İnce Memed 4 İncelemesi
Puan vermedi·639 syf.··
2026 29. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 01:26
“Ben bilmez miyim ki eşkıya dünyaya payidar olmaz? Sultan Süleyman’a kalmayan dünya, o Süleyman kuş dilini bilirdi, Kaftan Kafa hükmederdi, işte ona kalmayan dünya, hiç kimseye kalmaz. Biliyorum, İnce Memed de bir yitiklere karışacak. “ •Alıntı Üstad Yaşar Kemal’in destansı romanı. Adı, şanı kadar görkemli bir yapıt. Türkçe’nin yüzaklarından, birçok yabancı dile çevrilip olumlu eleştiriler almış, ingilizce çevirisi (her ne kadar çevirisinde birkaç ufak sorun olsa da) “memed, my hawk” güzel seçimiyle yabancı okura sunulmuş, işlerimin yoğunluğunda ev-iş yolunda, üç haftada üç cilt okuduğum ve sonunda 4.cildini de bitirdiğim roman. Yaşar Kemal’in ömrü vefa etseydi 5.sini de yazacağı, edebiyatımızın mihenk taşı bu romanda okuduklarım beni geçmişle gelecek arasında birçok noktaya taşıdı durdu. Haksızlıklar, yolsuzluklar, acımasızlıklar içinde çıkılan yolculuk en nihayetinde birinin, bir ince körpe oğlanın ‘dur!’ dediği noktada yüreklere korku salarak bitti. Yaşadığı onca kayıp, edindiği onca tecrübe ve mücadeleye rağmen zalimin korkulu rüyası olma yolundan bir an bile şaşmadı. İlk kitapta ne kadar Abdi Ağaya sövdüysem, ikinci kitapta, üçüncü ve dördüncü kitapta da Abdilerin bitmemesine sövdüm. Abdiler hala yok mu sanıyorsunuz? Var. Ama bence artık İnce Memed’ler yok. Bu durum beni kitaba ne kadar bağladıysa, o hayale de öyle tutunmama sebebi oldu. ‘Bir Abdi gider, başka Abdi gelir, bir başka Abdi gelir’ dedi İnce Memed. Bir tek Hürü anası onu kendine getirdi de, ‘Bir İnce Memed giderse, on bin, yüz bin İnce Memed gelir şahinim’ dedi. Ben kelimelerimi daha nasıl anlatayım. Sabaha kadar konuşsam azdır. Çok güzel bir seriydi. Herkes okumalı, herkes bu keyfe varmalı. #incememed #kitaplayseyorumum #yasarkemal #bookstagram #books
İnce Memed 4Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202121,6bin okunma
Kitabı okuduktan sonra buraya bakmalı...
Puan vermedi·272 syf.··
2026 20. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 01:34
Yazmadan edemedim... Bendeki etkisini paylaşmam gerektiğini düşündüm. Üzerine çok farklı yorumlar gördüm, hemfikir olduklarım da elbette var ve bazı noktalarda direkt aynı şekilde düşündüklerim... Geleyim kitaba... Kitap, yazara şans verme gayretimde bana sadece kapı araladı ama anahtarı da kapının ardında kaldı. Kapı kapansa bir daha aralamaya ne kadar gayret ederim, bilemiyorum. Olumsuz eleştiri yapsam... Elim, dilim, gönlüm çok varmıyor ve kalbim buruluyor ama güzel birkaç şeyden fazlası da gönlüme düşmüyor açıkçası. Beni bu kadar arafta bırakan nadir kitaplardan biri oldu. Çok büyük beklentilerle ve esrarlı bir şeyler okuyacağım düşüncesiyle okuma listeme almıştım. Aslında fena da başlamamıştı ama beklentim peyderpey hüsrana dönüştü. Öncelikle kitabın adı, anlatılanlarla benim için yeterince en azından kitaba ad olacak kadar bir bağ oluşturmadı. Kitap adı benim için çocuğa isim koymak gibi önemlidir. Burada o bağı kuramadım. En rahatsız olduğum şeyse bana dervişlik ve şeyhlik kavramlarının heybetinin hafifletildiğini hissettirdi. Yakın zamanda sezon sezon Vefa Sultan seyretmiş birisi olarak (usulü elbette dizilerden öğrenmeyiz sadece burada kitap ve dizide bu meselenin ele alınış biçimlerindeki farklılıklardan bahsediyorum) burada ister istemez o hürmeti, hikmeti ve dirayeti ilk (başkarakterin babası) şeyh dışında kimsede göremedim. Şehyliği rüyalarca malum olmuş ve halka halka zikir meclisi olan bir dergâhın (ikinci) şeyhi, dergâha arkadaşını ziyarete gelen kızın elini sıkamaz efendim. O dergâhın içinde çay ile beraber sigara içilemez efendim. Sigara, hoş karşılanan bir şey değildir. Nefsini kendi eliyle öldüren insanların böyle sufî meclislerde sigara içmeleri, o satırlar arasında gözlerim sıçrarken içimi acıttı açıkçası. Başkarakterin babasının her anında ve
