Tugay Kazancı

Tugay Kazancı
@wickedchld
wickedchld for years, also named citizen insane.
Biyomedikal Mühendisi
Ankara Üniversitesi
Ankara
136 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Yaşamın değeri mi? Bu soruya bir anda nasıl yanıt verebilirdim ki? Yaşamın kutsallığını genelgeçer bir doğru olarak kabul etmiştim. Özünde değerli oluşu, asla sorgulamadığım bir gerçeklikti. Ama o, bu gerçekliğe meydan okuduğunda dilim tutuluyordu.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hepsi bu kadardı ve karada olsaydım, başımda bir cerrah, dinlemekten başka hiçbir şey yapmamam gerektiği konusunda sıkı talimatlarla sırtüstü yatıyor olurdum. Ama bu adamların da hakkını yemeyeyim. Çektiğim acıya karşı gösterdikleri duyarsızlık, başlarına herhangi bir şey geldiğinde kendilerine gösterdikleri duyarsızlıkla aynıydı. Ve inanıyorum ki, bu öncelikle, bir tür alışkanlıktandı ve ikinci olarak da daha az duyarlılığa sahip olmaları gerçeğinden kaynaklanıyordu. Gerçekten de inanıyorum ki, duyarlı, düzenli bir kimse onların benzer bir yaralanmada duydukları acının iki üç mislini çekerdi.
"Melek bilgisiyle, hayvan da bilgisizliğiyle kurtuldu, insanoğlu bu ikisi arasında keşmekeşte kaldı" beyitini okudum. Heyecanlandı, ince ince ağlamaya başladı.
Tasavvuf
"Bir gün köye bir adam gelmiş, köylülere peygamber olduğunu söylemiş. Köylüler, 'Biz sana inanmıyoruz' demişler, 'peygamber olduğuna inanmıyoruz, ispat et!' Adam, karşıdaki duvarı göstermiş, 'Eğer bu duvar konuşur da benim peygamber olduğumu söylerse o zaman inanır mısınız?' diye sormuş, 'inanırız' demişler. Adam duvara dönmüş ve 'Konuş ya duvar' demiş, 'konuş ve benim peygamber olduğumu söyle.' Bunun üzerine duvar dile gelmiş ve 'Ey köylüler, bu adam peygamber değildir, demiş, 'bu adam sizi aldatıyor, peygamber değil!"
Yüzündeki o sonsuz saflık ve çocuk masumiyeti beni çıldırtıyordu, çünkü azize bile olsa her kadının belden altında Helenlerin keçi ayaklı ilahi gibi vahşice soluk alıp veren ve ağzına kan bulaşmış bir hayvan yaşadığına inanıyordum. Azizelerin gözlerine bu dünyanın farkında olmayan safça bir bakış yerleşirken, kasıkları kan, gözyaşı, ter, yaşam ve ölüm nabzının attığı bir ihtiras volkanıydı.