Çift başlı ejder motifleri Uygur döneminde de Orhun bölgesindeki (bu bölgede 740-840) anıtlar üzerinde görülür; ancak "göksel Uygur kağanı"nın bir ongun'u ha line gelmiş gibidir. Türk kağanlara atfedilen gökten kut alma özelliği, çift başlı ej derle birlikte Kök Türk hanedan tamga'smı taşıyan Kül Tigin Yazltı'nın doğu yü zünde de görülebilir. Kök Türk hanedanının V. yüzyılda yaşadığı bölgede bayrak larda, bayrak direklerinde, tahtların üzerinde ya da ayinsel veya hükümdarlara özgü oturma biçimi olan ve Türkçede bağdaş denilen pozisyondaki insanlarla bir likte görülen çift başlı ej der, dünya hakimiyetinin simgesi olmuştur. Vl. yüzyıldan Vlll. yüzyıl sonrasına uzanan devrede, Orta Asya Türkleri arasında Hint, lran ve Grek-Roma etkisi özellikle hissedilmiştir. Çift başlı ejder kavramı yalnızca yukarıda değinilen Tantracı çağrışımları değil, sonsuz zamanın simgesi öküz başlı kozmik sü rüngen Ananta Seşa'nırı bazı özelliklerini de kapsıyordu. Canavar iki bölüme aynl mıştı. Baş Rahu ve kuyruk Ketu, takip ettikleri gök cisimlerini yutarak güneş ve ay tutulmalarına neden oluyorlardı. Başları aşağı ya da yukarı doğru bakan çift başlı ej der motiflerinin, gök cisminin yörüngesinin ekliptiği kestiği noktalarla bağlantılı anlamları vardı. Uygur metinlerinde Rahu ve Ketu'ya kuzey gezegenleri denildi ve sanki bölünmüş Ananta Seşa'yı yeniden oluşturarak, göğün ilk ve son işik'inde (eşik), yani zaman döngüsünün başında ve sonunda yer aldılar.
Kök Türk Kağanlığl'nın başlangıç döneminde (552-740),14 bir Vl. yüzyıl anıtında kurt totemi görülürken, Vlll. ya da IX. yüzyıllarda, Kök Türkler için kutsal olan Orhun bölgesindeki çoğu anıtta çift başlı ejder yer alır.Kül Tigin (ölm. 731) yazının dogu ve ban yüzlerinde yer alan çift başlı ejder ve çift ejder, Kül Tigin'in ruhunun yükseldiği başucu noktasını {zenit} simgeliyor gibidir. Diğer Orta Asya Uygur dönemine (840-1210) ait Türkçe metinler,ruhun zodyaka ya da göğün kutbuna yükselme arzularını ifade ederek mezar anıt üzerindeki çift başlı ejderin başucu noktasını temsil ettiği görüşünü desteklemektedir. Kül Tigin'in ölümü üzerine yapılan tapmak, yaz gündönümündeki (Ejder takımyıldızı evçte iken) yedinci Türk ayına adanmıştır.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Vl
Ne dersin, bir küçük cinayet, binlerce güzel işe değmez mi? Bir hayata karşılık, kurtarılmış binlerce hayat..
İlk ‘Türkiye’ ifadesi.
“Türkiye tabiri, daha Vl. yüzyılda Bizanslılar tarafından Orta Asya için yani Türklerin yaşadığı bölge için kullanılıyordu.”
Sayfa 14·Kitabı okudu
Alıntı
Sahaftan aldığınız kitabın içinden zarfsız bir mektup çıksa ne yapardınız? "Dokunmazdım, bana gelmeyen mektubu asla okumam," demeyin sakın. Ben sizin de yapacağınızı yaphm. Açtm, okudum. önce kitaptan söz edeyim. 1974 tarihinde ba­sılmış, yeşil, ciltli bir kitap: Meşhedi ile Devridlem. Yazan: Ercü­ment Ekrem Talu. Mektuba gelirsek. .. Mumlu gibi kalın bir kağıda yazılmış, tek sayfalık... Üst tarafındaki hrhklardan kağıdın mektupluk bir bloknottan koparıldığı anlaşılıyor. Dört de zımba deliği var üstünde. Demek en az iki kez dosyalan­mış. Çok değer verilmiş, özenle saklanmış, belli. Özenin, ilgi­nin bir başka göstergesi, kat yerlerine arkadan ince şeritler ha­linde kağıt yapışlanlarak oralardan kopup ayrılmasının önlen­miş olması. Mektubun üzerindeki tarih "16/Vl/946" diyor. Böyle yazılmış, Romen rakamıyla, yatık çizgilerle. Kitabın 1974'te basıldığını anımsarsak Meşhedi ile Devridlem kitabının içine girinceye kadar neredeyse otuz yıl beklemiş. Öyle de gü­zel bir yazıyla yazılmış ki! Resim gibi bir el yazısı. .. Kim göndermiş, kime göndermiş, niçin yazılmış? Oralara da geleceğim. Bu kitabın arasında saklanma nedeni, kitabı yazanla mektubu yazanın aynı kişi olması.
Sayfa 334 - Kırmızı kedi yayınları 2019
Deneme, İnceleme, Edebiyat
Kilise Adamlarının Özelliği - Araf
Masuccio, keşişlerin, rahiplerin ve dilenci keşişlerin kötülüğünü anlattıktan sonra "Onlar için en iyi ceza Tanrı'nın arafı lağvetmesidir. O zaman bunlar sadaka almayıp kendi işlerine dönerler." demektedir. (Burckhardt, adı geçen yapıt, VL Bölüm, II. Konu). Fakat Luther gibi o da arafı reddetmeye cesaret edememiş; Katolik inancının büyük bir bölümünü olduğu gibi sistemine almıştır. - Bertrand Russell . Batı Felsefesi Tarihi III syf.29 * "Hâlbuki araf insanlara mahsus değildir. Hayvanlar orada istirahat eder. Ama insan için ya cennet lâzımdır, ya cehennem!" diye yazmışmış Ömer Seyfettin de. * Araf'ta kalınmamalı yani.
Sayfa 29 - Say Yayınları·Kitabı okuyor