Martin Eden
Puan vermedi·517 syf.··
2026 7. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 01:09
Jack London’un en güçlü eserlerinden biri olan Martin Eden, sadece bir başarı hikayesi değil, aynı zamanda bireyin toplumla, sınıf farklarıyla ve kendi zihinsel dönüşümüyle verdiği amansız bir mücadelenin portresidir. Bir İnsanın Kendini İnşa Etme ve Yıkma Hikayesi ​Jack London’ın otobiyografik izler taşıyan bu başyapıtı, kaba saba bir gemi işçisinin, imkansız gibi görünen bir aşk uğruna nasıl bir entelektüele dönüştüğünü anlatırken, aynı zamanda bu dönüşümün getirdiği ağır bedelleri de gözler önüne seriyor. ​Zihinsel Bir Rönesans ​Hikaye, Martin’in üst sınıftan Ruth’a aşık olmasıyla başlar. Ancak bu aşk, sadece bir gönül meselesi değil; Martin için eğitimin, nezaketin ve sanata ulaşmanın bir anahtarıdır. Kitap boyunca Martin’in uykusuz gecelerini, okuduğu yüzlerce kitabı ve bilgisizlikle savaşıp nasıl devleştiğini okurken kendinizi onun hırsına kapılmış halde buluyorsunuz. Martin, aslında kendi zihninde bir "Rönesans" yaşamaktadır. ​Toplumun İkiyüzlülüğü ve Sınıf Farkı ​London, kitabın merkezine sert bir toplum eleştirisi yerleştirir. Martin, hiçbir şeyi yokken kapısından içeri alınmadığı çevreler tarafından, sadece ünlü ve zengin olduktan sonra el üstünde tutulur. Ancak Martin’in zihninde değişen bir şey yoktur; o hala aynı insandır. Bu noktada Martin, çevresindeki kültürlü insanların aslında sığ ve dar görüşlü olduğunu fark eder. Bu farkındalık, onun trajediye giden yolundaki en büyük taşıdır. ​Başarının Acı Tadı ​Kitabın en vurucu noktası, Martin’in hayalini kurduğu zirveye ulaştığında hissettiği o derin boşluktur. Her şeyi başarmış bir insanın, ideallerinin aslında koca bir yalandan ibaret olduğunu görmesi okuru derinden sarsar. Başarı, ona mutluluk değil; mutlak bir yalnızlık ve yabancılaşma getirir. ​Sonuç Olarak ​Martin Eden, sadece bir roman değil; bir irade
1000Kitap
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
8/10
·180 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Kitap, Koralin isimli bir kız çocuğunun yeni taşındığı evlerinde yaşadığı macerayı anlatmaktadır. Kaşif ruhlu ve meraklı bir çocuk olan Koralin'in anne ve babası daima meşguldür ve kızlarıyla ilgilenmezler. İlgisiz ebeveynler, adını bile doğru öğrenemeyen komşular ve ona caka satan siyah kedi... Koralin'in canını sıkmaktadır. Evlerindeki girilmesi yasak olan misafir odasının bir köşesindeki kilitli kapı Koralin'in ilgisini çeker. Gündüz tuğla döşeli bir duvara çıkan bu kapı, gece karanlık gölgelerin yeni evlerine girişine dönüşür. Kapının ardına geçen Koralin'i kendi evlerinin solgun bir kopyası karşılar. Üstelik bu evde onu soğuk düğme gözleri ve yapmacık bir sevecenlikle diğer anne ve diğer baba beklemektedir. Koralin'in bu kopya dünyadan çıkışı o kadar da kolay olmayacaktır. Kitap boyunca küçük kızın gölgelerden oluşan diğer dünyadaki maceralarını okuyoruz. Neil Gaiman'ın klasik tarzı olan gotik ögeler bu kurgunun da her köşesine yayılmıştı. Hikayeyi bir çocuk öyküsünden çıkarıp bambaşka boyuta taşıyan da zaten yazarın tarzının özgün ve gizemli havası diye düşünüyorum. Kitabın içerisindeki illüstrasyonları da beğenmekle ve kurguya çok yakıştırmakla birlikte, çizimlerin ürkütücü olduğu uyarısını yapmalıyım. Kitabın arka kapağında yazarın bu kitabı için yaptığı kendi yorumuna yer verilmiş. Orada şöyle bir cümle geçiyor: "İnsanlar kitabı okumaya başladıklarında öğrendim ki, çocuklara macera yaşatan, yetişkinlere ise kabuslar gördüren bir hikayeymiş bu." Çocuklar bu öyküyü somut bir macera gibi görerek okurlarken; yetişkinler kurgunun soyut kısmına, yani düşünsel boyuta gerek bilinçli, gerek bilinçaltı boyutunda daha çok odaklanma eğilimindeler diye düşünüyorum. Tüm bu maceralı kurgunun alt metninde ise bizleri hüzünlü bir öykü karşılıyor: Yalnız küçük bir kız. Bu
Edebiyat
