Vücudumdaki her şey neden ve sonuçtur; her şey yay, makara, itici güç, hidrolik makine, sıvı dengesi, kimya laboratuvarıdır. Demek ki bedenim bir zekâ tarafından düzenlenmiştir. Bu zekâ, söz konusu düzenlemeyi borçlu olduğum ebeveynimin zekâsı değildir; zira onların beni dünyaya getirirken ne yaptıklarını bilmedikleri çok açık. Onlar, yer solucanına can veren ve Güneş'i kendi ekseni etrafında döndüren o ebedî üreticinin kör araçlarından başka bir şey değillerdi.
"Hâlâ anlamış değilim," diye konuşmasını sürdürdü
Nadire Hanım. "Hangi cesaretle kalkıp buraya geldin?"
O sırada Mamo'nun yeşil gözlerinde yaşlar birikti,
sözler boğazına takıldı.
"Bu hayatta," dedi, "sizin elinizden kaçtığım için hiçbir şeyin sahibi olamamışım. Karım ve çocuklarım tek sahip olduğum şeydir. Oğlum çok hastaydı. Sınırı geçip son bir umutla buraya gelmişim."
Mamo'nun dudaklarının arasından dökülen bu sözler Nadire Hanım'ın yüreğini paramparça etti.
"Iyi de," dedi. "Kızımızdan uzak durmanı sana defalarca söylemiştik, değil mi?"
Mamo'nun yüzü gerildi, yüreği dolup taşarken, "Fakir olduğum için," dedi duygu dolu bir sesle. "Hepiniz beni hor görmüş, aşağılamıştınız. Lakin daha sonra hiçbiriniz sevdanın önüne geçememiştir..."