Edebiyat
Şanzelize Düğün SalonuTarık Tufan · Doğan Kitap · 20248,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 21:33
Elif Şafak gibi bir yazarı yıllarca niye görmezden gelmişim diyorum 1 aydır. Ustam ve Ben, yazarın okuduğum 2. romanı oldu. Gökyüzünde Nehirler Var da güzeldi ama ben bunu ayrı bir sevdim. Cihan ve Çota'nın hikayesi. Tarihi kişiliklerden Mimar Sinan ve Mihrimah Sultan da kendilerine eşlik ediyor bu serüvende. 15 sene önce okuduğum İki Cami Arasında Aşk romanında Mimar Sinan ile Mihrimah Sultan arasında yaşanmış olduğu varsayılan bir aşk anlatılıyordu. İlginçtir bu romanda da Mimar Sinan'ın çırağı olarak karşımıza çıkan Cihan ile Mihrimah Sultan arasındaki bir aşk anlatılmış. Gerçi tek taraflı bir aşk bu ama ne aşk! Aşk, yalan, ihanet, kıskançlık, nefret, ahlaksızlık, vefa, sadakat, hırsızlık, hırs... Daha ne sayayım ki? İnsana dair çok şey var bu kitapta. Sevdim, kesinlikle okunmaya değer. Başka başka kitaplarda karşıma çıkan, yüzyıllar önce yaşamış bir padişah kızını merak ettim doğrusu. Aslında hayatını, hayatının gerçeğini, gerçekte gönlünün kimde olduğunu merak ettim. Cihan'ın bir imkansıza aşık olup yıllar yılı süren bekleyişini ve yalnızlığını hissettim. Tek bir yer oturmadı kitapta bende. Filimiz Çota Balaban'ın fili Gülbahar ile kitabın başlarında bir araya geliyordu. Kitabın sonunda aradan seneler geçmiş, Çota ölmüş fakat yavrusu olmuş, küçük bir filden bahsediyor yazar. Burada bir tutarsızlık var.
Ustam ve BenElif Şafak · Doğan Kitap · 201314,4bin okunma
Taşlara fısıldayan çocuktan Koca Sinan'a...
8/10
·96 syf.··
2026 6. kitabı
5, 6 ve 7. sınıflar için AÇIKLAMA Sevil Köybaşı tarafından kaleme alınan "Bir Sinan Bir de Süleyman" adlı çocuk kitabiyla sizlerleyim. Peşinen söyleyeyim kitabı çok sevdim. Sosyal Bilgiler Öğretmeni olmamdan mütevellit derslerde kullanilacak, öğrencilerin tarihimize imza atmış önemli iki ismi öğrenmelerini sağlayacak değerli bir eser. Kitap, dünya mimarlık tarihinin en büyük dehalarından biri olan Mimar Sinan’ın Ağırnas’ta başlayan çocukluk yıllarından, İstanbul’un silüetini değiştiren dev eserlerine uzanan yolculuğunu konu alıyor. Kıymetli yazarımız, tarihi gerçekleri çocukların hayal dünyasına hitap edecek lirik bir dille harmanlayarak, sadece bir başarı hikayesi değil, aynı zamanda bir tutku ve azim öyküsü sunmuş.b Eserin merkezinde Sinan ile Kanuni Sultan Süleyman’ın yollarının kesişmesi ve bu iki ismin bir imparatorluğun kaderini mimariyle nasıl şekillendirdiği yer alıyor. Bu kitabı okuyan çocuklarımızda, maarif modelinde de yer alan birçok değerin kazanılması mümkündür; Tarihi Bilinç: Osmanlı dönemi, devşirme sistemi ve İstanbul’un tarihi dokusu hakkında temel bilgiler edinir. Azim ve Kararlılık: Mimar Sinan’ın "taşlara fısıldayan çocuk"tan "Koca Sinan"a dönüşme sürecindeki çalışma disiplinini örnek alır. Gözlem Yeteneği: Bir zanaatın veya sanatın sadece teknikle değil, doğayı ve çevreyi derinlemesine gözlemleyerek yapılabileceğini fark eder. Kültürel Miras: Ayasofya, Süleymaniye ve Selimiye gibi eserlerin değerini ve bu eserlerin korunmasının önemini kavrar. Kitabı okuyan öğrencileriniz için 'Proje Fikri' Sevil Köybaşı Bu kitabı bitirdikten sonra öğrencilerle "Kendi Kubbeni Tasarla" adlı bir etkinlik yapılabilir. Çocuklardan Sinan gibi doğadaki bir formdan (bir kabuk, bir çiçek veya bir dağ) ilham alarak kendi hayallerindeki binayı çizmeleri veya kil
1000Kitap
Bir Sinan Bir de SüleymanSevil Köybaşı · Doğan Çocuk Yayınları · 20254 okunma
DÜNYANIN EN MUTLU İNSANI KİMDİR?
