapinin temel taşı.) Hafifçe Bir Silkinsek? – Engin Geçtan (Türkiye’nin en değerli psikiyatristlerinden, insan ilişkileri ve çağın getirdiği yabancılaşma üzerine.) Düşünme, Hızlı ve Yavaş – Daniel Kahneman (Zihnimizin kararları nasıl aldığını ve bilişsel yanılsamaları anlatan Nobel ödüllü başyapıt.) 🎬 Film Shutter Island (Zindan Adası) – Yön: Martin Scorsese (Algı, travma ve savunma mekanizmaları üzerine kusursuz bir psikolojik gerilim.) Memento (Akıl Defteri) – Yön: Christopher Nolan (Anterograd amnezi [yakın hafıza kaybı] ve kimlik inşasını ters kronolojiyle işleyen bir yapıt.) Persona – Yön: Ingmar Bergman (İnsan ruhunun maskelerini [persona] ve kimlik çözülmesini anlatan sinema klasiği.) 🎙️ Podcast Merdiven Altı Terapi – Deniz Dülgeroğlu Anlam Arayışı – Umut Ateş Hidden Brain – Shankar Vedantam (NPR) (İngilizce; insan davranışlarının arkasındaki bilinçaltı kalıpları inceliyor.) 📄 Makale / Akademik Eser "Grup Psikolojisi ve Ego Analizi" – Sigmund Freud "Kitlelerin Psikolojisi" – Gustave Le Bon (Kitle davranışlarını anlamak için temel metin.) "The Magical Number Seven, Plus or Minus Two" – George A. Miller (İnsan hafızasının sınırlarını belirleyen, bilişsel psikolojinin en ünlü makalelerinden biri.)
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
21. yüzyıl insanı, tarihin en büyük paradokslarından birini yaşıyor: Bilginin hiper-enflasyonuna maruz kalırken, anlamın derin kıtlığını çekiyoruz. Dijital simülasyonlar, algoritmalar ve sürekli bir "görünme" arzusu, insanı kendi özünden koparıyor. Modern kent yaşamı ve dijital ekosistem, bireyi sürekli bir rasyonellik, nezaket ve uyum kalıbına zorlarken, insanın derinliklerinde bastırılmış, ehlileştirilemez bir kaos yatar. Sigmund Freud bu çelişkiyi, "İnsanın aynı zamanda uygar bir varlık olmaya çalışması trajik bir durumdur. Sonuç, uygarlığın kaçınılmaz huzursuzluğudur" diyerek çarpıcı şekilde ortaya koyar. Freud burada insanı trajik bir özne olarak konumlandırır; çünkü insan, doğası gereği dürtüsel bir kökene sahipken, varlığını sürdürebilmek için kültürel normlara boyun eğmek zorundadır. Ve Arthur Schopenhauer’ın dediği gibi, "Hayat, bir sarkaç gibi acı ile can sıkıntısı arasında gidip gelir." Modern insan, arzularının peşinde koşarken acı çeker; onları toplumsal baskıyla bastırdığında ise anksiyeteye mahkum olur. Araya girmeme izin verin;))) yani sabahları alarmı üç kez erteledikten sonra yataktan fırlayıp, kahve bardağını kapıp metrobüse yetişmeye çalışırken hissettiğiniz o gizli "her şeyi yakıp yıkma" arzusu var ya? İşte o tam olarak Freud'un bahsettiği hayvani dürtülerinizle, plaza insanı olma çabanızın tatlı bir savaşı. Medeniyet sizden her sabah güler yüzlü bir günaydın bekliyor ama içinizdeki mağara adamı hala elinde sopayla dolaşıyor. Kabul edelim, modern insan dediğimiz canlı, aslında şık takım elbiseler giymiş kronik bir anksiyete yumağından başka bir şey değil! Neyse..... Günümüzün dijital dünyası, bu baskıyı daha da derinleştiren modern bir Panoptikon’dur. Filozof Jeremy Bentham’ın tasarladığı ve Michel Foucault’nun felsefeye
Edebiyat
IŞİD’in 2014 yılında Şengal’de (Sincar) Ezidilere yönelik gerçekleştirdiği katliam ve sonrasında kurduğu kölelik düzeni, 21. yüzyılın en büyük insani trajedilerinden biri olmasının yanı sıra"fıkhın tarihsel evrimi ve modern konsensüs (icma)" fikrine indirilmiş en vahşi darbeydi. IŞİD, ana akım İslam dünyasının yüzyıllar içinde geliştirdiği yasal dönüşümü, uluslararası anlaşmaları ve insani normları tamamen "dinden çıkma" (tekfir) sebebi sayarak, erken orta çağ savaş hukukunu kelimesi kelimesine ve en acımasız biçimiyle yeniden canlandırdı. IŞİD, esir aldığı Hristiyan veya Şii kadınlara kıyasla Ezidi kadın ve kız çocuklarına çok daha sistematik bir vahşet uyguladı. Bunun arkasında tamamen teolojik bir