Bir gün ahırımızda âriyet olarak bırakılan ve benim besleye besleye şişirdiğim, hattâ azgınlaştırdığım ata binmiş, çarşı tarafından geçiyordum. Her taraf kar... Kar iki yana tepeleme çekilmiş ve ortasında ancak tek adamın geçebileceği, üstüne kömür tozu serpili ince bir yol bırakılmış... Atım azgın... Kantarmaya abanmış, yavaşlamak bilmez bir hızla ilerliyor, dizginlere asılışıma hiç aldırmıyor, önümde baştan aşağı damalı bir çarşafa bürülü bir kadın yürüyor. Kadına çarpacağım! Ata hâkim olamamamın hicabiyle kadına haykırmak zorunda kalıyorum: – Hey, hatun! Kenara çekil! Nereye çekilsin?.. Kar yığınının tepesine mi çıksın?.. Kadın dönüp arkasına bakmıyor bile... Var kuvvetimle dizginlere asılıyorum. At biraz yavaşlıyor, fakat kadına hafifçe çarpmaktan da kendini alamıyor. Birden dizginlere yapışan ve atı zınk diye olduğu yere mıhlayan bir el... Genç bir Erzurum dadaşı... – Ata binmeyi bilmezsin! Zenne kişiye de çarparsın! Nola senin halin! Korkunç hakaret!.. Bu hakarete hak verip geçeceğime onun daha büyüğüne lâyık bir âdilikte bulunuyorum. Polis Müdürü dayımın mevkiine güven duygusuyla genç Erzurum’luya diyorum ki: – Sen benim kim olduğumu biliyor musun?.. İşte o zaman Erzurum delikanlısı, beni hayran bırakan ve asla hatırımdan çıkmayan cevabını veriyor. Yüzüme nefretle bakıp atımın sağrısına bir tokat aşkediyor ve: – İstersen vâli paşanın oğlu ol, diyor; haydi çek git!
Ahmet Şefik Mithat Paşa (1822-1884). Bir yargıcın oğlu. 1836’da Divan-ı Hümayun kalemine girdi. Etkili ve ilerici bir vali olarak ün kazandı. 1868’de Şura-yı Devlet Reisliğine atandı ama Ali Paşa ile arası açıldı. 1872’de üç ay sadrazamlık yaptı. 1876 darbesini başlatanlardan biridir ve darbenin ardından yeniden sadrazam olmuştur. Osmanlı Ka- nun-ı Esasî’sinin hazırlayıcılarından en önemlisidir, 1877’de Sultan Abdülhamit tarafından Arabistan’da Taif’e sürgüne gönderildi ve 1884’te burada padişahın emriyle Öldürüldü.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Demokrat Partili Vali'nin, İsmet Paşa'yı vur emri!
Günümüzde birçok tarih bilmez ya da açıkça "üstat" dedi­ği Necip Fazıl Kısakürek, Büyük Doğu dergisinde "Artık günün geldi!" başlıklı bir yazı yazmış; İsmet Paşa'yı açıktan tehdit edi­yor ve ölmesinin yakın olduğu haberini veriyordu. "Haksız bir taşın açtığı bere üstündeki minicik plaster ne demek? Haklı bir güllenin yere sereceği leşi örtecek kocaman kefenden ne haber?" diyerek İsmet Paşa'ya taşla değil gülle ile saldırılması gerektiğini söylüyordu. DP iktidarının körüklediği olaylar artık kontrolden çıkıyor, CHP'nin her gittiği yerde DP'liler tarafından olaylar çı­kartılıyordu. İktidara gelebilmek için önceki yıllarda toprak ağa­larıyla ve karşı devrimcilerle anlaşan Menderes bu sefer dinci yobaz lider, Nur Cemaatinin kurucusu Said Nursi'ye mektuplar göndererek kendisini desteklemesini istemiş ve dini iyice siyase­te alet etmeye başlamıştı. CHP'nin seçim gezileri, devlet eliyle engellenmeye çalışılıyordu. Telgraf çekip Kayseri'ye gelmeme­sini isteyen Kayseri Valisi Ahmet Dallı'ya İsmet Paşa "Maskara! Beni Said-i Kürdi (Nursi) sanıyor!" diyerek sert tepki göstermiş ardından da trenle Kayseri'ye doğru yola çıkmıştır. Tarih 3 Nisan 1960'dır. Devlet gücüyle terör estiren Vali, İsmet Paşa'nın treni­ni Himmetdede istasyonunda durdurmuş ve askerlere, gerekirse silah kullanılması yönünde emir vermiştir. Ancak Valinin görev­lendirdiği Binbaşı Selahattin Çetiner bu emre uymayarak asker­leriyle 3 sıra halinde dizilmiş, İsmet Paşa'yı koruma çemberine alıp şehre girmesini sağlamıştır. (Düşman askerlerinin yapamadığını Kayseri Valisi denemiş fakat Yunan askerleri gibi bozguna uğramıştır.)
Mikdad B. Amr(ra)
Daha sonraları bir gün Efendimiz (sas) onu bir beldeye idareci olarak, vali olarak gönderdi. Görevini tamamlayıp gelince, Efendimiz (sas) ona sordu: “Ey Mikdâd! İdarecilik nasıl bir şey?” Mikdâd’ın verdiği cevap: “Ya Resûlullah! O iş bana göre bir iş değil?” Efendimiz (sas): “Neden?” dedi. Mikdâd dedi ki: “Ya Resûlullah! Herkes etrafında pervane oluyor, herkes sana hizmet etmeye senin gözüne girmeye çalışıyor, o insanları öyle görünce anladım ki ben bu işi yapamayacağım. O iş çok sağlam durabileceklerin işi…
Alıntı
Güzel huylu yoksul İsa kendini çarmıha gönderen Romalı vali Pilatus'a dirense rab olmayacak mıydı?
İsa kim?
İlk halifelerin askerleri Arap kabilelerinden gelmekteydi ve neredeyse tümü Arabistan dışındaki yeni fethedilmiş topraklara konuşlandırılmıştı. Bu şartlarda Hz. Osman'ın elindeki tek elverişli araç, siyasi ve kişisel olarak kendisine mutlak sadık kişileri vali atamaktı. Bu da İran, Irak ve Mısır gibi kritik valiliklerde onu kendi akrabalarına veya Emevi kabilesinin öteki geleneksel müttefiklerine yöneltti. Hz. Osman'ın bu politikası bazı Arap kabilelerinde, özellikle de Kufe ve Basra ile Mısır gibi büyük ordugahlarda şiddetli rahatsızlık yarattı.
Sayfa 62 - Vakıfbank Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih