Cellat
6/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2026 21:25
Cellat Daniel Cole Kitap 3 seriden oluşuyor; Kukla, Cellat, Son Oyun.. Ben bugün itibari ile Cellat'ı bitirdim. Kitabın serinin devamı olan bir polisiye kitabıdır. Kitap İngiltere'nin Londra şehrinde geçmektedir. Kitapta 18 ay önce yakalanan Kremasyon Katilinin ardından geçen 18 ay sonrasında New York'ta nehirde asılı olan bir cansız bedenin göğsüne kazılı olan YEM kelimesi akıllara Kukla cinayeti ile bağdaşan Khalid'i getirmişti. İlk romanda Dedektif Emily Baxter özgür bir dünyaya gitmesine izin verdiği Wolf ve olayların içinde aslında onun da parmağı olduğunu bile bile içinde duyduğu sevigiden ötürü Wolf ellerinin arasından kayıp gitmesine izin vermişti. Cellat kitabında ise aldığı psikolojik seanslardan sonra bir nebze olsun kendini toparlayan Baxter New York'ta olan bu cinayet için arkadaşlarını, sevgilisini ve kedisi Echoyu bırakıp sadece hayatında 3 kere geldiği New York'a gelecekti. Gelmesinin amacı bu öldürülen kişinin göğsünde yazan kelime Yem olması onu buraya kadar getirmişti. Yanında çalışacağı iki dedektif vardı bunlar; Ajan Curtis ve Ajan Rouch ama onun bu hayatta ki tek güvendiği insan Edmundu idi ondan başka kimseye güvenmiyordu hatta öyleki sevgilisinin kart hareket dökümünü her ay Edmunstan kontrol etmesini istiyordu. Sonunda New York'a gelmişti. burada öğrendiği bütün bilgileri yasak da olsa Edmundla paylaşıyordu çünkü ilk katilin yaklanamasının gerçek kahramanı aslında kimse bilmese de Edmundstu. Kimseye güvenmiyordu aslında haklı bir gerekçesi vardı öyleki herkes ondan bir şeyler saklıyordu. NYPD'nin başındaki kadın Dedektif Başkomiser Baxter'dan hiç hoşlanmamıştı işlerine burnunu soktuğu için hemen ülkesine geri gitmesini istiyordu ve Ajan Curtis'i onu bunun hakkında uyarmıştı ve bazı öğrendiği delilleri ona söylememesini istemişti. Öyleki
Duygu ve Düşünce
CellatDaniel Cole · Pegasus Yayınları · 201872 okunma
10/10
·519 syf.··
2025 153. kitabı
Beğendiğim hatta bayıldığım bir fantastik seri oldu. Tavsiye ederim. Çok fazla terim olmasına rağmen hepsini yavaş yavaş açıklıyor ve evren kafanızda tam olarak oturuyor. Merak ettiğim bazı şeyler kaldı ama bağlantılı bir seri daa var onda açıklıyor muhtemelen her şeyi. Biraz cora reilly vibeı aldım bu konuda ya da rina kent. Ben çok sevdim karakterleri ailem gibi oldular. Hasting miydi onu sürekşi unutmaları detayı hem komik geldi hemde adam için üzüldüm. Rosa biraz bencil bir karakterdi ama alfalığından diye düşünüyorum onu da . Sini arkadaşım övdüğünde acaba abartı mı ben başka karakter mi severim dedi ama cidden sin bambaşka oldu. İçselleştirdiğim karakterler arasına girdi onu da her zaman ve her yerde savunacağım artık. Limonlara olan aşkı beni benden aldı. Sürekli kafasının içinde bir şeyler dönüyor ve kendi düşüncelerine kendisi bile yetişemiyordu. Hayatı boyunca kullanılan bir insan olması , kimsenin onu kendisi için isteyip sevmemesi beni yine ağlattı. Ethan da üzümlü kek gibiydi benim için. Sakin yormayan ve güzel. Ona da üzüldüm. Kendini alfa ilan etti sürüsü onu dışladı. Ailesi fakirdi anladığım kadarıyla. Hele Danteyle karşılaştığında onu ezikleyiğ umursamadıklarını belli etmeleri beni ekstra üzdü. Cain vampir gibi soğuktu gerçekten ama sevdim. Fazla direndi diğerleri gibi hemen aptala dönmedi. Ona olan hoşnutsuzluğum sin e kafayı takmasından kaynaklıydı ama sonra kurtarmaya falan gitti affettim. Ayrıca bu vampir kulübündeki halleri falan baya ilgimi çekti. Tam kötü adamdır ben eski hayatını merak ettim bir kitapta da bunların geçmişini okusaydım dedim. Vahşi bir bey. Roary bana abi enerjisi verdi. Çok ağır başlı bu da aslanlığından kaynaklı. Onu da sevdim ama aşık oldum desem yalan olur. Babasının onu ikinci plana atmasına üzüldüm. En sonda en karlı
Caged WolfSusanne Valenti · Independently Published · 20215 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
