Ben ... ben sadece bir şeyi anlamıyorum, nasıl ... nasıl bir insan bunu yapabiliyor, o anlarda nasıl onunla birlikte ölmeden durabiliyor ... nasıl oluyor da ertesi sabah bir uykudan uyanabiliyor ve dişlerini fırçalayabiliyor ve bir kravat takabiliyor ... o nefes, uğruna çabaladığını, mücadele ettiğim, ruhunun bütün güçleriyle tutmak istediğim o ilk insan ... elimden kayıp giderken ... bilmediğim bir yere doğru, dakika dakika, giderek daha büyük bir hızla kayıp giderken ve hummaya tutulmuş beynimde, o, o biricik insanı nasıl sımsıkı tutabileceğime dair hiçbir bilgi yokken ... benim hissettiklerimi yaşadıktan sonrada, nasıl oluyor da yaşamaya devam edebiliyor ...
Vay be, gerçekten böylesine bir duygu fırtınası içinde miydim? Yani bu durum pek New Mexico’da kayak yaparken bir
dağın tepesinde mahsur kaldığım ve yanımda cep telefonumun
olmadığı zamanki gibi değildi. O zaman öylesine korkmuştum
ki ailem arama kurtarma ekibini gönderemeden o dağın tepesinde öleceğimi sanmıştım.
Korku...
Şimdiye kadarki en güçlü duygu... Bütün bu sinir bozukluğunun ve öfkenin altında hissettim şey bu muydu? Yargılanma
korkusu? Yalnız kalmaktan... Yine başarısız olmaktan... Yoksa
başka bir şey mi?
Kitap delileri vardır meselâ. Bunlarda kitap toplama arzusu durdurak bilmez. Kitabı okumak için almazlar, seyretmek, üzerinde yatıp uyumak, okşamak için edinirler. Bazıları da kitapgizlerdir. Kitabı kilit altında tutar, kimseye göstermez, kıskanırlar. Kitap düşmanları vardır kitaptan tiksinir, nefret eder, elini bile süremez. Sonra kitap yakanlar, kitap yırtanlar.
-Vay be!.. Ama bunlar çok af edersiniz, yani bir tür manyak oluyor değil mi?
⁃ Elbette.. Nasılsa içlerinde ben de varım.
⁃ Sizinkisi hangi sınıfa giriyordu.
⁃ Benimki en zararsızı. Kitapsever, tutkun. Kitapları seçip alırlar ama kafalarına koydukları kitaba sahip olmak için her fedakârlığa katlanırlar. Sahip oldukları kitaplardan başkalarına övgüyle bahsetmekten hoşlanırlar.
Günümüzde müthiş bir bunalım ve erken bunama salgını olduğunu çoğumuzun komadaymışız gibi yaşadığını hayvani yanlarımızın zaptedilmez hale geldiğini her an, her saniye durmadan uyarıldığımızı kendimize gelmek için, kendimizi tahrip etmek durumunda kaldığımızı uzun vadeli toplumsal bir intihar sürecinde olduğumuzu iş, iyi geçim, hırs ve sefahat tuzaklarını kime anlatırsın?
Kime anlatırsın öldürücü yarışmaları, tüketici başarıları?
Kime anlatırsın kahramanlıkla insanlığın taban tabana zıt olduğunu?
Ve insana insanın çektiği acıları unutturmak için yaratılmış veya yapılmış bütün güzelliklerin lanetli olduğunu belki de bu yüzden hayatımızın büyük bir bölümünün güzellikler kurbanı bir hayat olduğunu kime anlatırsın?