İstihdam tesellisi
Habib Baba, Nalıncı Baba'yı çağrıştırdı. Onun hikayesiyse Sultan 4. Murat'la değil, bir önceki Sultan 3. Murat'la. Sultan 3. Murat Han, rüyasında bir zatın cenazesini kaldırmak için manevi bir emir alır. Sultan, Veziriazam Siyavuş Paşa'yı da yanına alır ve yine tebdil-i kıyafet dışarı çıkarlar. Hala gördüğü rüyanın tesirinde olan sultan, gideceği yeri iyi bilir. Seri, kararlı adımlarla Beyazıt'a çıkar, döner Vefa'ya, Zeyrek'ten aşağılara sallanır. Unkapanı civarında soluklanır. Etrafına daha bir dikkatle bakınır. İşte tam o sırada gözüne yerde yatan bir ceset ilişir. İşte aradığı, rüyada kendisine gösterilen zattır bu. Etraftakilere onun kim olduğunu sorar. Ahali, "Ayyaşın tekidir" dediğinde hayretler içerisinde kalakalır. ​Sultan, "Nereden biliyorsunuz?" diye sorduğunda ahali anlatmaya başlar: "Aslında iyi sanatkardır, Azaplar Çarşısı'nda çalışır. Nalının hasını yapar. Ancak kazandıklarını ya içkiye ya fuhşa harcar. Hem şişe şişe şarap taşır evine, hem de nerede mimli bir kadın varsa takar peşine." ​Cenazenin başındaki ahali çekip gider. Sultansa olduğu yerde düşünceler içerisinde çakılıp kalır. "Bu adam bizim tebaamızdır, defin işini halletmek gerek" der. Kimsenin sahiplenmediği cenazeyi sultan ve vezir birlikte yıkar ve kefenlerler. Sultan, belki bunun bir eşi, bir ailesi vardır diye düşünerek mahalleyi kolaçan etmeye başlar. Sorar soruşturur ve nalıncının evini bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hanım, kocasının öldüğü haberini metanetle dinler. Sanki bu vefatı bekler gibidir ve şunları anlatır: ​"Bizim efendi bir alemdi vesselam... Akşamlara kadar nalın yapardı. Ama birinin elinde şarap şişesi görmesin, elindekini avucundakini verir satın alırdı. Sonra getirip dökerdi helaya, 'Ümmet-i Muhammed içmesin' diye... Sonra malum kadınların ücretlerini öder, eve
Sayfa 137·Kitabı okuyor
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Selamımız Sermayemizdir
Ayakkabısı yırtık gönlü yamalı Bir ihtiyar gördük geçerken yoldan Selamı vardı sermaye diye, aldık Dedik ki lokmayı bölüştüren berekettir Bir tas su verdik içti, kendimiz de kandık o sudan Cümle varlığı tek nefes bildik şimdi bizim Dalımıza bir serçe kondu Ne tahtımızı sordu ne tacımızı Ne adımızı sordu ne unvanımızı Bir kırıntı sevince kandı Fazlasına tamah etmek kalbimize yüktür bizim Yağmur yağdı Rüzgâr geldi geçti Kiminin çatısını aldı Kiminin yüreğindeki pası sildi Başa gelene eyvallah dedik Gayrisi kısmettir bizim Dünya malı dedikleri bir rüzgârın sesidir, ötesi yalan Ne altın biriktirdik Ne şöhretin gölgesini Bir tanrı misafiri, bir tas su, bir selam Dünyadan kârımız bunlardır bizim Öğrendik ki En hırçın dalgalar, en mağrur kayalar
Selamımız Sermayemizdir
Ayakkabısı yırtık gönlü yamalı Bir ihtiyar gördük geçerken yoldan Selamı vardı sermaye diye, aldık Dedik ki lokmayı bölüştüren berekettir Bir tas su verdik içti, kendimiz de kandık o sudan Cümle varlığı tek nefes bildik şimdi bizim Dalımıza bir serçe kondu Ne tahtımızı sordu ne tacımızı Ne adımızı sordu ne unvanımızı Bir kırıntı sevince kandı Fazlasına tamah etmek kalbimize yüktür bizim Yağmur yağdı Rüzgâr geldi geçti Kiminin çatısını aldı Kiminin yüreğindeki pası sildi Başa gelene eyvallah dedik Gayrisi kısmettir bizim Dünya malı dedikleri bir rüzgârın sesidir, ötesi yalan Ne altın biriktirdik Ne şöhretin gölgesini Bir tanrı misafiri, bir tas su, bir selam Dünyadan kârımız bunlardır bizim Öğrendik ki En hırçın dalgalar, en mağrur kayalar
Aşk mıdır ki Cân ü dil mülkünü yağma eyleyen ? Aşk mıdır ki sinem içinde gelüp câ eyleyen? Aşk mıdır ki boynuma takıp belâ zincirini Gezdürüp mecnunleyin âlemde rüsva eyleyen? Aşk mıdır ki bi vefa güller elinden giceler İnledüp bülbülleri tâ subh güya eyleyen? Aşk mıdır ya eyleyen tiri cefaya can siper Mihneti derd ü gamı sinemde peyda eyleyen? Aşk mıdır ki bir keman ebru nigârın yâdına Ok gibi bu kaddimi büküp benim yâ eyleyen? Aşk mıdır ki fenni derdi okudup âşıklara Faslı bâbı sinemin levhinde inşâ eyleyen Aşk mıdır ki bu ‘muhibbi’ sinesine dağ vurup Âhır ânın gözleri yaşını derya eyleyen? Kanuni Sultan Süleyman ( Muhibbî)
Kerbela, İspanya, Sivas... Değişen sadece yer ve zaman, değişmeyense dil. Pir Sultan'ı asılırken yaralayan gül de dildir, Sivas yangınından artakalan kül de. Dostluklarda da böyledir aşklarda da. Susarsın, sessizliğinden suçlanırsın, söylersin çığlığından. Asl'olan kazanmaktır çünkü, kazananların yanında olmaktır…
Sayfa 27
Alıntı