Retorik Bir Eylem Olarak Kurmaca
9/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 21:59
Booth’un Kurmacanın Retoriği adlı eseri, edebiyat eleştirisi ve anlatıbilim alanında bir dönüm noktası kabul edilmiş. 1961 yılında yayımlanan bu çalışma, özellikle modernizmin yazarın yokluğu veya yazarın tarafsızlığı gibi dogmalarına karşı geliştirdiği argümanlarla kurmaca metinlerin nasıl işlediğini yeniden tanımlamasıyla özellikle yazar adayı olan herkesin mutlaka okuması gereken bir eser. Çünkü kitabın en can alıcı noktası, yazarın metinden tamamen silinebileceği iddiasına yönelik güçlü itirazıdır. O dönemde popüler olan yazarın kendi eseriyle arasına mesafe koyması veya nesnellik çabalarının aslında başka bir retorik strateji olduğunu savunuyor. Ayrıca Booth bu eseriyle edebiyat literatürüne güvenilmez anlatıcı kavramını kazandırmıştır. Bir anlatıcının, yazarın veya eserin genel etik değerlerinin perspektifiyle çatıştığı durumları analiz ederek, okurun metni nasıl anlamlandırması gerektiğini açıklıyor. Bence bu son derece önemli bir unsur. Booth, gerçek yazarla metin içindeki sesi de birbirinden ayırıyor. İmgesel yazar, metnin içindeki değerler dizisini ve anlatım tarzını belirleyen, yazarın kendi kimliğinden bağımsızlaşmış edebi varlıktır ona göre. Okur, anlatıcıya güvenmese bile bu üst yazarın rehberliğine başvurmuş oluyor. Booth bununla da kalmamış, teknik analizle felsefi sorgulamayı birleştirir. Özellikle Jane Austen, Henry James ve James Joyce gibi yazarlar üzerinden yaptığı çözümlemeler, metinlerin nasıl inşa edildiğini anlamak için muazzam bir kılavuzdur. Son olarak toparlamak gerekirse Kurmacanın Retoriği, sadece roman yazarları için bir el kitabı değil, aynı zamanda ciddi bir okur için bir gözlüktür de bana göre. Okura, elindeki metnin neden kendisini belirli bir şekilde hissettirdiğini, hangi teknik oyunlarla yönlendirildiğini ve yazarın metin içindeki etik
Kurmacanın RetoriğiWayne C. Booth · Metis Yayıncılık · 201233 okunma
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 16:56
Batman: Shaman, Batman - İlk Yıl 'ın aksine daha fazla dedektiflik ve aksiyon içermesinin yanında Bruce Wayne'in yarasa kimliğini manevi ve mistik bir boyuta taşıyan bir kitap. Hikaye, Batman - İlk Yıl 'ın geçtiği dönemde geçiyor. Bruce yıllardır kendini buna hazırlasa da hâlâ acemi bir Batman. Hikaye boyunca onun zayıflıklarına, aldığı yanlış kararlara, çaresiz kaldığı ve korktuğu anlara birçok kez şahit oluyoruz. Shaman, Batman'i sadece fiziksel bir güç olarak değil, hem bedenen hem de ruhen evrilen bir figür olarak ele alıyor.
Batman: ShamanDennis O'Neil · DC Comics · 03 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:08
Buradan başlamak gerekiyormuş arkadaşlar benim gibi manyaklık yapıp 1940’larda çıkan ilk sayıları okumaya çalışmayın, güncele gelmeniz imkansız! :d Ben şahsen Batman'i film veya çizgi filmlerinden ziyade oyunlarıyla sevmiş biriyim. Oyunları oynarken karşılaştığım Riddler bulmacalarında veya yan görevlerde "Keşke çizgi romanlardaki arka planı tam bilseydim de bu göndermeleri anlasaydım" diye düşünürdüm. Oyunlardaki o derinliği ve karakter dünyasını o kadar sevdim ki artık hepsinin kökenine inme vaktimin geldiğine karar verdim. Batman: İlk Yıl tam da bu arayış için biçilmiş kaftan. Bruce Wayne'in kostümü ilk giyişini, her oyunda gördüğümüz Komiser James Gordon'ın Gotham'daki ilk günlerini ve Batman'le ilk karşılaşmalarını burada görüyoruz. Catwoman da ufaktan görünüyor. Çizgi romanın erken dönemindeki o çocuksu tarzdan sonra buradaki görsel dil ilaç gibi geldi. Eğer Max Payne serisine de aşinaysanız, buradaki atmosferi hemen tanıyacaksınız. Tam olarak o karanlık, noir anlatım tarzını benimsemişler. Hikaye, Batman ve Gordon arasında gidip gelerek karakterlerin iç seslerini de okuyucuya doğrudan vererek ilerliyor. Bu da karakterlerle kurduğunuz bağı güçlendiriyor. Oyunları oynayan herkese tavsiye ederim hiç düşünmeden alın.
Batman - İlk YılFrank Miller · JBC Yayıncılık · 2019468 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2026 243. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 12:05
Batman: Adalet Avcısı bence klasik Batman hikayelerinden baya farklı bir iş olmuş. Gotham burada tamamen çökmüş gibi duruyor; suç oranı artmış, insanlar Batman’e bile tam güvenmiyor ve şehir sürekli kaos içinde. Bruce Wayne de bu yüzden insanlardan uzaklaşıp kendini tamamen teknolojiye vermiş. Özellikle yapay zekâ ile geliştirdiği Robin sistemi manganın en ilgi çekici taraflarından biri olmuş bence. Normal Robin-Batman ilişkisinden çok farklı çünkü burada Robin daha çok Bruce’un zihninin bir uzantısı gibi hissettiriliyor. Joker’in Batman’le olan ilişkisi de klasik “kahraman vs kötü adam” olayından farklı ilerliyor. Joker sürekli Batman’i anlamaya çalışıyor ve bir noktadan sonra onunla ortak olabileceklerini bile düşünüyor. Batman’in yöntemlerinin giderek sertleşmesi de Joker’in ilgisini çekiyor zaten. Çizimler de manganın atmosferine çok iyi uyuyor; Gotham aşırı karanlık, kirli ve boğucu görünüyor. Bruce’un kontrol takıntısı ve yalnızlığı hikâye ilerledikçe daha rahatsız edici bir hâl alıyor. Karakterlerin farklı yorumlanışını görmek keyifli oldu. İyi okumalar.
