dürüst olayım daha önce böyle kitap okumamıştım. yazarın ırkçı olduğunu düşünüyorum, tamamen önsözden çıkardım, ana karakterin düşünceleriyle de teyit ettim. gerçi milliyetçiliğin çok baskın olduğu bir dönemde geçiyordu o yüzden ne düşünmem gerektiğinden emin değilim. hisleri gerçekten kandırılmaktan korkan ama onun adrenalini seven bir adama aitti. opal sembolizmi, ara ara alıntılanan şiirler güzel, aklım ererken okumamışım böyle şey diye düşündüm. kitabı da adnan ötükenden ödünç aldım zaten. hiçbir yerde önerisini reklamını yazısını görmediğim; varlığına dair en ufak bilgiye rastlamadığım bir kitabı öylesine raflardan alıp okumak hoşuma gitti. önyargılarıma da önsöz sayesinde kavuştum. tuhaf bir denemeydi. bir daha yaparım kesin diye düşünüyorum.
Ben beni düşünen bir kadını düşünüyorum. Yani ben varım da kadın bir düş mü? Ya da kadın beni mi düşünüyor? Yani kadın var ben düş müyüm? İkimiz de var mıyız? İkimiz de başkasının düşü olabilir miyiz? Ben hala ebrehe hadım mı edilmiş yoksa kız mıymış anlamadım. Kitapta bahsi geçtiyse de orayı kaçırdım mı acep?
Aganta Burina Burinata Deniz çağırıyor bizi. Sonumuz olmak istiyor. Çare yok buna. Çekiliyoruz dalgalara. Falanı filanı boş veriyorum. Kitaptan yaptığım alıntıları gördüyseniz ne anlattığını da biliyorsunuzdur. Kalpteki o sıkışmış duygular var ya, sadece "o şeyi" elde ederseniz özgür kalacak ve gerçekten yaşadığınızı ve nefes aldığınızı size hissettirecek olan göğüs kafesinize hapsolmuş minyatür ruhunuz: işte bu kitap ölüme ve sefalete rağmen buna karşı koyamamayı anlatıyor. Tüm dünya size akılsız gözüyle baksa ve okurlar bile öyle olduğunuzu düşünse de hatta bariz sonla tatmin olmasalar da bu kitap size hem kendisini hissettiriyor hem de daha önce hissettiklerinizi hatırlatıyor. En azından bana yaşatılan tam olarak buydu. Tolkien ve arkadaşları filmde birbirlerine ve kendilerine cesaret vermek için Helheimr! diye ateşliyorlardı. Bu kitapta amacı bu olmasa da benim ve muhtemelen ana karakterimiz için bu AGANTA BURİNA BURİNATA!
Jeanne, mücadelenin öz evladı. Bayıldım kitaba. Önce Fransa, sonra hoop Güney Amerika, sırasıyla: Nikaragua, Guatemala, Tucuman, Arjantin, Manes Ormanı... Jean Christophe Grangé, bu fikirlerin ne kadarı gerçek, ne kadarı senin hayal gücün? Jeanne kitabın sonunda yaşamak hissine aşkla bağlanıyor, rutin hayatı onun göz bebeği oluyor. Bir yamyam, çağlar öncesine dönüş, helikopterden timsahlara yem olarak atılan kurbanlar; çağ öncesi çizimler, ritüeller; eski sevgiliyi çek etmek için terapi odalarına yerleştirilen illegal kayıt cihazlarının amacından sapması, pirinç pilavı, yeşil çay, Grey's Anatomy, alevlerin arasında çıldırmış orantısız insan vücudu, sarı bakır rengi bir şerit, gökten düşen sülükler, bir psikiyatrist, bir sorgu yargıcı, ağza bir kurşun, puff... Hayat beklenmedik olayların rutine binmesini konu edinir ve kitaplar ve filmler bu rutinleri bozarak bize bazı ender olasılıkları sunar. Ben bu olasılığa bayıldım. Ölü ruhlar ormanı da kalbimde yerini kaptı. https://1000kitap.com/yazar/i5https://1000kitap.com/kitap/kitap--20
Ah Victor vah Victor! *Bilgi doğru şekilde kullanıldığı zaman fayda sağlar. Hırs ve kontrolsüz deneyler onu bir terminatöre dönüştürür. SONU HEZİMETTİR, UZAK DURUNUZ YA DA BİR DURUP KENDİNİZİ