Ağrı İsyanı'nda Kürt ve Ermeni işbirliği
10/10
·303 syf.··
2026 3. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 03:09
Bu kitap 1926-1930 yılları arasında Kürt milliyetçisi Hoybun Cemiyeti’nin Ermenilerin ve Fransızların desteğini alarak Ağrı İsyanı’nı başlatmasını ve Türkiye’nin doğu bölgesinde nasıl bir istikrarsızlık ile terör yarattığını belgeleriyle açıklamaktadır. Bir Kürt milliyetçisi olan ve amacı Türkiye’nin doğusunda Kürt devleti kurmak olan Hoybun Cemiyeti’nin kurucularından biri ise Taşnak örgütü mensubu Vanlı bir Ermeni olan Vahan Papazyan’dır. Kitabın sonundaki belgeler kısmında Vahan Papazyan’ın Hoybun Cemiyeti’ne üyelik belgesi de bulunmaktadır. Ağrı İsyanı’nı başlatan kişi bir zamanlar Osmanlı ordusunda asker olan İhsan Nuri’dir. Ağrı İsyanı ile Hoybun Cemiyeti Ağrı, Van, Muş ve Bitlis gibi şehirleri kontrolü altına alarak Ağrı Cumhuriyeti’ni kurmuşlardır. Bununla birlikte Erzurum’a kadar sarkarak vur-kaç taktiği ile birlikte Türk ordusuna saldırılar düzenlemişlerdir. Hoybun Cemiyeti’nin amacı Dersim bölgesine kadar nüfuz ederek Ağrı Cumhuriyeti adlı Kürt devletini kurmaktır. Ancak ne var ki bu isyan başlamadan önce Kürt milliyetçisi Hoybun Cemiyeti ile Ermeni milliyetçisi Taşnak örgütü kendi aralarında anlaşıp anlaşma metnine maddeler koymuşlardır. Buna göre isyan başarıya ulaştıktan sonra Ermenilerle Kürtler kendi yaşadıkları alandaki doğal sınırlara saygı gösterecekti. Doğrusu isyan başarıyla sonuçlansaydı Ermeniler için kutsal kabul edilen ve onlarca Ararat olarak kabul edilen Ağrı Dağı ve çevresini Ermeniler Kürtlere bırakır mıydı o konuda şüpheliyim doğrusu. Nitekim ben Ermenilerin Türklerden 1915 Ermeni Tehciri’nin intikamını almak için Kürtleri kullandığını düşünmekteyim. Zaten Ağrı İsyanı’nın başladığı yer ile Ermenistan stratejik konumdadır ve sınırdaştır. Ağrı Dağı Erivan’a Ağrı şehir merkezinden bile daha yakındır. Erivan şehrinden Ağrı Dağı çok net bir
Tarih
Fransız Diplomatik Belgelerinde Ağrı İsyanıMüzehher Yamaç · Türk Tarih Kurumu Yayınları · 20197 okunma
8/10
·518 syf.··
2026 6. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 10:16
Selamlar. Kitap genel olarak çok iyiydi. Hikayeye Zarrah'ın Şeytan Adası'na gönderilmesiyle başlıyoruz. Keris, Zarrah'ı kurtarmak için Ithicana'dan yardım istiyor birlikte Şeytan Adası'na doğru yola çıkıyorlar. Ben mi okurken yeterince dikkatimi veremedim emin değilim ama bence Şeytan Adası'yla ilgili betimlemeler yetersizdi. Yetersiz doğru bir kelime değil belki de. Yazar adayı spiral olarak kurgulamış aslında ama ben başta adayı anlamakta ve hayal etmekte çok zorlandım. Zarrah şu an nerede, ne yaşanıyor, tam olarak ne tarafa gidiyor vs. biraz karıştı bende. Bu kısıma özellikle takıldım çünkü yazar adanın coğrafyasına çok fazla değiniyor ve kitabın ilk yarısı Şeytan Adası'nda geçiyor. Bir noktada Pinterst'ten fanart buldum. Adanın görselini gördükten sonra ada sahneleri çok daha anlaşılırdı benim için. Bunlara ek olarak Şeytan Adası ve Arakis kitaptaki haritada yok. Belki ada haritaya eklenseydi bu sorun baştan çözülmüş olurdu. Ada kendi başına kocaman bir hayatta kalma testi. Adada iki kabile var. Kabilelerde biri yamyamlıkla hayatta kalırken diğeri yaşlıları ve çocukları öldürerek kısıtlı besinlerini iyi değerlendirmeye çalışıyor. Yazarın okuru bıraktığı ikilemi çok sevdim. Bir tarafın sebeplerini okuyorsunuz ve ister istemez hak veriyor ve diğer tarafı şeytanlaştırıyorsunuz. Daha sonra şeytanlaştırdığınız taraftakilerin ağzından sebeplerini okuyorsunuz ve aslında şeytan değil de kurbanlarmış diyorsunuz. Bir noktada biraz daha objektif bir yerden okuduğumda ölüm kalım savaşının ortasında hayatta kalmaya çalışan iki tarafı da yargılayamadım. Yazar adadaki gerilimi ve hayatta kalma mücadelesini güzel yansıtmış. Keris, Zarrah'ı kurtarmak için gitmeden önce tahta vekil ataması gerekiyor ve tesadüfen ortaya çıkan hiç tanımadığı kız kardeşi Sarhina'yla aynı politik
