Gizem

Gizem
@vampirelady
- Kira ♱ manga hesabım Mieux vaut être seul que mal accompagné.
1000k ve bombastic güncellemeleri😻😻 İLKEL HALİNE DÖN LÜTFEN BU NE BABAANNEME BENZEDİM HİÇBİR ŞEY BULAMİYORUM!!! hangi talebin arzı bu, bu ne bu yani. hiç böyle istekler yoktu cnm 1000Kitap Destek 1000Kitap
Reklam
Yazarlarla Dedikodu 7- Jack London
Selam! En sevdiğiniz serime Gizem 'nin ricası ile Jack London ile devam ediyoruz. Ancak bundan sonra seriyi isteklere kapatmak istiyorum izninizle.. Jack London önce macerayı yaşayıp sonra yazan nadir yazarlardan. Korsanlık yaptı, hapse girdi, altın aradı, okyanuslara açıldı, devrim hayalleri kurdu, servet kazandı, servet kaybetti ve henüz 40 yaşında gizemli bir şekilde öldü. Kısacası Jack London'ın hayatı, romanlarından bile daha çılgındı. Korsanlıktan Polise: İstiridye Hırsızlığı Günleri Jack London'ın suç kariyeri oldukça erken başladı. Henüz 15 yaşındayken borç para ile bir tekne satın aldı ve San Francisco Körfezi'nde istiridye korsanlığı yapmaya başladı. Geceleri başkalarına ait istiridye yataklarını yağmalıyor, sabah olduğunda da çaldığı ürünleri satıyordu. İşin en komik tarafı ise birkaç yıl sonra taraf değiştirmesiydi. Bu işten sıkılınca ya da yakalanma riskinin arttığını görünce Balık Polisi Devriyesi'ne (Fish Patrol- Türkiyede sanırım yok.) katıldı. Böylece bir zamanlar birlikte çalıştığı korsanların peşine düşen kişi oldu. Hapis ve Serserilik Okulu Genç London bir dönem Amerika'yı yük trenlerine kaçarak dolaşan işsiz gezginlerden biri hâline geldi. Bu yolculuklardan birinde serserilik suçlamasıyla tutuklandı ve kısa süre hapis yattı. Daha sonra bu deneyimin hayatını değiştirdiğini söyleyecekti. Hapishanede gördüğü yoksulluk ve eşitsizlik onu derinden etkiledi; ilerideki sosyalist görüşlerinin temelleri de büyük ölçüde burada atıldı. İntihar Girişimi ve Bir Sarhoşluk Hikâyesi Jack London içkiyle hayatı boyunca pek çok problem yaşadı. Bunu da son derece dürüst bir şekilde John Barleycorn adlı eserinde anlatmış. Gençlik yıllarında bir gece körfezde sarhoş haldeyken denize düştü. O sırada yaşama isteğini tamamen kaybettiğini ve kendisini
Edebiyat
Edebiyatın Zarif Münzevîsi: Heybeliada'nın Tığlı Beyefendisi
Edebiyatımızın ağır abiler, asık suratlı realizmler ve bitmek bilmeyen politik kavgalarla dolu koridorlarında; elinde tığı, yanında kedisi ve mutfağından yükselen mis gibi gül reçeli kokusuyla bir dev duruyor: Hüseyin Rahmi Gürpınar Bugün size kalemiyle olduğu kadar hayatıyla da bir ikon olan bu eşsiz ruhtan bahsetmek istiyorum. O sadece bir yazar değil. İstanbul sokaklarının, evlerin, tencere tıkırtılarının ve batıl inançların en sadık fısıltısı. 1864 yılında dünyaya gelen Hüseyin Rahmi, 80 yıllık ömrünün son 30 yılını Heybeliada’da, Şıpsevdi romanından kazandığı 700 altın ile yaptırdığı üç katlı evinde geçirdi. Ancak bu başarılara giden yol pek de çiçekli değildi. Mülkiye Mektebi’ndeki eğitimini hastalığı nedeniyle yarıda bırakan Hüseyin Rahmi için tek bir yol vardı o da yazmak. İlk romanı Şık'ı yazdığında henüz genç bir delikanlıydı. Dönemin edebiyat devi Ahmet Mithat Efendi bu genç yeteneği keşfetti ve onu Tercüman-ı Hakikat gazetesine davet etti. Hüseyin Rahmi, hocası Ahmet Mithat’ın halk için roman anlayışını devraldı ama onu sokağın gerçekliğiyle birleştirerek bambaşka bir boyuta taşıdı. Hayatındaki en yakın dostu, evin bir odasının da sahibi olan Miralay Hulusi Bey’miş. Aralarındaki bağ o kadar güçlüymüş ki yazarın vasiyeti Hulusi Bey'in mezarının yanına gömülmekmiş (ve öyle de olmuştur). Hulusi Bey'in vefatından sonra büyük bir bunalıma girip bir dönem Mısır’a gittiği söylenir. Kendisi hiç evlenmemiş. Bu konu o dönemde büyük bir merak konusuymuş. Naci Sadullah da bu soruyu sormaktan geri durmamış. Gürpınar döndükten sonra, Ekim 1934’de yayınlanan röportajını şöyle aktarmış: “—Niçin hiç evlenmediniz üstat? Bu sualime, o daimi tebessümünü biraz daha sarihleştirerek cevap verdi, —Maazallah evlenseydim, kavga etmekten iki satır bile yazı yazmaya vakit bulamazdım!
kadınlara bir ömür borçlu bu topraklar...
"Ev arı, ben çiçek. O burgu, ben tahta. Rabbimin günü başlar, canımı yakar. Yemeğin tuzu çok olmuş der, döver. Mintanımı çarpık biçmişsin der, döver. Hasılı üç sene boyunca dayağını yedim, kahrını çektim."
Sayfa 15·Kitabı okudu
1000Kitap