Aklından bir sayı tut ve gözlerini sımsıkı kapat sonrasında sıkıcı geldi. Artık olacak her olayı kurulacak her cümleyi tahmin edebiliyorum. O yüzden pek sevemedim.
– Alçaklar! dedi, bu zenginlerin hepsi alçak heriflerdir! Fakirleri bekletmekten zevk alırlar. Ah, elime bir fırsat geçse, hiç acımadan derilerini yüzerdim! Bizim gibi fukaraya üç beş paçavra ile bir iki çift ayakkabı, üç beş günlük ekmek parası verirler de; papaza, kiliseye gelince kesenin ağızını açarlar. Neden? Tanrı’yı memnun etmek için… Dünyayı kazandıkları gibi, cenneti de kazanmak isterler. Bize niçin para vermezler, bilir misiniz? O parayla içki alacağımızı, kumar oynayacağımızı düşünürler. Ah, alçaklar! Ah, hırsızlar! Evet, zenginlerin tümü hırsızdırlar… Hırsız olmayan, zengin olamaz… Onlar çalınca adı “ticaret”, biz çalınca “hırsızlık” olur… Hükümet adamları onları korur; neden? Çünkü kendileri de hırsızdırlar. Topladıkları vergiler, kestikleri cezalar nereye gidiyor? Hazineye mi? Hayır! Hükümet adamlarının ceplerine…
"Kapattım gözlerimi karanlıklar çökene kadar"
John Verdon kalemini konuşturmuş. Bir polisiye romanından beklenen her şey var. Konulara hakim.
İlk başta malum cinayetin çok ilginç olduğu söyleniyor ama bana çok ilginç gelmemişti. Ta ki detaylar hakkına daha fazla bilgi alana kadar.