Lucien onun için bir yük, alışamadığı bir zorluk. Adèle, karmakarışık duygularının arasında, oğluna olan sevgisinin hangi kuytuda saklandığını bilemiyor: onu birine emanet etmenin paniği, kıyafetlerini giydirirken duyduğu kızgınlık, inatçı bebek arabasını yokuş yukarı iterken hissettiği bitkinlik. Sevgi var, Adèle bundan hiç şüphe duymuyor. Kaba saba, gündelik hayatın kurbanı olmuş bir sevgi. Adèle, neden evlendiyse o yüzden çocuk yaptı. Dünyaya ait olmak, kendini başkalarıyla arasındaki farklardan sakınmak için. Bir eş ve anne olarak, kimsenin elinden alamayacağı bir saygınlık halesiyle çevrelenmiş oldu. Kaygılı akşamlar için bir sığınak, sefahat günleri için de rahat bir inziva inşa etmiş oldu. Hamileliği sevdi. Uykusuzluk ve bacaklarındaki ağırlık, biraz bel ağrısı, diş eti kanaması hariç, Adèle harika bir hamilelik geçirdi. Sigara içmeyi bıraktı, ayda bir kadeh şaraptan fazlasını içmedi, bu sağlıklı yaşam onu tatmin ediyor gibiydi. Hayatında ilk kez mutluydu sanki. Sivri karnı, belinde hoş bir kavis oluşturmuştu. Teni pırıl pırıldı, hatta yana doğru taradığı saçlarını bile uzatmıştı. Hamileliğinin otuz yedinci haftasındaydı; artık yatarken çok rahatsız oluyordu. O gece Richardı tek başına dışarı çıkması için teşvik etti. "Zaten alkol içmiyorum, hava sıcak. Partiye gidip de ne yapacağım? Sen git eğlen, beni merak etme."
Sayfa 30
Selim:
"Bana kimse ulaşamaz Günseli. Ben köprüleri çoktan yaktım. Sen benim yanımda durarak sadece kendi gençliğini de tüketiyorsun. Gitmelisin. Benim buradaki karanlığım seni de yutacak. Bak, ben artık kendimle bile konuşamıyorum. Kelimeler bitti. Sadece derin bir gürültü var kafamda. Git ve beni bu gürültüyle baş başa bırak."
Kitap Alıntısı
Reklam
“Çağdaş insanın bütün alışkanlıkları arasında, günlük gazeteleri okuması en kötü alışkanlık olarak sayılabilir," derdi. Sabah, ruhun en açık olduğu anda, gazeteler bir önceki gün dünyada yaşanmış olan bütün kötülükleri insana akıtırlar. Ama zamanında ondan kurtulmak için gazete okumamak yetiyordu. Bugün artık bu mümkün değil; radyo ve televizyon var, bunları bir an için açman bütün kötülüklerin içine doluşması için yetiyor.
Sayfa 104 - Can Yayınları 122. Baskı·Kitabı okudu
Alıntı
Bir Şair Bir Kitap
Dilek Kartal – Taşı Kim Atacak kısa boylu bir kadınım ben bundandır boyumdan büyük ne yazsam ne yapsam; yaşımı kestirmeniz güç başıma bakarsınız oysa, gülünçtür belki durup narin nazenin bir elif miktarı evet evet ya da kalıp biraz pişmanlık biraz nostalgia olmasaydı sonumuz böyle ** çocuklar kalır bölünmelerden geriye yetim çocuklar; ana dilleri öfke ** besmeleni çek ve başla! tumturaklı sözlere ihtiyacın yok buğzetmek için ** biyoloji soğukkanlı: insan doğar, büyür, yaşar ve ölür sosyoloji: arada bir yerde de okula gider ben: türk olduğunu öğrenir, doğru ve çalışkan varlığını armağan etmeyi bir de ** eğitim şart, okullar mühim tam böyle dört bin isteyen bir dershaneyle dershane isteyen bir düzen arasında anneyim diyecektim kapısı takılmamış sınıflar sınıflar boyası yapılmamış yakacak için ödenek var da
İzdiham
Burada yetim çocuk haksız ama kötü davranarak hak ettiler dgxhdh
Al artık, tay senin olsun, Çingene!" dedi. "Umarım düşer de kafanı patlatırsın! Al da hayrını görme! Seni herkesin hakkını yiyen dilenci seni! Böyle kandırıp yaltaklanarak babamın nesi var, nesi yok hepsini elinden al! Yalnız, sonunda ne mal olduğunu ona göstermeyi unutma, şeytan yavrusu seni! Haydi, al git, umarım bir tekmeyle beynini patlatır!"
Alıntı
Modernleşmenin bedeli : Yalnız İnsan.
"Beni kimse anlamıyor. Kimsenin dinlemeye de vakti yok," diyoruz. Arkadaşlarımızın önerisiyse, "Kardeşim, bunun bilimi var artık. Seni seviyorum, dinlerim. Ama bak, uzmanı var, psikoloğa git," diyor. Veya ben utanıyorum gidip arkadaşımın vaktinden çalmaktan. Niçin başına dert olayım? Zaten kendi karısıyla, kocasıyla derdi de var... İşte böyle yalnızlaştık. Modern toplumda o cemaat yok. İdeolojiler, dernekler de bizi ötekileştiriyor.
Alıntı
Reklam
Reklam