Puan vermedi·848 syf.··
2026 276. kitabı
İki ayrı dünyadır: Wittgenstein, özü aynı olan. Büyük bir dönüş ve bitmeyen felsefe. Çünkü o Tractatus’un önsözünde şunları yazmıştı: “Kitap felsefe sorunlarını ele alıyor ve-sanıyorum- gösteriyor ki, bu sorunların soru olarak ortaya çıkmaları, dilimizin mantığının yanlış anlaşılmasına dayanır.” ve devam eder “Böylece, şu kanıdayım ki, sorunları özlerinde sonuna dek çözdüm.”1 der, önsözünün sonlarında. Fakat yanılmıştı Wittgenstein. O, tüm sorunları çözdüğüne inandığı felsefeyi tamamen bırakarak, artık hiç geri dönmeyeceğini sanarak, kendine, felsefesine uygun olarak iş aramaya koyuldu. Çünkü babasından kalan mirasın bir kısmını entelektüel çevreye, geri kalan kısmını ise kız kardeşine bağışlamıştı. Onun için yapacak tek bir şey kalmıştı, tüm sorunları çözdüğüne inandığı felsefeden sonra kendisinin inandığı felsefeyle bağlantılı iş yapmasıydı. Şüphesiz ki onun bu fikirlerinin oluşmasını sağlayan kendisinin defalarca okuduğunu söylediği Tolstoy’un İncil’i, Thakur’un fikirleri ve belki de Schopenhauer olmuştu.Belki de o artık Tolstoy’un İncil’indeki Wittgenstein’a gösterdiği yolu aramak üzere, bir İsa yaşamı, yani basit bir yaşam modeli belirleyerek mutluluğa ulaşmakdı.2O, Birinci Dünya Savaşı’na katıldığı zaman da şöyle bir not almıştı: “Mutlu bir biçimde yaşamak için ne yapman gerektiğini biliyorsun .” der. Yine devam eder: “Neden yapmıyorsun peki? Çünkü akılsızsın. Kötü hayat akıldan yoksun hayattır.” Ve bunun için Wittgenstein Tanrıya dua eder; kendisine güç vermesi için.3İşte onun mutlu biçimde yaşaması için bildiği şey ise, bir İsa hayatı gibi basit ve yalın bir yaşam sürmesiydi. (O, basit yaşam için, giyimine dahi dikkat etmeye başlamıştı. Ömründe tüm bu geçiş aşamasından sonra çok nadiren kravat takmaya başlamıştı.4) Bunun içinde mirasını dağıttı ve kırsal da
WittgensteinRay Monk · Kabalcı Yayınevi · 200533 okunma
10/10
·256 syf.··
2026 23. kitabı
Herkese Selamlar Klasik okumalarıma devam ediyorum bu sefer sizlere yıllar önce okuduğum ancak tekrar okumak istediğim bir eser önerisi ile geldim. Zaten yazarın kitaplarını çok seviyorum bu kitapta aslında bir hayvanın gözünden insanları ve mücadeleyi anlatır. Beyaz diş küçük bir yavruyken bir kurtun gözünden insanları davranışlarını anlatıyor aynı zamanda kendisi açlık ile mücadele eder. Kitapta Melez olan bu kurtun hem yaşamını hemde başından geçen olayları anlatırken ayrıca bizi duygu seline götürür. Sevgi,dostluk ve iyilikten bahseden bu kitapta aslında herkes kendinden bişeyler bulabilecektir. “Annelik anneliktir, vahşi doğada olsun olmasın anne yırtıcı bir koruyucudur…”
Beyaz DişJack London · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201595,7bin okunma