Puan vermedi·224 syf.··
2026 57. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 13:33
"Kimseye güvenmiyorsan neye sahipsindir ki?" "İnsanın kalbini huzura erdiren en büyük erdem masumiyettir." Tarihsel olay, vefa, insanın zaafı, aşk , devletin o günkü durumu, işgaller, kültürel varlıkların korunması , görünüş ve gerçeklik arasındaki farklar... bu kitabın verdiği mesajlardan ben en çok "güvenin olduğu "mesajlarını beğendim. Bence sadakat, bazen en büyük hazineden daha ağır bir yüktür. Bazı sırlar öyleki Kaşıkçı Elması’ndan daha parlaktır görüyoruz ki saklanması daha zordur. Gülünç belki ama en acısı da şehir yanarken hırsızın derdi, ateşin aydınlığında neyi çalacağıdır. Oysa Buna dünya derler, hiçbir gerçek gizli kalmaz! Böyledir dünya, bir edene bir eden bulunur. Dünyada insanın itibarını kaybetmesinden daha büyük ceza olmadığını anladım. İtibarsızlık, ölmeyi istetecek bir imtihan biçimiydi. peki o zaman bir düşünelim "Sizce dünyanın en mutlu insanı kimdir?" İskender Pala'nın 2026 tarihli "Soygun" romanı, kapı yayınlarından 224 sayfalık bu roman takvimler 1826 yılında II. Mahmut döneminde, Vaka-i Hayriye (Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması) günlerinde Osmanlı Sarayı'ndan Kaşıkçı Elması'nı çalma girişimini konu alan tarihi bir polisedir. “Masalları artık değiştirmek lazım dostum, ormanın sultanı aslan değil tilki olmalı.” alıntısı ile başlar. "Ayasofya müezzinleri akşam ezanını okuyordu; Haydin kurtuluşa!... Kurtulabilecek miydi acaba? Daha üç saat evvel çıktığı kapıdan tekrar girerken içindeki duygular karmakarışıktı. Cuma selamlığından sonra Sultan Mahmut Hazretleri başının ağrıdığından şikâyetle bir parça istirahat edeceğini söylemiş, o da Paşakapısı’na dönmüştü. Padişahı düşündü. Zavallı adam, tek başına bir ülkeyi ayakta tutmaya çalışıyordu. Mektepler açtırıyor, ıslahatlar yaptırıyor, ülkeyi kalkındırmaya çalışıyordu. Ama zaman, mutsuz
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,487 okunma
8/10
·312 syf.··
2026 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 14:18
Tarık Tufan’ın kaleminden okuduğum ilk eser Gece Açan Çiçekler: İstanbul’da bir yangın, yangın ki tüm şehri korkuya ve dehşete sürüklemiş vaziyette… İstanbul’un Vefa semtinde ayakta kalan son ahşap konaklardan Canfeda Konağı ve birbirine kırılgan iplerle bağlanmış iki farklı İstanbul dönemi ayrı ayrı anlatılmış. Birisi belki konağın yeni konak olduğu zamanlarda yaşanmış olaylara dayanıyor. İkincisi ise yüz sene sonra konağın yıkılmasından ve butik bir otele dönüşmesinden çok kısa bir süre öncesine dayanıyor. Konağın kuruluşu ve yıkılışı gibi kitabın da iki anlatıcısı var. Yalnızlıkla ve mazlumlukla ömür geçirmiş ve kaderlerine boyun eğerek dünyaya veda etmiş iki masum anlatıcı: Halide ve Derviş Ali. Halide, babası evi terk ettikten sonra annesi tarafından hiç sevilmeyen ve benimsenemeyen dört çocuktan en büyüğüdür. Annesine göre konakta yaşanmış ve yaşanacak tüm kötülüklerin sorumlusu Halide’dir. Haliyle bu hikaye en doğru Halide’nin dilinden dinlenirdi. Derviş Ali ise Osmanlı’nın son zamanlarında Paşa kızı Handan’a olan aşkıyla tüm dünyayı toz pembe gören gariban bir aşıktır. İşlediği bir günahtan dolayı dergaha girer, burada bir şekilde Sultan Abdülhamid’in Baş Ressamı Zonara ile tanışır. Olaylar gelişir.Onun hikayesini de en iyi Derviş Ali’den dinleyebilirdik.
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,4bin okunma