Abdülhamid'in kimseye itimadı yoktu. Baş başa verip kazan kaynatmasınlar, fesat çıkarmasınlar diye nazırlarını gözünün önünden ayırmaz, onları sadık birer bende haline getirmek isterdi. Abdülhamid her şeyi okurdu: Bütün mektupları, bütün jurnalleri, liberal Avrupa basınının aleyhinde döktürdüğü en zehirli hicivlere varıncaya kadar eline geçen her şeyi, hem de tek satır atlamadan okurdu. Vatanperverlerin yazlıkları da caba. Yüzde yüz inanmıştı ki, devlet ellerine tevdi edilen mukaddes bir emanettir. Başlıca vazifesi: emaneti olduğu gibi muhafaza etmek ve gelecek nesillere hesap vermektir.