...varsayalım ki benim düşünceme göre, her iki cinsiyete özellikler bağışlama tarzıyla, evliliği, aileyi ve sivil toplumu, onları gördüğümüz ya da en azından türlerini belirlememizin kolay olduğu şekilde tesis eden doğa, insan toplumunu başka bir yordam üzerine kurmak istemiş olsun. Ne yapardı? Doğanın izlediği plan, reddettiği planı da bize gösterir: Tüm yetileri cinsiyetler arasında eşit olarak dağıtmak, ikisine de eşit güç ve eşit güzellik vermek; kadını erkek gibi kuvvetli, üretken, savaşçı, filozof, yargıç yapmak; erkeği kadın gibi şirin, kibar, zarif, hoş, melek gibi vd. yapmak; kısacası ikisinin arasında, üreme sisteminden başka bir farkın mevcudiyetine izin vermemek, ki görünüşe göre hiç kimse bundan şikayetçi değil ve gizemciler ne derse desin, o olmadan aşk da kavranamıyor.
Sayfa 44·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
AVRUPA'YA TAŞINAN KİTAPLAR VE YENİ/MODERN KÜTÜPHANELER "Kaybolan Kitaplar" başlıklı birinci bölümde ele alınan yan meselelerden biri Mısır'dan, Suriye bölgesinden, Irak'tan birçok kıymetli yazmanın satın alma, rüşvet vererek kaçırma ve çalma yoluyla Avrupa kütüphanelerine taşınması konusudur (age, s. 27-59). XIX. yüzyılda bu kitap trafiğinin artmasının sebepleri arasında doğrudan işgal ve istilâlar, İslâm dünyasının siyasî ve iktisadi olarak zayıflaması, vakıf kütüphanelerin bulunduğu külliye, medrese, tekke ve camilerin vakıf gelirleri ve idare bakımından gerilemesi gibi umumi sebepler yanında oryantalistlerin, kitap koleksiyonerlerin, büyükelçiliklerdeki özel görevlilerin, misyonerlerin, tüccarların programlı çabalarının da ciddi bir yeri vardır. (Aynı dönemde İstanbul başta olmak üzere büyük Osmanlı şehirlerinde de benzer bir kitap trafiği olmuştur). Meşhur oryantalist Goldziher'in 1874 yılındaki ifadeleriyle, "Avrupalıların bilgi açlığı ve bunun için yüklü miktarda para harcamaları sayesinde, Arap filolojisinin ve İslâm dini kaynaklarının en eski ve en önemli olanları kendi vatanlarından alınarak, son yıllarda bu çalışmaların yeni durağı olan Avrupa'ya taşındı”. 6 Yazar ilk kitap yağmasının Napolyon'un 1798 Mısır'ı işgali sırasında yanında olan oryantalistler tarafından yapıldığına işaret ediyor ve örnekler veriyor. age, s. 31 vd."s.63
Sayfa 63 - Dergâh Yayınları·Kitabı okuyor
Reklam
Ali İhsan Sabis Paşa Komutanımızın özellikle hatıratlarındaki bu cilde hem soyadı nın aldığı çalıştığı saha hem de en önemli milli zaferlerimizden olan Kutemmare Harbi'nin muzafferiyeti hakkında (bknz : syf : 85 ve 178 vd) çok mühim evrak ve bilgiler vermektedir. Türk Yakın Çağ Harp Tarihi üzerine nadide ve bilgi bakımından da üst düzey harika bir kaynak otorite eserdir.
Ali İhsan Sabis - Birinci Dünya Harbi - Nehir Yayınları 3/6 istanbul - 1991·Kitabı okuyor
Tarih
Lev Nikolayeviç Tolstoy Kimdir?
28 Ağustos 1828 tarihinde, Moskova'nın güneyinde, asil bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gözlerini açtı. Tolstoy, çocukluk yıllarında ağabeyi Nikolay'ın etkisinde kalmış, gençliğe geçiş döneminde Rousseau'yu okumuş ve gençliğinde ise önce Doğu dilleriyle ilgilenmiş, sonraları hukuk tahsilini tercih etmiştir. Ne ki hürriyete olan tutkusu, hukuk fakültesini de terk etmesine sebep olmuştur. Tolstoy, içinde bulunduğu zaman dilimini çok iyi izlemiş ve çok iyi tanımıştır. İşte, "Din Nedir?" adlı elinizdeki bu eser, Tolstoy'un dogmatik din ve bilim eleştirilerini içerir. Onun dinî ve felsefî eserlerinin başında yer alır. Tolstoy bu eserinde kendi dünya görüşünü ilk defa toplu olarak açıklar ve temellendirmeye çalışır. Bunu, aynı çizgideki şu eserleri izler: "İnancım Neden İbarettir?", "Sanat Nedir?", "Susamam", "Dogmatik Din-Bilimin Eleştirisi" vd. Tolstoy, yazdığı romanlarda insanı ve tavırlarını konu edinir. "Savaş ve Barış" ve "Anna Karenina", insan tahlilleri ve tasvirleriyle dopdoludur. Tolstoy'un kendisini ve Allah'ı arayış macerası bütün ömrüne tekabül etmektedir. Ömrü boyunca anlaşılmadı. Etrafındakiler onu anlamadı. Karısı bile onu anlamadı. 82 yaşındaki bu ihtiyar adam, yağışlı bir gecede evden kaçtı. Fakat yolda hastalandı ve yola devam edemedi. 7 Kasım 1910'da bir tren istasyonunda, yolculuğunun ilk durağı olan İstanbul'a hareket etmek üzere iken hayata gözlerini yumdu...
Sayfa 5 - Furkan Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
... Cinsellik özünde içgüdüsel ve dolayısıyla biyolojik/bedensel bir faaliyetir. hayvanlar sadece içgüdüleriyle hareket ettikleri için gelişigüzel ve kendiliğinden ilişki kurarlar. onlar çiftleşirler, insanlar ise evlenirler. başka bir deyişle çiftleşme biyolojik, evlilik ise kültüreldir. (Haviland VD. 2008: 433)
Sayfa 20 - Beyan Yayınları·Kitabı okudu
Lgbt, feminizm, köpek lobisi vd.
Çağımızın hemen hemen bütün kitle hareketleri, başlangıç aşamalarında, aileye karşı düşmanca tavır takınmışlar ve onu gözden düşürüp zayıflatmak için ellerinden geleni yapmışlardır.
Felsefe-Düşünce
Reklam
Reklam