BEN RAZIYIM…
Puan vermedi·354 syf.··
2025 52. kitabı
·
202 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2025 15:25
“Bozkurt” (“Grey Wolf”), Atatürk’ün sağlığında yazılmış olup, onun ilk biyografisidir. Türkçesi hâlâ sansürlü olan kitabı, bu nedenle anadilinde okumak gerekir. Eserin eksikleri ve yanlışları çokça dillendiriliyor. Yine de bazı bakımlardan hakkı tümüyle yenmemeli. Kitabın Türkiye’ye sokulmasının neden engellendiğini ve Türkçeye tercüme edildiğinde bile bu tercümenin neden sansürlenmiş olduğunu anlayabiliyorum. İlk kez 1932 yılında yayımlanan kitap, Türkiye’nin kurucusu ile ilgili hoş olmayan, sert ifadeler barındırıyor. Bunların önemli bir kısmı belden-aşağı ifadeler olup, Ata’nın birtakım konulardaki sözde sapkın zihniyetine ve sefih yaşam tarzına dair iddialardan oluşuyor. İngiliz yazar Harold Courtenay Armstrong’un, yazdıklarını hangi yazılı kaynaklara dayandırmış olduğu meçhul. Kitabın ilk sayfalarında (1935, İngilizce baskı) İngiltere merkezli dört tane kurum-kuruluşa, kendisine temin ettikleri çok sayıda belge için; “isimlerinin saklı kalması gerektiğini” söylediği çok sayıda arkadaşına da, verdikleri “kişisel” bilgiler için şükranlarını sunmuş, hepsi o! Başka türlüsü mümkün olur muydu bilmem, ama bunlar, eserin inandırıcılığına gölge düşüren nedenler. Kitaptaki tarih yanlışlarını anlatan makaleler ve Youtube yayınları mevcut. İngiliz subayı H. C. Armstrong’un Birinci Dünya Savaşı sırasında Kût’ül-Amâre’de esir düşmüş olduğu ve sonrasında işgal altındaki İstanbul’da görev yaptığı söyleniyor (İstanbul’daki görevi sırasında ele geçirebildiği Kuvâ-yi Milliyecileri kurşuna dizdirmiş). Yazarın Atatürk ile ilgili, çoğu kişiye sert gelen bir kitap kaleme almasında, düştüğü harp esaretinin ve mensubu olduğu ülkenin Kurtuluş Savaşı’ndan sonra İstanbul’u terk etmeye mecbur kalmasının etkili olduğu dile getirilir. Yazarın Türkiye ile ilgili yazdığı başka kitaplarda da
Grey WolfH. C. Armstrong · Arthur Barker Ltd · 19331,880 okunma
Puan vermedi·148 syf.··
Beğendi
·
2025 69. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2025 17:24
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Chirista Wolf'un Kassandra'sı oldu. Sevgili Sena Karaca Senacığımın hediyesi olan Kassandra'yı çok beğendim. Tekrar çok teşekkür ederim canım. Vesilenle çok güzel bir kitabı daha okuma fırsatı buldum. Yazarın üniversite de verdiği konferanslardan beşinci ve sonuncusu olarak yazılan roman bir taslak imiş. Wolf'un, Yunan gezileri ve araştırmaları neticesinde meydana çıkardığı Kassandra, Troya Savaşı'nda en çok zarar gören, geleceği görme yetisi verilen Kassandra'nın trajik dramını konu alır. Kassandra Tanrı Apallon'dan geleceği görme kehaneti ister. Fakat Apollon önce kendisi ile birlikte olmasını söyler. İstediğini alamayan Apallon yetiyi verir fakat kimsenin ona inanmamasını da sağlar. Bu durumla baş etmeye çalışan Kassandra, hem ailesi hem de halk tarafından deli muamelesi görür ve yalnız kalmasına neden olur. Ölüm korkusuyla yalnızlığa itilen Kassandra gelecekte yaşanan felaketleri yazgısının kurbanı olarak görmeye devam eder. Bu uğurda Aeneis'e olan aşkından feragat etmek zorunda kalır. Bu ilişki bir kurmaca mı yoksa gerçek mi bilemesem de bence güzel bir detay olmuş. Yazarın yalın üslubunu çok sevdim. Kassandra'nın içsel dünyasını betimlemesi, pekçok faklı detayı da öğrenmekle beraber hayli beğendiğim bir eser oldu. #kitapalıntıları : ... Onların buzdan soğukluğunun karşısına küçük sıcaklığımızı çıkarmak, umarsız bir teşebbüs. Beyhude uğraşıyoruz onların zulümlerinden kaçmaya, uzun süredir biliyorum bunu. Niçin mutlaka istemiştim kehanet yetisini? Kendi sesimle konuşmak için; hepsi buydu. Daha fazla, daha başka bir şey istemedim. Gerekirse kanıtlayabilirim bunu, fakat kime? Küstah ve aynı zamanda ürkek, arabayı çevreleyen yabancı halka mı? Gülmek için bir neden varmış gibi; kendime karşı kendimi haklı gösterme
