Alışkın olmak, katlanılabilir oldukları anlamını taşımıyor da...
İnsanla­rın, anlamadıkları şeylerle alay ettiklerini, ve çok defa be­ğenmedikleri iyi ve güzel şeyler karşısında da, mırıldandıklarını görmeye alışığız. Acaba bu köpek de onlar gibi mi homurdanıyor?
Sayfa 56
- Elbette gelecektin.. ve geldin işte. Haydi artık gidelim, mümkün olduğu kadar çabuk ayrılalım, bu muhteşem saadetin bir zerresi bile kaybolmamalı, asla kaybolmamalı, dedi. Sanki o, uzun bir yolculuktan yeni dönmüştü ve ben onu garda karşılamıştım, şimdi de evimize gidecektik. Her nefes alışta saadetimi bir parça daha idrak ediyor, bir parça daha içime sindiriyordum. Ömrümün kalan kısmı üzerine tatlı bir ışık düşmüş, gelecek günlerim şeklini bulmuştu. Doğrulmam için kolumdan çekiyor ve: - Haydi haydi, diye acele ediyordu. Uçup gitmek ister gibiydi. Ona: - Yarın nerede buluşacağız, diye sordum. Kolumu tutan parmakları gevşedi ve: - Yarın buluşmıyacağız, dedi.
Sayfa 49·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
_ Saçma.. zaten başka türlüsü saçma olurdu.. senin, duygularını tecavüz zannedip çekingen durman, benim mukavemetim, hepsi saçma. Oh, biz ne kadar korkağız; yıllarca bekleriz, beklediğimiz için yıllara katlanırız, sonra da beklediğimizi bulunca tanışmanın, konuşmanın birtakım merasimleri olduğunu zannederiz. Biz bugüne kadar birbirimizi bekledik; öyle değil mi, yanılıyor muyum? Bu böyle olmasaydı hayatın ne manası kalırdı, değil mi? Fakat işte, bunu itiraftan korktuğumuz için, bu itirafın getireceği büyük saadetten korktuğumuz için bir mazimiz olmadığını iddiaya kalkışıyoruz. Halbuki biz, yıllardan beri daima beraber yaşadık. Orkestraların karşısında beraber, radyonun başında beraberdik. Kaç defa, seher vaktinden evvel ve aynı anda uyandık, güneşin doğuşunu beraberce bekledik. Sonbahar guruplarını, karşı tepelerden yan yana seyrettik. Sonra, bazan, birimiz dünyanın bir ucuna, öbürümüz öteki ucuna gider ve birbirimize doğru yürümeğe başlardık. Birbirimize doğru yürür, iklimler, memleketler ve insanlar değiştirerek yürür, bizi ayıran zamanın adım adım yok oluşunu, hazdan eriyecekmiş gibi duyardık. Birbirimize mektuplar yazar, telgraflar çeker, daha çabuk, derdik.. ve ben, bütün bunları arkadaşlarıma anlatır, onlara senden bahsederdim. Senin için giyinir, senin için okur, senin sevdiğin şarkıları öğrenirdim. Ben senin için işte böyle güzeldim: Saçlarım, sen böylesini seversin diye siyah ve parlaktır. Tenimi senin tercihin bronzlaştırdı.
Sayfa 48·Kitabı okuyor
Her nefes ölümü mahkûmdu. Elbet O da ölecekti.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Atomlarda cümbüş, donanma, şenlik; Ve çevre çevre nur, çevre çevre nur. İçiçe mimari, içiçe benlik; Bildim seni ey Rab, bilinmez meşhur!
Şiir