Kademe kademe teşviklerle, tahriklerle siyasete alet edilen yeniçeriler Yemişçi Hasan Paşa Vakası'ndan sonradır ki, kılıçlarını çektikleri zaman, haklı veya haksız, sözlerini yürüteceklerini, serkeşliği, küstahlığı kesin olarak öğrendiler.
İş, kendi aralarında anlaşabilmekti, koca bir asker ocağı içinden de bu anlaşmayı temin edecek simalar elbet ki çıkacaktı; işte bu adamlardır ki, artık tarihimizde “yeniçeri zorbaları” adını alacaklardır, yeniçerilerin ihtilal kararlarına da “kazan kaldırma” denilecektir.
Sefere çıkıldığında bazı konak yerlerinde askerin silah ve teçhizatı teftiş edilir, hastalık vesair türlü sebeplerle yollarda düşüp kalan oldu mu diye bir de asker yoklaması yapılırdı. Bu arada her yeniçeri çorbacısı da kendi ortasının neferlerini teftiş ederdi ve bu vesileyle bir yeniçeri yoklaması yapılırdı.
1621’de Sultan II. Osman Lehistan’a karşı Hotin seferine çıktı; bu padişah tarihimizin Genç Osman’ıdır, on yedi-on sekiz yaşlarında, yüzü henüz tüysüz, sarı saçlı, mavi gözlü bir dilber çocuk, genç irisi taze yiğittir, ama toydur, tecrübesizdir, zalim ve gaddardır. Şahsiyetini gereği gibi aydınlatmak için yıllarca çalıştık ve hakikate çok yakın olduğunu tahmin ettiğimiz portresini Osmanlı Padişahları adındaki eserimizde tespit ettik.
Bu genç hükümdar, başta hocası Ömer Efendi ile Kızlarağası Süleyman Ağa gelmek üzere birkaç has bendesinin nüfuz ve tesiri altındaydı.
Ordu İsakçı’ya geldiğinde, Tuna üzerine kurulacak köprü için bir müddet konakladı. Ve Sultan Osman burada bütün askere sefer bahşişi dağıttı. Otağı hümayun önüne kurulan taht üzerinde oturarak bahşişin dağıtılmasını seyretti. Yeniçerilerin her ortasına biner akçe bahşiş çıkmıştı. Usulen zabitleriyle beraber takım takım gelerek para torbalarını kaldırıp gideceklerdi. Fakat bu sefer emir verildi,