Üstü Örtülmüş Toplumsal Yaralarımız (DİKKAT SPOİ OLABİLİR!!!)
8/10
·392 syf.··
2026 17. kitabı
​"Zülfü Livaneli’nin Mutluluk kitabı, töre adı altında öz kuzeni tarafından ölüme götürülen Meryem’in hikayesini konu alıyor. Bu kitapta benim gördüğüm; aslında eskide kaldığını düşündüğümüz toplumsal yaralarımızın kapanmadığı, sadece üstünün çok güzel örtüldüğüydü. Masum bir kız çocuğunun çaresizliğini, kendini dini bir lider olarak gösteren amcasının ona yaptıklarını Meryem’in suçu gibi göstermesi çok içten ve vurucu şekilde anlatılmıştı kitapta. Livaneli, bir tarafta bu karanlık töre iklimini işlerken, diğer tarafta batılılaşmış ama kendi içsel bunalımlarında, sahte ve bencil konfor alanlarında kaybolmuş İrfan Kurudal karakteriyle bize muazzam bir tezat sunuyor. Kitap ilerledikçe anlıyoruz ki, ister bir dağ köyünde feodalitenin gölgesinde olalım, ister lüks bir teknede modern dünyanın tam göbeğinde... İnsan, başkalarının onun için yazdığı o ikiyüzlü, bencil senaryoları ve dayatmaları yırtıp atmadığı sürece asla gerçek 'mutluluk' kapısını aralayamıyor. Meryem'in o masum ve tertemiz direnişi, hepimizin içindeki özgürlük arayışına tutulmuş bir ayna gibiydi. Kesinlikle herkesin okuması ve o örtülen yaralarla yüzleşmesi gereken bir başyapıt. "
1000Kitap
MutlulukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202043,6bin okunma
Puan vermedi·232 syf.·
2026 6. kitabı
dün gece asiri uykum gelmese elimden birakmayacaktim gerçekten asiri akıcı ve merak uyandırıcıydı.aslinda olaylar cok karmasik değilse de farkli kisilerin perspektifi ile farkli zaman dilimleriyle anlattiği icin hem gizemli hem sürükleyici olmuş.normalde çok düz bir dili ve basit bir kalemi var ama polisiye/korku türü buna daha uygun geliyor bana.katile gelirsek motivasyonunu ve cinayetlerini anliyorum ama olan yuki'ye oldu o kadar üzüldüm ki...ayrica japon hukuku ve kadının toplumdaki yerini sevmediğimi bir kez daha hatirladim.ne düşündüğüm kadar vahsi ne de hafif bir kitapti...mantiğa oturmayan yanlarını da vardi bence ama beğendim ya... yazarın diğer kitabini da alacağim,reading slump'tan yeni çiktiğim için korkuyorum girmeye ama bu kitap cok iyi geldi okuma anlamında bana hatta hemen bir sonraki kitabimi seçmeye gidiyorum️
Tuhaf ResimlerUketsu · Domingo Yayınları · 20251,736 okunma
Reklam
Sevgi vicdana engel değildir…
9/10
·68 syf.··
2026 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 14:21
Cengiz Aytmatov un Yüz Yüze adlı eseri, savaşın yalnızca cephede değil, insanların ruhlarında da açtığı yaraları anlatan etkileyici bir hikâyedir. Aytmatov bu kısa ama derin eserinde korku, vicdan, sorumluluk ve fedakârlık gibi kavramları sorgulatır.Romanın en dikkat çekici yönlerinden biri, savaşın kahramanlık kadar insanın zayıflıklarını da ortaya çıkarmasıdır. Cepheden kaçan İsmail’in yaşadığı korku ve bunun ailesi üzerindeki etkileri, okuyucuya savaşın görünmeyen yüzünü gösterir. Özellikle Seyde karakteri, sevgi ile doğru olanı yapma zorunluluğu arasında kalırken büyük bir ahlaki sınav verir.Kitabı okurken beni en çok etkileyen nokta, insanların zor zamanlarda gerçek karakterleriyle yüzleşmek zorunda kalmaları oldu. Aytmatov, savaşın yalnızca düşmanla değil, insanın kendi vicdanıyla da bir mücadele olduğunu başarılı bir şekilde anlatıyor.Eserin vermek istediği temel mesajlardan biri, korkunun insanı yanlış yollara sürükleyebileceği ancak vicdanın eninde sonunda insanı gerçekle yüz yüze bırakacağıdır. Bu yönüyle Yüz Yüze, sadece savaş hakkında değil, insan doğası hakkında da düşündüren bir eserdir.
