Müslümanın kanını korumak farz olduğu gibi, onu korumak için yalan söylemek de farzdır. Ne zaman doğruyu konuşmakta, bir zalimin zulmünden gizlenen bir Müslümanın kanının akıtılması söz konusu ise, burada yalan söylemek farz olur. Ne zaman savaşın maksadı veya barışın tamamlanması veya mazlumun razı edilip anlaşmaya yanaştırılması, yalan söylemeden olmuyorsa, bu takdirde yalan söylemek mübahtır. Ancak şu var ki, mümkün olduğu kadar yalana ruhsat verildiği yerlerde bile yalandan kaçınmak uygundur. Çünkü kişi yalan kapısını bir defa açarsa, o açılan kapının onu yok yere ve zaruret hududunu aşan kısma sürüklemesinden korkulur. Yalan asıl (esas) olarak haramdır, ancak zaruret için mübah olur.
Ben, korkunç kötülük ve felaketlerin doğal hale geldiği, bir olguymuş gibi algılandığı, yalan ve manipülasyonun egemen olduğu ve bir umut gibi görüldüğü, tüm bunların mutlak bir gelecekmiş gibi devam edegeldiği zamanların çocuğuyum.
Yalan,herzaman hoş görülebilir.Yalan sevimli bir şeydir,çünkü insanı gerçeğe ulaştırır.Burada insanın canını sıkan şey,yalnız yalan söylemeleri değil,kendi yalanlarına kendilerini inandırmalıdır.