İnceleme
Batman: Adalet Avcısı - Cilt 1Eiichi Shimizu · Athica Yayınları · 202524 okunma
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 18:05
Sonunda, sonunda Batman'in özünü anlayan bir çizgi roman. Açıkçası bu batman hakkında tek duyduğum: "Daha vahşi, sinirli, epik..." gibi şeylerdi. Duyduklarım sebebiyle seriden sadece başarılı bir aksiyon bekledim her zaman. Fakat eldekine bakıyorum da... Bu okuduğum en "BATMAN" çizgi romanlardan biriydi. Bruce'un annesi, babası ve arkadaşlarıyla olan bağı, vahşiliğine rağmen elinden geldiğince insanı kurtarmaya çalışması, kimse ona inanmıyorken yine de pes etmeyip herkesi kurtarması... Evet, dedektiflik kısmı biraz eksik ama "Batman" budur diyebiliriz. Başlarda çok endişem vardı doğrusu. Hem ing HC baskısını hem de türkçe baskıların çoğunu almıştım çünkü. Seriyi beğenmezsem bir hayli kötü hissedecektim. Yazarın da Scott Snyder gibi hiçbir iyi eserine denk gelmediğim bir yazar olduğunu düşünürsek, son derece endişelendiriciydi. Lakin endişelerim boşunaymış. Hem Scott Snyder hem de Nick Dragotta muazzam bir iş çıkarmış. Scott Snyder, sürekli olarak flashbackler verip aynı anda da güncel olayları ilerleterek muazzam bir denge tutturmuş. Böylelikle okuyucu yalnızca orijin okuyup sıkılmıyor ve ana olay örgüsünü rahat bir şekilde takip edebiliyor. Bunun yanında yağ gibi akan olay örgüsü ve Bruce'un aile/arkadaş ilişkileri de cabası... Scott Snyder sanıyorum ki Martha Wayne'i ciddi şekilde hayatta tutup yazan ilk yazar -ya da yazarlardan biri- . Ve bu konuda çok iyi bir iş çıkardığını söylemeliyim. Anne-oğul ikilimizin, hem güncel hem de geçmişteki konuşmaları çok hoş yazılmış. Gerçek bir yavru yarasa ve anne yarasa misali... Bruce'un arkadaş grubu ise ayrı bir konu. Bir tık spoiler olabileceğinden kim olduklarına değinmeyeceğim. Ama o ekipte Bruce için çok önemli bir yere sahip. Scott Snyder üstadım bize bunu da çok uygun bir şekilde aktarıyor. Gerçekten çok iyi bir iş çıkarmış. Kitabımız
1000Kitap
Absolute Batman - Cilt 1Scott Snyder · Jbc Yayıncılık · 202625 okunma
9/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 00:00
Stephen Leeds, herkesin onu tanıdığı ismiyle Lejyon, sıra dışı bir zihinsel rahatsızlığı olan, farklı birçok kişilik geliştirebilen bir adamdır. Lejyon ve geliştirdiği suretlerden birkaçı günümüz toplum yapısını derinden sarsacak bir icat olan çok özel bir fotoğraf makinesinin peşine düşerler ve tabi olaylar olaylar… Kitap, modern dünyada geçen, karakterlere odaklanmış bilimkurgu, polisiye, gizem türlerinde kısa bir romandır. Ana karakter Stephen şizofreni tanısı almış fakat bu kitapta bir hastalıktan ziyade süper güç olarak gösterilmiş ki Lejyon da zaten deliliğini bir zayıflık değil bir avantaj olarak görmektedir. Her yeni öğrendiği bilgide yeni bir suret (halüsinasyon) yaratmaktadır. Onlarla sohbet eder. Evi ve hayatı suretlerine göre düzenlenmiştir. Suretlerinin de kendi hayatları vardır, kendi içlerinde sohbet edebilirler, tartışabilirler, hatta bazen Stephen’a karşı çıkıp sözünü dinlemeyebilirler. Lejyon’un hikayesi kendi ağzından anlatılmaktadır. Bu sayede biz de suretlerini onun kadar hissedebiliyoruz. Olaylar son derece akıcı, tempo hızlı, gereksiz detaylar fazla betimlemeler yok. Direkt olarak olaya, aksiyon ve gizeme odaklı. Bu da kitabın bir oturuşta okunmasını sağlıyor zaten kısacık bir hikâye. Bittiğinde keşke daha uzun olsaydı, keşke biz suretleri daha detaylı derinlemesine okuyabilseydik, ilişkilerini, hikayelerini öğrenme fırsatımız olsaydı diye düşündüm. Benim için tek eksi yanı buydu sanırım. Son olarak da; okurken Stephen ve kahyası Wilson bana hep Bruce Wayne ve kahyası Alfred’i hatırlattı. Batman sevdamdan dolayı tabi ki bu da hoşuma giden bir durum oldu.
LejyonBrandon Sanderson · Akıl Çelen Kitaplar · 2017721 okunma