Koralin ve Gizli DünyaNeil Gaiman · İthaki Yayınları · 20172,624 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir insan kendini ayakta tutan yalandan yoksun bırakılırsa çöker
8/10
·72 syf.··
2026 47. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 18:52
Fransız yazar Eric-Emmanuel Schmitt tarafından kaleme alınan, hayal gücü ile gerçeklik arasındaki ince çizgiyi sorgulayan etkileyici bir uzun öyküdür. Çevirmeni Yaşar İlksavaş ve Doğan Kitap tarafından yayımlanan eser, yazarın "Görünmeyen Serisi" içinde yer alan önemli halkalardan biridir. Ocak 2025 basımı okuduğum kitap, vurucu cümleleri etkilendiğim, alıntıları ile dopdolu, kısa ama sarsıcı bu eser, özellikle "yaşama sanatı" ve "insanın kendi gerçeğini yaratma gücü" üzerine düşünmek isteyenler için olağanüstü hikayeye sahip, hakikatin acımasızlığı, hayallerin çılgınlığı arasında gidip geldiğimiz şiirsel bir roman. "Hakikat, en çok hoşumuza giden yalanın ta kendisidir!" İnsanlar neden hakikati kaldıramaz? Birincisi, çünkü hakikat onları ha­yal kırıklığına uğratır. İkincisi, çünkü hakikat genel­ çıkardan yoksundur. Üçüncüsü, çünkü hakikatin asla doğru görünümü yoktur yalanların çoğu çok da­ha iyi hazırlanmıştır. Dördüncüsü, çünkü hakikat ya­ralar. Çin'in Yunhai kasabasındaki bir otelde tuvalet bekçiliği yapan yaşlı ve bilge Bayan Ming, otelde konaklayan Fransız bir iş adamına "tek çocuk" yasasının hüküm sürdüğü bir ülkede on çocuğu olduğunu iddia ederek onların hikayelerini anlatır. Ve kitap bu şekilde başlar. Hikaye boyunca iş adamı (ve okur), Bayan Ming'in bu çocuklarının gerçekten var olup olmadığını yoksa sadece yalnızlığını dindirmek için uydurduğu birer masal mı olduğunu sorgular. "Bir haksızlık ancak insan onu unutmayı başarabilirse silinir." Kitap, Konfüçyüsçülük ilkeleriyle örülüdür ve "Gerçek nedir?", "İyi nedir?", "Erdemli olmak nedir?" "Mutluluk bir kurgu olabilir mi?" gibi soruları sade ama derin bir dille ele alıyor. Bu sorulara cevap bulma isteği ile sayfalar birbiri ardına sıralanıyor. "Eğer değerli bir insanla karşılaşırsan, ona benzemeye
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20257,5bin okunma
Puan vermedi·196 syf.··
2026 3. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 21:59
Bitmesin diye yavaş yavaş hikaye hikaye okuduğum kitap. Şermin Yaşar yine döktürmüş. Her hikaye sonunda bir tebessümle başımı kaldırdım kitaptan. *Gelirken ekmek al Şahin. Bu kadar mı bahtsız Bedevi olur bir insan onaltı yaşında olan kızını göremeyecek kadar başa bela mı gelir ey Şahin. *Çulcuoğullarından Müjdat. Nazire teyzenin en küçük oğlu Kadriyeye aşık. Ancak Nazire teyze sen nesin öyle tüm plan programlamayla kim kiminle evlenecek kim nerede ne yapacak organizatör olsa bu kadar beceremez. Ama o becerdi. Oğlunu Sabriye ile evlendirdi. Mutsuz evliği yıllar süren Müjdat. Mahallede iki hafta arayla iki cenaze biri Kadriye’nin eşi biri Nazire teyze. Cenazeler Müjdat’ın kurtuluşu. İki yıl süren çabaların sonunda Kadriye ile evlendi Müjdat. *Hacı Salih Düzgün mutasıp bir adam. Evli barklı işinde gücünde torunlarıyla mutlu. Ama bir kaza yanında da gençten bir kız. Durur mu büyük gelin Süheyla. O kız kim, ne işi var babamla, son zamanlarda değişti, demek ki aldatmış mı seni Nihal anne diye kafa yerken kaza yapan kadını çantası verildi aileye. Bakıp bakmakla kararsız kalan küçük oğlanın elinden düşüverdi çanta. Çıktı kimlik. O da ne Nihal Düzgün ana adı Burcu baba adı İhsan. Süheyla’nın kocası İhsan. * Yine beklenen hep beklenen Muazzez * Sevgi ve aşkın olduğu bir ailede büyünen çocuğun Filiz’le yaptığı yanlış evlilik. Oysa annesi ve babası bir bardak çayı paylaşıp yataklarını bir gün olsun ayırmamışlar. Her yıl dönümünde bir çay bardağı hediyesi ve her yere giden çay bardağı. Annenin naifliği oğluna bardaklarını bırakışı,Oğlunun unuttunuz tüh diye araması, annesinin düzelirseniz ilk bardağınız olsun düzelmezse bardağı da al gel deyişindeki incelik çok güzeldi. *Dost olan Ayşe ve Gülizar’ı çok beğenen kaynananın gelinlerim bunlar olsun evde hep mutluluk anlaşma olsun diye
