_ Saçma.. zaten başka türlüsü saçma olurdu.. senin, duygularını tecavüz zannedip çekingen durman, benim mukavemetim, hepsi saçma. Oh, biz ne kadar korkağız; yıllarca bekleriz, beklediğimiz için yıllara katlanırız, sonra da beklediğimizi bulunca tanışmanın, konuşmanın birtakım merasimleri olduğunu zannederiz. Biz bugüne kadar birbirimizi bekledik; öyle değil mi, yanılıyor muyum? Bu böyle olmasaydı hayatın ne manası kalırdı, değil mi? Fakat işte, bunu itiraftan korktuğumuz için, bu itirafın getireceği büyük saadetten korktuğumuz için bir mazimiz olmadığını iddiaya kalkışıyoruz. Halbuki biz, yıllardan beri daima beraber yaşadık. Orkestraların karşısında beraber, radyonun başında beraberdik. Kaç defa, seher vaktinden evvel ve aynı anda uyandık, güneşin doğuşunu beraberce bekledik. Sonbahar guruplarını, karşı tepelerden yan yana seyrettik. Sonra, bazan, birimiz dünyanın bir ucuna, öbürümüz öteki ucuna gider ve birbirimize doğru yürümeğe başlardık. Birbirimize doğru yürür, iklimler, memleketler ve insanlar değiştirerek yürür, bizi ayıran zamanın adım adım yok oluşunu, hazdan eriyecekmiş gibi duyardık. Birbirimize mektuplar yazar, telgraflar çeker, daha çabuk, derdik.. ve ben, bütün bunları arkadaşlarıma anlatır, onlara senden bahsederdim. Senin için giyinir, senin için okur, senin sevdiğin şarkıları öğrenirdim. Ben senin için işte böyle güzeldim: Saçlarım, sen böylesini seversin diye siyah ve parlaktır. Tenimi senin tercihin bronzlaştırdı.