"Şebeklerin hepsi tembel," dedi Manyak. "İmansız insanda irade zaten çalışmaz..." Durdu, ötelere daldı. "Buna karşılık... Biz bu âlemde neler gördük... Nice tembeller gördük, gönül ehlinin elinde dünyanın en çalışkan adamları oldular... Nice korkaklar gördük, kahraman oldular... Gönül ehlinin elinde yontulmayacak taş var mı?"
Çocuklarımıza sunabileceğimiz en değerli hediyeyi esirgiyoruz onlardan: zaman. Çocuklarımız, dikkat ve varlığımızı onlara sunmamızla bir güvenlik ve aidiyet hissine kavuşurlar. Pazar ekonomisinin yaydığı psiko-loji, anne babalık gibi paraya tahvil edilemeyen işleri tenzili rütbeye uğratıyor. Yakınlık, samimiyet, dostluk, diğerkâmlık gibi değerler, pastadan pay almamızı sağlamıyorsa eğer, kolayca çöp sepetine atılabiliyor.
Diğerini duymaya ne kadar da az zaman ayırır olduk! Sohbet için hiç vaktimiz yok. Hayat için umarsız bir koşturmaca, ilişkilere menfaat eksenli bir bakış, ruhlarımı-zı var olmanın ızdırabından sıyıran uçarı bir neşe, içtiğimiz suyu, soluduğumuz havayı kirletip duruyor.
"Şimdiye değin nasıl yaşadıysan, gene öyle yaşayacaksın sanırsın. Sonra beklenmedik bir anda biri çıkar gelir. Etrafındaki kimseye benzemez. Kendini bu yeni insanın aynasında görmeye başlarsın. Var olanı değil, sende eksik olanı gösteren sihirli bir aynadır o. Ve sen bunca zaman aslında hep bir eksiklik duygusuyla yaşadığını, bilmediğin bir şeye hasret çektiğini anlarsın. Şamar gibi iner hakikat suratına. Sana içindeki boşluğu gösteren bu kişi bir pir, üstad, arkadaş, yoldaş, eş ya da bazen bir çocuk olabilir. Önemli olan seni tamamlayacak ruhu bulmandır. Her peygamberin verdiği öğüt aynıdır: Sana ayna olacak insanı bul!"
Beyin kullanıma bağlı olarak gelişir. Kullanılan nöral sistemler daha baskın, kullanılma yanlar daha az baskın olur. Bir çocuk büyürken, beynin birçok sisteminin gelişmesi için uyarılması gerekir. Dahası, bu sistemlerin en iyi şekilde işleyebilmesi için kullanıma bağlı gelişimin belirli zamanlarda meydana gelmesi gerekir. Bu 'hassas dönem' kaçırılırsa, bazı sistemler asla tam potansiyellerine ulaşamayabilir. Bazı durumlarda, ihmalkarlıkla ilgili eksiklik. ler kalıcı olabilir. Örneğin, bir kedi yavrusunun gözlerinden biri hayatının ilk birkaç haftasında kapalı tutulursa, gözü gayet normal olduğu halde görmez olur. Beynin görsel devresinin kendi sistemini kurabilmesi için, normal görme deneyimi yaşaması gerekir; kapalı gözdeki görsel uyarıcılardan yoksun olan nöronlar hayati önem taşıyan bağlantıları kuramazlar ve görme ve derinlik algılama fırsatını yitirirler. Benzer şekilde, bir çocuk hayatının ilk başlarında dile aşina kılınmazsa, normal bir biçimde asla konuşamayabilir veya konuşmaları tam olarak anlamayabilir. Bir çocuk ergenlik döneminden önce ikinci dili akıcı bir şekilde konuşmazsa, yeni bir dili hemen hemen her zaman aksanlı öğrenir.
Dil ve görme becerilerinde var gibi görünen normal bağlılığın gelişimi için sabit bir 'hassas dönem' olup olmadığını bilmiyoruz ama araştırmalar Virginia gibi, hayatlarının ilk üç senesinde bir ya da iki başlıca bakıcıyla kalıcı ilişkiler geliştirmesine fırsat verilmeyen çocukların deneyimlerinin, onların başkalarıyla normal ve sevgi dolu bir biçimde ilişki kurma becerisi üstünde kalıcı etkileri olduğunu göstermektedir.
.
. #306478226
Asıl bir bütün var ortada: Millet!
Sadece aydın azınlığın kendi düşüncesi, kendi çözümü olsa; Leyla, küçük topluluğun büyüğünü etkilemek istemesine aldırmayacak.. Mesele o ki, dürtü ve para yabancıdan geliyor..