Sonsuz SavaşDanielle L. Jensen · Martı Yayınları · 202527 okunma
Reklam
Puan vermedi·172 syf.·
2026 12. kitabı
Başta anlatımı aşırı rahatsız etti, biraz ilerledim aynı rahatsızlık devam etti ama azaldı, alıştım mı yoksa :/ bırakmayı düşündüm, ne biçim kitap bu dedim, hiç bana göre değil. Ama konu da ilginç, ilginçten ziyade çok gerçek. İkinci bölümden sonra daha da ilginçleşti. İyileştirme çabalarının sonucu ne olacak diye diye bir baktım kitap bitmiş :) evet gerçekler anlatılmış, evet insan, evet bilinçaltı ıvır zıvır ;) ama bu kadar çirkin anlatılmak zorunda mıydı bilemiyorum.. Yazarın başka bir kitabını okuyacağımı sanmıyorum, bana bu yetti. İnsanın en çirkin taraflarını argo, pis bir dille okumak isterseniz harika bir kitap otomatik portakal. Çok gençken okunmamalı. Ergenlerden uzak tutun bu kitabı. Dediğim gibi benim için "aşırı". Yazar bu yorumumu okusa bana en kocamanından bir "caaart kaba kaaaat" derdi diye düşünüyorum :)) Kitap bitti, şimdi "Söyleyin bakalım ne yapacağımızı? Ha?" ;)
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113bin okunma
Hep içimi karart Stefan!
7/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 00:27
Berger diye bir tip var, tıp öğrencisi güya ama kendi ruh halini teşhis etmekten aciz, çocukluk aşkıyla karşılaşınca bütün o mantıklı bilim insanı havaları yerle bir oluyor. Olay örgüsü desen zaten Zweig klasiği, her şey ya aşırı trajik ya da aşırı melankolik, adam resmen mutsuzluktan besleniyor diyebilirim. İncecik kitap ama karakterin o içsel buhranlarını okurken sanki on saatlik ameliyattan çıkmışım gibi yordu beni, yine de o saplantılı ruh halini anlatışındaki ustalık karşısında şapka çıkarmadan edemiyorsun. Stefan Zweig Kızıl
1000Kitap
KızılStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202236,9bin okunma
Şervan ve Ararat
10/10
·174 syf.··
2026 13. kitabı
Kahramanımız Şervan,uzun ve zorlu arayıştan sonra arkadaşlarına kavuşma ve kaldığı yerden devam eden mücadelesine tekrardan tanıklık ediyoruz. Düşmanlar tarafından kandırılıp düştüğü pusudan kurtulduktan sonra tekrar özgürlüğe doğru olan yolculuğunu bu sefer Ararat adındaki yoldaşı da ona eşlik ediyor.
1000Kitap
Böğürtlen Zamanı 2Murat Türk · Aram Yayınları · 2015221 okunma
Puan vermedi·180 syf.·
2026 2. kitabı
Alacakaranlıkta Atbarah ve Ararat’ı okurken bunu bir hikâyeden çok, iki ismin etrafında dolaşan bir duygu hâli gibi hissettim. Atbarah ve Ararat, şiirlerde sadece kişiler değil; aşkın iki ayrı yüzü gibi duruyorlar. Bazen yakın, bazen tamamen uzaklar ama aralarındaki bağ hiç kopmuyor. Şiirlerin çoğunda doğrudan anlatılan bir olay yok; daha çok hisler, çağrışımlar ve suskunluklar var. Bu kitapta aşk bana romantik ve umutlu değil, daha çok eksik, yaralı ve geceye yakın bir duygu olarak geçti. Alacakaranlık hâli tam da bunu anlatıyor zaten: Ne gündüz kadar açık ne gece kadar karanlık. Atbarah ve Ararat arasındaki aşk da böyle; ne tamamen yaşanmış ne de tamamen bitmiş. Sürekli bir arada kalmışlık hissi var. Şiirlerde en çok dikkatimi çeken şey dilin sade ama ağır olmasıydı. Az kelimeyle çok şey söyleniyor. Bazı dizeler sanki söylenmemesi gereken bir şeyi fısıldıyor gibi. Bu da kitabı okurken beni yavaşlatıyor, durup düşünmeye zorluyor. Aşk burada bağırarak değil, içten içe sızarak anlatılıyor. Genel olarak Alacakaranlıkta Atbarah ve Ararat, benim için bir aşkı anlatmaktan çok, aşkla yaşanan yalnızlığı anlatan bir şiir kitabıydı. Bitirdiğimde aklımda tek tek şiirlerden çok, hepsinin bıraktığı o loş, hüzünlü duygu kaldı. Sanki birine söylenememiş cümlelerin kitabı gibiydi
İnceleme
Alacakaranlıkta Atbarah ve AraratNil Kılınçoğlu · İkinci Adam Yayınları · 202411 okunma
Reklam
Reklam