Reklam
Puan vermedi·320 syf.··
2026 393. kitabı
Fi, Çi, Pi üçlemesinin ikinci halkası olan Çi, Azra Kohen’in insan psikolojisini, hırsları ve ilişkilerin dinamiklerini mercek altına aldığı, yüksek tempolu ve sarsıcı bir kişisel gelişim-psikoloji romanıdır. Serinin ilk kitabı Fi'de temelleri atılan olaylar ve karakterlerin hayatları, bu kitapta çok daha karmaşık ve dönüştürücü bir faza geçer. İlk kitaptaki o büyük, göz kamaştırıcı yükselişlerin ardından gelen Çi, adını yaşam enerjisinden alır ve bu enerjinin nasıl yönlendirildiğini sorgular. Can Manay, Duru, Deniz, Özge ve Bilge gibi karakterlerin yolları daha da kesişirken, her biri kendi içsel sınırlarıyla, takıntılarıyla ve arzularının bedelleriyle yüzleşmek zorunda kalır. Güç, şöhret ve tutkunun insanı nasıl değiştirebileceğini, hatta bazen nasıl canavarlaştırabileceğini çarpıcı bir dille anlatır. Yazar, hikayenin sürükleyiciliğinin arkasına gizlediği felsefi sorgulamalar, farkındalık yaratmayı amaçlayan psikolojik tahliller ve insan doğasına dair sert gerçeklerle okuyucuyu derin bir düşünceye sevk eder. Çi, sadece bir devam romanı değil, aynı zamanda karakterlerin maskelerinin düştüğü ve gerçek benliklerinin ortaya çıktığı sarsıcı bir kırılma noktasıdır.
ÇiAkilah Azra Kohen · Destek Yayınları · 201416,9bin okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 391. kitabı
Karantina: Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi - Üçüncü Perde, Beyza Alkoç’un gençlik ve gizem türünde büyük bir okur kitlesine ulaşan popüler serisinin heyecan dolu üçüncü kitabıdır. İlk iki kitapta başlayan ve bir okulda karantinaya alınmalarıyla hayatları tamamen değişen dört gencin hikayesi, bu ciltte de temposunu hiç düşürmeden devam eder. Zeynep, Onur, Burak ve Mert, namıdiğer Mahşerin Dört Atlısı, bu perdede de kendilerini yine gizemli olayların, tehlikeli sırların ve büyük yüzleşmelerin ortasında bulurlar. Birbirlerine olan sadakatleri ve sarsılmaz dostlukları, karşılaştıkları yeni zorluklar, tehlikeler ve geçmişten gelen gölgeler karşısında bir kez daha büyük bir sınavdan geçer. Karakterlerin arasındaki duygusal bağlar, özellikle de Onur ve Zeynep'in ilişkisi bu kitapta daha da derinleşir. Yazarın akıcı, sürükleyici ve merak unsurunu her an canlı tutan anlatım tarzı, okuyucuyu sayfalar arasında hızlı bir yolculuğa çıkarır. Gençlik heyecanlarını, dramı, aşkı ve gizemi bir arada sunan bu üçüncü perde, serinin takipçileri için macera ve heyecan dozunu bir üst seviyeye taşıyan bir devam halkası niteliğindedir.
Karantina: Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi — Üçüncü PerdeBeyza Alkoç · İndigo Kitap · 201817bin okunma
İman etmek cesur adamların işidir.