Gelirken Ekmek AlŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20259,8bin okunma
7/10
·72 syf.··
2026 11. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 21:30
İlk Yayın Tarihi:2016 71 sayfa Kitap sanki uzun bir romanın içinden alınmış küçümen bir hikaye gibi.Başından sonuna gülümseten sıcacık bir hikaye okudum.Çin’in Yunhai kasabasındaki bir otelde tuvalet bekçiliği yapan bayan Ming günün birinde kahraman kişimiz fransız bir işadamıyla tanışır ve ona on çocuğunun hikayesini anlatır. Hikayeyi olağanüstü yapan ise Çin’de tek çocuk yasasının olmasıdır. Fransız işadamımız yaşlı kadının bir yalancı olduğunu düşünse de kendini bu hikayeleri dinlemekten alıkoyamaz. çünkü her çocuk çok farklı kişisel özelliklere ve çok farklı bir büyüme serüvenine sahiptir. “Hakikat, en çok hoşumuza giden yalanın ta kendisidir” diyen roman, sorunun zekice kurgulanmış cevabıyla bu kısa ve güçlü metne şapka çıkarttırıyor. İnsanın canı bir daha okumak, iyice sindirmek istiyor. Bayan Ming de usulca iyi edebiyatın unutulmaz karakterleri arasına giriyor. Okunmalı mı? Bir solukta okuduğum akıcı, yormayan, şefkat hissini bolca aldığım bir kitap oldu. Bayan Ming ve kitabın adından bellidir hiç olmadıklarını bildiğimiz, tahmin ettiğimiz ama kitabı okurken varlıkları hakkında şüpheye de düştüğümüz, Çin'in çocuk sahibi olma hakkındaki kurallarına aykırı bir biçimde oldukları iddia edilen on çocuğu üzerinden anlatılan kısacık bir yaşam bilgeliği romanı. Üslup basit, yer yer bilgece sözler serpiştirilmiş küçük bir novella diyebilirim.Okuru dünyada kısa bir tura çıkarırken, uzun düşüncelere bırakır. Alıntılar: “Bugün birbirinden ayırt edilemez olsalar da, (oyuncak bebekler) bir çocuk tarafından sahiplendiklerinde, sevgiyle dolarak, bir öykü sahibi olarak, deneyimlerle işaretlenerek birbirinden farklılaşacaklardı.Başkalarından ayrı gösteren imgelemdir; sıradanlıktan, tekrardan, birörneklikten söküp alan, kurtaran imgelemdir. Oyunların kaderinde insanların
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20257,5bin okunma
8/10
·352 syf.··
2026 5. kitabı
Siyaseti, iktidarların çarpıtmalarını anlatan bir kitap. Absürtlüğünü desek daha doğru olur. Parti için çalışan ama aslında muhalif olan Winston'un hikayesi. Dil ağır değil ama su gibi de akıp gitmiyor. Malum konu siyaset, hayat olunca ağır… Winston'un işi geçmişteki kayıtlı belgeleri partinin çıkarına uygun şekilde değiştirmek. Siyasetçilerin hayatın normal akışını kafalarına göre değiştirmeye çalışması. 73. sayfada dört satırlık bir şiiri vardı. Bana nazım Hikmet’in kestane ağacı şiirini hatırlattı. Devamında üç arkadaşının idam edilmesi de Deniz Gezmişlerin öldürülmesi aklıma getirdi. Galiba hakikaten de tarih her zaman tekrar ediyor. 90. sayfalardaki antikacı dükkandaki diyalog çok güzeldi insana nostaljiyi hissettiriyordu. Hükümete ters düşmesin diye her düşünceye hareket yazısı içinde yaşanıyor. Kitap bir yerde erdemliyi yaşamayı küçümsüyor, hayatı zevk alınması gereken basit bir şeymiş gibi anlatıyor; doğrusu buna katılmadım. Ama devamında da mutlu, güzel, bir hayat yaşamak istiyor. Dünya üç temel güce bölünmüş. Okyanusya yani Amerika ve İngiltere Güney Amerika, Avrasya Rusya ve çevresi ve doğu Asya Çin ve çevresi. İktidara göre önemli şey partidir insanların yaşamından bile daha önemlidir partinin ölümsüz olması. Partiye karşı gelenlerin ölmesini istiyorlardı fakat önce partinin ideolojilerini benimsemelerini ondan sonra ölmelerini istiyorlardı. Çünkü aksi durumda muhalif olarak ölürlerse muhalifler için bir idol haline gelip bu da muhalifleri daha güçlenmesini sağlayabilirdi. Kitapta bir çok trajikomik olay anlatılıyor. İktidardakiler rakamları istediği gibi belirleyebiliyor nasılsa kimse gerçeği bilmiyor. Kuşku mu oldu geçmişteki değerler değiştiriliyordu. Muhaliflerin öldürmesi yani buharlaştırılması. Buharlaştırılan insanların
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,4bin okunma