Yüz YüzeCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 20215,6bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2026 46. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:52
Kitap mektuplardan oluşuyordu ve yaşananlar bu mektuplarla anlatılıyordu. Kitap Refik Cemal’in arkadaşı Server’e, Neriman ile evleneceğini bildirmesiyle başlıyor. Sonrasında Neriman’la evlenmesi Neriman’ın Handan’a olan bağlılığı ve Handan başka bir ülkede olmasına rağmen sürekli hayatlarının her yerinde olması ile devam ediyor. Handan’a gelecek olursak çok değişik ve çalkantılı bir ruh hali olduğunu çekinmeden söyleyebilirim. Nazım’ın ona evlenme teklifi etmesi ama onun kabul etmemesi ardından kısa bir süre sonra Hüsnü Paşa’yla evlenmesi ile Nazım’a neden bunu yaptın diye düşünüyor insan. Bu olaylardan sonra Nazım’ın hapse düşmesi ve orada intihar etmesi aslında intihar sebebinin Handan olduğunu da açıkça belli ediyor. Handan bu olaylardan sonra derin bir vicdan azabı duyuyor bence çünkü sonrasında kendini mutluluğa ve sevgiye çok da layık görmediğini anladım ben. Handan gibi dik duruşlu bir kadının ona her türlü aşağılamayı yapan Hüsnü Paşa’ya takıntısı ve o ne yaparsa yapsın onu beklemesi kendini ondan başka kimseyle düşünememesi çok garipti. Handan genç bir kadındı ve önünde yaşanacak çok hayat vardı. Fakat Handan Hüsnü Paşa’ya takıntısından hasta olup yataklara düştü. Handan penceresinde olaylar böyleyken bir de Neriman var ki kocasına açıkça Handan sana göre siz Handan’la daha iyi olurdunuz gibi cümleler sarf eden bir Neriman. Kocası ona çok bağlıydı fakat o sürekli kocasının aklına bu fikri sokuyordu. Handan’ı kendinden çok daha mükemmel görüyordu belki bunların payı vardı ama saçmaydı. Refik Cemal ise Handan hasta olunca onunla çok fazla ilgilendi. Birbirlerine aşık oldular. Handan hasta yatağında bir de en kıymetlisi Neriman’ın kocasına aşık olduğunu hissetmesiyle hastalığı daha da kötüleşti. Kitabı okurken karakterleri asla anlayamadım herkes farklı
HandanHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20197bin okunma
9/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
Açıkçası bu kitabı alıp okumayı hiç düşünmüyordum. Ta ki Selma Salgırboyu’nun paylaşımını görene dek… Ardından başka okurların da beğenisini görünce, kitabı sepetime ekledim ve büyük bir beklentiyle sayfaları araladım. Kitabı çok ama çok beğendim. Ön yargıyla burun kıvırdığımız, “bana göre değil” diye kenara ittiğimiz eserlerin içinde ne büyük hazineler saklıymış, insan okudukça anlıyor. 1700’lü yılların sert ve acımasız kışında geçen kitap, daha ilk sayfalarında okuru içine çeken çarpıcı bir sahneyle başlıyor: Buz tutmuş bir nehrin altında ortaya çıkan bir ceset… Ancak bu romanı yalnızca bir polisiye olarak tanımlamak yanlış çünkü bu kitap, tarihsel bir zemin üzerinde yükselen; adalet, vicdan ve insanlık kavramlarını derinlemesine sorgulayan çok katmanlı bir anlatıma sahip. Erkeklerin egemen olduğu bir dünyanın ortasında dimdik duran bir kadın karakter… Bir ebe olarak yalnızca doğumlara değil, insanların en çaresiz anlarına da şahitlik eden; korkusuz, kararlı ve sezgileri güçlü bir kadın. Doğa tasvirleri öylesine canlı ki, sayfalar arasında ilerlerken o keskin soğuğu iliklerinizde hissediyor, karakterlerin yaşadığı her duyguyu adeta birlikte yaşıyorsunuz. Özellikle mahkeme sahneleri… Nefesimi tutarak okudum. Tacize uğramış bir kadının, yalnızca “yeterli delil yok” denilerek şüpheyle karşılanması, iftiralar, yalanlar derken aslında adaletin gölgede kalışını okurken içimi öfkeyle doldurduğunu belirteyim. Yargıcın vereceği kararı verirken kalbimin nasıl hızlı çarptığını, satırların arasında nefesimi tutarak ilerlediğimi size anlatamam. Çünkü yalnızca bir hüküm açıklanmayacak, aynı zamanda vicdanın da terazisi kurulacaktı. O an, adaletin gerçekten var olup olmadığını sorgulayan herkes gibi ben de kelimelere tutunmuş, sonucu bekledim. Adalet… Belki bu dünyada her
Donmuş NehirAriel Lawhon · Kairos Kitap · 202618 okunma
Puan vermedi·219 syf.··
2026 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 13:37
Dostoyevski’nin ilk dönem eserleri arasında en sevdiğim kitabı oldu. Netoçka’nın ailesiyle yaşadığı acıklı çocukluğundan itibaren gençlik yıllarını da anlattığı bir eserdi. Severek okudum. Öneririm.
Netoçka NezvanovaFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 20163,048 okunma
Reklam
Reklam