Kelile ve Dimne'yi bırakıp Kabusname'yi aldı, karıştırdı. "Söz âdemde gizli değil, illa adem sözde gizlidir... Zira ki, söz âdeme perdedir, imdi bilmiş ol iy oğul, söz ulu nesnedir, sen dahi sözü ulu bil ki, gökten gelmiş nesnedir..."
Şövalye Notüs Gladyüs, arkadaş olduklarından beri ilk defa Uranha'yla yalnız kalmaktan korkması gerektiğini düşünerek elini kılıcına attı. Herif bir adım sol gerisinde kütük gibi dimdik duruyor, ay ışığı suratını hiç tanınmaz hale getiriyordu. Yarasını saralıdan bu yana hiç ilgilenmemiş, daha beteri, göz göze gelmemek icin her bekleyişte böyle arkasını dönmüştü.
Kayaları yer yer parlayan iki çıplak tepenin arasında Ermeni Boğazı'nın ağzı bir mağara gibi kapkara görünmüş, bu karanlık görüntü kuşkularını artıracağına, yüreklerindeki bütün tedirginlikleri silip süpürmüştü.
Neden karşılıksız dostluk gösterir bu Türkmenler yabancılara... Din düşmanlarına... Neden bedava hizmet etmek için köpekleşirler peki, ben niçin bu dostluğa düşmanlık duymaktayım? Herifler 'Hizmey edeceğiz,' diye çırpınırken niçin kusma geliyor içimden? Çünkü gözlerinden duygularını sezemiyorum, sözlerinden gerçeği yalanı ayıramıyorum, davranışlarını hiçbir anlama bağlayamıyorum. Kırk yıl bir arada yaşasam budur bu...
Türkmen'den yeterince okumuş yetişmeli, ülkeyi çekip çevirecek yazıcı peydahlanmalı, demiş. Beli kılıçlı kimden olsa olur, hele akıncılar Rum'dan seçilir, çünkü bizim akınlar Rumluğa yönelmiştir ve de yakıp yıkmak, vurup almak akını değildir, adalet gösterip güven vermek akınıdır, demiş! İyi mi?