Neden karşılıksız dostluk gösterir bu Türkmenler yabancılara... Din düşmanlarına... Neden bedava hizmet etmek için köpekleşirler peki, ben niçin bu dostluğa düşmanlık duymaktayım? Herifler 'Hizmey edeceğiz,' diye çırpınırken niçin kusma geliyor içimden? Çünkü gözlerinden duygularını sezemiyorum, sözlerinden gerçeği yalanı ayıramıyorum, davranışlarını hiçbir anlama bağlayamıyorum. Kırk yıl bir arada yaşasam budur bu...
Türkmen'den yeterince okumuş yetişmeli, ülkeyi çekip çevirecek yazıcı peydahlanmalı, demiş. Beli kılıçlı kimden olsa olur, hele akıncılar Rum'dan seçilir, çünkü bizim akınlar Rumluğa yönelmiştir ve de yakıp yıkmak, vurup almak akını değildir, adalet gösterip güven vermek akınıdır, demiş! İyi mi?
Ya hiçbir şey sezinlemiyordu ya da durumunun sağlamlığına güveniyordu yüzde yüz... Hilelenemiyorsa, âdemoğluna koca Tanrı şuncacık sezgi vermemiş demekti. Kendisini Çavuş'un yerine koydu. Herif böyle gelse, attan hoplasa... İstemediği lafa koşulsa... Yanına iki delikanlı sokulsa civelek... Pirelenmez miydi hiç?
Bilecik, göklerdeki Rab İsa'nın hışmına uğrayıp ahalisi kapı kapamacasına taundan kırılmış lanetli kentlere benzemişti. "Hisarını bırakıp şu kadar fersahlık yere gittin mi böyledir bu!" İstavroz çıkardı:"Rumanos efendimize kalsa gitmezdi ya, dostumuz Osman Bey yüzünden gitti! Çünkü Türkmen karıları rahat edemezmiş kasabada! Çavuş efendimiz haklı! Ne kadar yerleşseler, yurt ocak sahibi olsalar, göçebe geçmişleri kıra bayıra çekmekte bu Türkmenleri..." Çok acımış gibi kafasını salladı: "Yabanilik kolay değil!"