manipülasyon vardı. İslam hukukunda Hristiyan ve Yahudiler "Ehl-i Kitab" (Kitap Ehli) kabul edildiği için belirli haklara sahipti. IŞİD ise Ezidiliği tamamen İslam dışı, tek tanrılı olmayan bir "paganizm/müşriklik" olarak tanımladı. Klasik fıkıhtaki en sert savaş kurallarını Ezidilere uygulayarak, mülklerine ve canlarına el koymayı, kadınlarını ise "ganimet" (cariye) yapmayı kendince helal kıldı. Örgüt, İngilizce yayın organı Dabiq dergisinde "Köleliğin Yeniden Doğuşu" başlıklı bir makale yayınladı. Burada, köleliği kaldırmanın Batı hegemonyasına boyun eğmek olduğunu, şeriatın bu hükmünü terketmenin Müslümanları dinden uzaklaştırdığını iddia ettiler. Yani köleliği bir tür "dini vecibeyi yerine getirme ve kimlik savaşı" haline getirdiler. İnanılması güç ama 21. yüzyılda, akıllı telefonların ve sosyal medyanın gözü önünde Rakka ve Musul’da kelimenin tam anlamıyla "Esir Pazarları" kuruldu. Kadınlar ve hatta 9-10 yaşındaki kız çocukları zincirlenerek, numaralandırılarak sergileniyor; örgüt üyelerine, yabancı savaşçılara birkaç yüz dolar karşılığında satılıyordu. Örgüt, bu
1000Kitap
HER OKUDUĞUMDA KALBİMİ BURAKTIĞIM O BOOKBOYFRIENDS’LERİMM
1000Kitabın kalpiii ,eski akımları tejkrar çıkaran ve kendi akım oluşturan ۶ৎ Ophelia ÇOOOOK teşekkür ederiiim💖💝 herkes favorilerini yazıyyoor , ben de buraya kendi mini listemi bırakmaya geldimm İlk sırayı tabii ki tek bir kişiye ayırıyorum: 🌙 Cinder ➡️Thorne. O biraz egolu olabilirr ama tatlı ukalalıkları ve aslında içten içe ne kadar korumacı ve sadık olduğu gerçeğii onu çok tatlı kılıyorr 🚀 Gelelim listeyi tamamlayan ve kalbimin ritmini değiştiren diğer isimlereee: 🐺 Scarlet ➡️Wolf. Kitaptaki o vahşi ama Scarlet’ın yanında adeta uysal bir dosta dönüşen o kırılgan hali, sadakati... Gerçekten onun gibisi bir daha gelmez seriye, kalbimi bıraktım 🥺❤️ 🏹 Açlık Oyunları ➡️Haymitch Abernathy (Gençliği/Geçmişi). Çeyrek Asır Oyunları'ndaki , kimseye müsaade etmeyen cool ve asi tavrı... Onun o gizemli ve yaralı geçmişine karşı zaafım var, ne derseniz deyin☺️ ⚡ Harry Potter ve Azkaban Tutsağı ➡️Sirius Black. O asi, kuralları yıkan, motoruna atlayıp giden ama sevdikleri için canını verecek kadar sadık "bad boy" enerjisi... Listemde hep çok ayrı bir yerdedir kendisi 🖤 🔱 Percy Jackson ve Yunan Tanrıları ➡️Luke Castellan.Karakterinin o karmaşık yapısı, içindeki o bitmek bilmeyen savaşııı aslında Percy ninde benim için ayrı bir yeri vaar... Beni her zaman Percy'den bir tık daha fazla çekmiştir, haksızlık edemem 🗡️💔 🔍 İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi ➡️Ravi. Kızın gönderisinde de vardı ama bu çocuğu listeye eklememek Ravi'ye hakaret olurdu. Pip'e olan o koşulsuz desteği, tatlılığı ve her riski beraber göze alışı... Tam bir "green flag" abisesi 🌿 Benim listem biraz karma ve sanırım ben birazcık BAD BOY lardan hoşlanıyormuşuum 💖
Sanki sigaranı söndürmüşsün ama beni yakmışsın gibi..
Sanki sigarani söndürmüşsün ama beni yakmışsın gibi ….. “Öldürme beni yok etme Yaşamaya geldim sana Sana çevirdim başımı İttim dünyayı sana çekildim Öldürme beni öldürme Seninle parlayan gözlerimi Yine sen söndürme Geldim işte Çek beni kendine Ölümsüz olmak istemiyorum Ama bırak öleyim seninle” Bırak aksın içimdeki bu nehir senin denizine, Taşmasın, yorulmasın, durulsun dizlerinde. Dünya arkamda bir gölge, sönük bir uğultu şimdi, Ben bütün ışığımı topladım, kurdum gözlerinde. Yaralama beni, çiğneme bu saf teslimiyeti, Kendi ellerimle yıktım sığındığım her kaleyi. Sana soyundum, sana kuşandım bunca sızıyı, Çok görme bana, esirgeme o son merhameti. Bak, buradayım, eşiğindeyim hesapsızca, Ne bir adım geri, ne bir parça ah var dilimde. Vuracaksan da sen vur, razıyım her bir acıya, Yeter ki son nefesim fısıldasın, kalsın teninde. Tutunacak ne bir dal bıraktım geride, ne bir iz,
1000Kitap