Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir.
(Spoiler içerir!)
İnsan olmanın bütün yargılarını rafa kaldırıp benliğimize ve varoluşumuza başka bir formda bakarak bir hikâye tüketmek istiyorsanız; dilinin çok sade ve birkaç kurgu ögesinin tutarsızlığını göz ardı etmemekte fayda var. Mesela zihin kontrolü yapabilen bir form, dünyaya çıplak gelir, karşılaştığı ilk insanın zihninden genel davranış kalıplarını öğrenmek yerine, uzun bir süre çıplak gezer. Bu durum bende PK'yı hatırlatıp tebessüm yaratsa da genel kurguyu etkileyecek daha yaratıcı bir alternatif düşünülebilirdi kanımca.
Dünya'da matematik gelişim hızının insanların psikolojik olgunluk seviyesini aşacağı varsayımıyla, çabasız bir varoluşa sahip başka bir gezegenden gelen Vonnadoryalının dilinden dinlediğimiz bu hikâye; insanın varoluşsal körlüğüne bir farkındalık yaratırken duyguların önemine özellikle dikkat çekiyor. İmkansızlığın var olmadığı, kuantum bilmecesinde hem çok uzakta hem de şu an burada olma halindeki bir formda; zihinsel ve fiziksel süreçleri manipüle edebilen, telekinezi gücüne sahip bir Vonnadoryalı neden ölümlü bir insan olmayı tercih eder ki, biz insanlar bengisu peşinde koşarken? Hayatın anlam ve değeri, avucundan kayan taşın kayma ihtimalinde taşa yüklediğindir belki de! Sonlu olması sonsuzlukta kıymetli! Peki ya duygular? Neden bu kadar önemli? İnsan olmanın pathosunu kavrayan Vonnadoryalı ile aile, arkadaş, aşk, sevgi, ölüm, günlük rutinler, savaş vb birçok konuya farklı bir gözle mercek tutarken kurgu heba olmuş demek istemem ama daha farklı bir anlatımla enfes bir tat bırakırdı diyebilirim.
"Gece Yarısı Kütüphanesi" ile aynı okuma serüvenine yakın bir kitap. Ağır okumalar arasına