Roman-Edebiyat
KassandraChrista Wolf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025768 okunma
10/10
·456 syf.··
2025 76. kitabı
İthaki Yayınları’ndan çıkan, Ava Reid’in kaleminden “Kurt ve Ormancı” (The Wolf and the Woodsman), beni ilk sayfasından itibaren içine çeken, mitolojik dokularla örülmüş karanlık ve büyüleyici bir fantastik roman oldu. Macar ve Yahudi mitolojisinin izlerini taşıyan bu kitap, sadece bir fantastik kurgu değil; kimlik, inanç, aidiyet ve güç çatışmaları üzerinden çok katmanlı bir anlatıya dönüşüyor. Romanın ana karakteri Évike. Pagan bir köyde yaşıyor, ama diğer kadınlar gibi büyü gücüne sahip değil. Bu yüzden dışlanmış, aşağılanmış, öteki yapılmış bir genç kadın. Üstelik babasının Yehuli (Yahudi) olması da onun “bozulmuş kan” taşıdığına dair ağır bir önyargıyı beraberinde getiriyor. Kralın istediği kan kurbanı olarak köy halkı Évike’yi feda ediyor. Yani onun hikâyesi, bir seçim değil, bir terk ediliş ve dışlanmışlıkla başlıyor. Bunu çok katmanlı ve derin bir iç sesle anlatıyor, ben anlatımı oldukça güçlü buldum. Yolda canavarların saldırısına uğrayınca Évike, sadece tek gözü olan bir ormancıyla hayatta kalıyor. İşte burada işler değişiyor çünkü bu ormancı aslında tahttan düşmüş bir prens: Gáspár Bárány. Gáspár’ın amacı, pagan büyüsünü kendi politik çıkarları için kullanmak. Ancak Évike ile çıktığı yolculuk, her ikisinin de geçmişleriyle, travmalarıyla ve inanç sistemleriyle hesaplaşmasını zorunlu kılıyor. Kitabın kalbi bence tam da bu noktada atıyor. Ava Reid’in anlatım tarzı oldukça karanlık, atmosferik ve derin. Évike’nin birinci ağızdan anlatımı sayesinde sadece olayları değil, onun düşüncelerini, korkularını, çelişkilerini ve içsel dönüşümünü de hissedebiliyorsunuz. Macar mitolojisinden Turul kuşu gibi sembollerle, Yahudi mistisizmi iç içe geçiyor ve romanın dünyasına çok özel bir tat katıyor. Bu anlamda sıradan bir “fantastik” kitap olmadığını özellikle
Kurt ve OrmancıAva Reid · İthaki Yayınları · 202520 okunma
8/10
·376 syf.··
2024 35. kitabı
Parçalanmış Yıldızlar Catherine Cowles Herkese merhaba; Seneler öncesinden kalma bir kaçırılma olayı… Mahvolmuş ama kendini toparlamayı başarmış bir aile… Küçük kardeşinin bulunmasına rağmen o güne nefret besleyen Hayes… Kızın bulunmasına yardımcı olan ama daha erken davranması gerektiği için pişmanlık duyan Everly… Wolf Gap kasabasına seneler sonra geri dönen Everly, geçmişi ile yüzleşmek zorunda kalır. Babasının küçük bir kızı seneler önce kaçırma girişiminden sonra kasabayı terk eden Everly, annesinin mektubundaki vasiyeti yerine getirmek için geri dönmek zorundadır. Tabii; dönüşü planlandığı gibi güzel gitmez. Kaçırılan kızın abisi Hayes, kendi abisi Ian ve amcası Allen, bu durumdan memnun değildir. Everly’nin kasabadan gitmesini isteyen bu üç adama rağmen kızımız kalmaya oldukça kararlıdır. Günler geçtikçe kasaba halkı ve Hayes Everly’e alışır fakat Everly’nin başına gelecek olan şeyler bir örümcek ağı gibi örülmeye başlanmıştır. Hayes ve Easton ailesi geçmişte; kızlarını kurtaran bu kadına minnet duyarak her şeyi geride bırakırlar. Sıfırdan başlamayı isteyen bu aile Everly Kepmer’e kucak açar. Her şey bu kadar güzeldir fakat daha sonra… beklenmedik şeyler baş gösterir. Kitap; Güzeldi. Çok akıcı değildi. Bazı yerlerde sıkıldım ve bir şeyler eksikti. 347 sayfaya sığdırılan şeyler bölük pörçüktü. Sanki yazar bir şeyleri yetiştirmeye çalışıyor gibiydi. Bu yüzden her şey yarım kalmıştı. Duygular iyi yansıtılmamıştı. Ne Everly ne de Hayes, kesinlikle eksikti. Şunu da söylemeliyim Hayes Easton en başında red flag gibi dursada kesinlikle bir green flag. :) Bir kitabın hem akıcı olmasına hem de ruhuma işlemesine bakarım. Bu kitap güzel ama eksik olduğu için ruhuma işlemedi. Genel olarak vakit geçirmek için okuyabilirsiniz. :)
1000Kitap
Parçalanmış YıldızlarCatherine Cowles · Pukka Yayınları · 2024392 okunma