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
Mehmet Salim Öztoksoy’un, İslamiyet’i kabul etme sürecinde yaşadığı tecrübelerden ve hatıralardan oluşan bu eser, yazarın kendi anlatılarına dayanmaktadır. Müslüman bir ülkede, sözde Müslüman bir anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Öztoksoy, tamamen Batı kültürüyle yetişmiştir. Türkiye’deki Batı hayranı pek çok insan gibi, İslam’a karşı önyargılı bir tavır benimsemiş; onu araştırmayı dahi gerekli görmemiştir. Ancak bir gün, mürtet olmuş eski bir müftünün (Turan Dursun) İslamiyet’i çürüttüğüne dair duyduğu bilgiler üzerine, İslam aleyhine kaleme alınmış bir kitabını okumaya karar verir. Başlangıçta amacı, İslamiyet’in yanlışlığını öğrenmek ve çevresini de bu düşünceden uzaklaştırmaktır. Fakat okudukça, eserde yer alan iddiaların ve iftiraların boyutunun tahmin ettiğinden çok daha ileri seviyede olduğunu fark eder. İslam’a karşı son derece olumsuz duygular besleyen Öztoksoy bile, yazılanların önemli bir kısmının gerçekle bağdaşmadığını kısa sürede anlar. Bununla birlikte, kitapta yer alan bir iddia özellikle dikkatini çeker: Kur’an’ın kendi ayetleriyle çeliştiği ve bu nedenle tutarsız olduğu ileri sürülmektedir. Yazar, bu iddiasını sure ve ayet numaralarıyla desteklemeye çalışmaktadır. Kur’an’a uzun yıllar boyunca mesafeli duran Öztoksoy, ailesini İslamiyet gibi bir düşünceden uzaklaştırmak amacıyla söz konusu ayetleri bizzat incelemeye karar verir. Ancak yaptığı araştırma sonucunda, adı geçen yazarın açıkça çarpıtma ve iftiraya başvurduğunu görür. Daha da dikkat çekici olan ise, bu yazarı referans gösteren pek çok kişinin, Kur’an’da gerçekten böyle bir ifade olup olmadığını araştırma ihtiyacı dahi duymamasıdır. Bu durumun farkına varan Öztoksoy, kendi ifadesiyle, sorgulamadan başkalarının düşüncelerini tekrar edenlerden biri olmak istemez ve okumaya, araştırmaya
1000Kitap
"Ol" Dedi OldumMehmet Salim Öztoksoy · Tin Yayınları · 2025172 okunma
Delifişek
7/10
·85 syf.··
2022 21. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2022 15:44
Delifişek, Zezé’nin hayat yolculuğunun üçüncü durağı olarak karşımıza çıkıyor. Şeker Portakalı ile tanıdığımız, ardından Güneşi Uyandıralım ile büyüme sürecine tanıklık ettiğimiz Zezé, bu kitapta artık küçük bir çocuk değildir. Karşımızda çocukluğun masum dünyasından çıkmış, gençliğe adım atan, kendi kimliğini arayan bir delikanlı vardır. Fakat büyümek, Zezé için sadece yaş almak değildir; geçmişin izlerini de beraberinde taşımaktır. Çocukluk yıllarında yaşadığı sevgisizlikler, kırgınlıklar ve zorluklar Zezé’nin karakterinde derin izler bırakmıştır. Onun hassas, duygusal ve her şeyi derinden hisseden tarafı hâlâ varlığını sürdürür. Çünkü bazı insanlar büyüse de içlerindeki o küçük çocuğu tamamen kaybetmezler. Zezé de onlardan biridir. Hayata karşı daha güçlü durmaya çalışırken bile içinde hâlâ sevgiye, anlaşılmaya ve değer görmeye ihtiyaç duyan o çocuk yaşamaya devam eder. Belki de kitabın en etkileyici yanlarından biri, bize kendi çocukluğumuzu hatırlatmasıdır. Hepimizin geçmişte kalan anıları, küçük mutlulukları ve bazen de unutamadığı kırgınlıkları vardır. İnsan büyüdükçe çocukluğuna daha farklı gözlerle bakmaya başlar. O zaman anlarız ki çocukluk sadece geçmişte kalan bir dönem değildir; bugün olduğumuz insanın temelini oluşturan en önemli parçadır. Bu yüzden bence asıl mesele büyümek değil, büyürken içimizdeki çocuğu kaybetmemektir. Çünkü insanın merhametini, hayallerini ve güzellikleri görebilme yeteneğini çoğu zaman o çocuk tarafı yaşatır. Zezé’nin gençlik yıllarında verdiği mücadele de aslında birçok gencin yaşadığı iç çatışmaları yansıtır. Kendini kanıtlama isteği, özgür olma arzusu ve kendi yolunu bulma çabası onu bazen yanlış kararlar vermeye sürükler. Gençliğin getirdiği isyan, öfke ve anlaşılmama duygusu onun davranışlarında kendini gösterir. İnsan bazen çevresindekilerin
Roman
DelifişekJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 202133,7bin okunma
Reklam
Reklam