Biraz Tarih Biraz Coğrafya
şimdiyse sıvamış kollarını sevgili bağdat sosyalistlik oynuyor günde beş öğün o güzelim evlerini tanrının donatmış belgilerle: vahde hürriyye iştirakiyye kurtarmaya çalışıyor ıraklı kardeşimi yıkıntısı altından faysal saltanatının bir yanında şah ve allah ve dolar üçlemesi bir yanında aramco'cu suudistan allah yallah maşallah filistin'se kan içinde kan içinde elleri yeni - nazi eskenazi canavarının
Sayfa 238·Kitabı okudu
Vaziyetler...
Üç ay evvel kaçanlar yakalanıp cepheye iade edildikçe cephe­den yeni yeni firarlar oluyordu. İstanbul'dan hala mektup yok­tu. Murat'ı, Cemal'i pek özlemiyordu ama, Canseza, burnunda tütüyordu. Fransız zabitini öldürdüğüne çoktan pişman olmuş­tu. Söz arasında Adil Usta, "Öldürmek neye yarar kardeşim?" derdi, "maksatsız yere, tek tek adam öldürmek iş mi?" Şu anda, İstanbul'da Fransız, İngiliz, Amerikan, ltalyan zabitlerinin boy­nuna sarılarak inim inim inleyen Osmanlı karısının kıtlığına kı­ran mı girdi? Harpte bu kadar adam öldüğü halde, işte bizzat kendisi, üçüncü defa gene cephede bulunmuyor mu? "Yahu cümlemiz mi tozuttuk? Alıp veremediğimiz ne? Birbirimizi böy­le boğazlamak için gösterdiğimiz gayreti ev sahibi "akaret sahi­bi" olmaya sarf etsek... Çoluğumuz, çocuğumuzla..." Ocakta yaş odunlar cızırdıyordu. Yanıyor dünya! Şu kahpe dünya pisi pisine yanıp gidiyor. Hey yarabbi! Kuvvetine kudre­tine kurban olduğum! Yetiş artık! Bir pişirim kahve olsa! Bir pişirim kahve! Temizce yıkanıp geceliğini giydikten sonra, şöyle köşe minderine geçse de bir kahve içse... Canseza'nın elinden ... Ne acayip kadın şu Canseza! Bunca senelik -16 senelik- ailesi olduğu halde, yüzüne bakar bakmaz, gerdek gecesindeki yabancı kız gibi yanakları pembele­şir... 16 senedir bir kere bile Mahir Efendi'ye, "Seni seviyorum" demedi. Ama, kendisini nasıl sevdiğini, sanki o bilmiyor mu? İnsanoğlu, boktan meseleler için neleri terk edip yürüyor? Yüre­ği sızlamadan, hesap kitapsız ... Yallah! Başaşağı atlıyor uçuruma. "Mukadderat böyle desek..." Adil Usta mukadderata da inan­maz. "Tövbe estağfurullah!" 'Allah bu işlere karışmaz ki ...' diye gülüverir! Hele gavuroğlu! Allah'ın izni olmadıkça yaprak kımıl­damaz... Herifte oruç yok, namaz yok. "Öldük mü bir kere, top­rağa karıştık gitti Mahir Usta, bir
Sayfa 314 - İthaki Yayınları, Mahir Efendi,·Kitabı okudu
Roman
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bolşeviklik...
- Bolşeviklik ... - Bolşeviklik mi? Ne demek? - Sen Bolşeviklik duymadın mı? Mahir Efendi müphem bir şeyler hatırladı. "Bu Bolşeviklik, sakın Bandırma'daki Hilmi Efendi'nin söylediği Bolşeviklik ol­masın?" Bu suali sordu. Durmuş Efendi başını salladı: - Ta kendisi! İşte duymuşsun ... Duyduğun halde ... Ahmak herif ... - Bolşeviklikte ev borcu ödemek yok mu? - Bolşeviklikte o kadar büyük ev sahibi olmak yok. - Üst katları yıktırıyorlar mı? - Hayır! Hepsini elinden alıyorlar da sana münasip bir ev veriyorlar. - Ben razı olmam ... - Daha iyi ya ... O zaman kafanı koparırlar. .. Yallah! - Rusya'da böyle mi yaptılar? - Böyle yaptılar. - Sen "olmaz!" demedin mi? - Dünya "Olmaz!" dedi ama, Karadayın dinledi mi bakalım?
Sayfa 210 - İthaki Yayınları, Mahir Efendi, Durmuş Efendi, Hacı Efendi·Kitabı okudu
Roman
Murathan, bir ilaç var...
"Çok konuşma, canım. Haydi!" diyordum bir yandan da. "Bu gece kapalı sana bu pencere. Yallah askeriyene, yallah!" derken elimle kovaladım. Şoke olmuş gibiydi. "Bensiz uyuyabilecek misin yani?" Pencereyi kapatmaya meyleden ellerim durdu. "Murathan, bir ilaç var." derken oldukça ciddiydim. "Atıyorsun bu ilaçtan bir tane. Allah seni inandırsın ki ne dert kalıyor ne tasa. Kim gelmiş, kim gitmiş, zerre umurunda olmuyor. Vurup kafayı yatıyorsun." Şaşkın şaşkın göz kırpıştırırken ben gülümsedim. "Haftalardır sensizlikle nasıl baş ettik sanıyorsun, aslanım?"
Yallah Gorilistan'a :))
Gorillerde, bir erkeğin birçok dişi ve dünyaya getirdikleri bir sürü çocukla beraber yaşaması yaygındır. Her küçük gorilin annesi farklı ama babası aynıdır.
Sayfa 88·Kitabı okudu
1000Kitap
TRAKYALI CEMAAT
Trakyalılar arazide namaz kılmayı akletmişler: "Abe" kılalım bir vakit te bu çeşmede. : -Tamam demiş öbürleri. Ama İmamlık kim yapacak? İtişe kakışa Hüsmen Ağayı sürmüşler; -Abe Üşmen Ağa senin kayımpederin hucaydı. Üyleyse kıldırıver de bu namazı sen! demişler. -Hüsmen, Abe üyledir emme ben Fatihacığı bilen dogru ukuyamam dese de sürmüşler öne. -Azır mısınız demiş. -Azırız (hazırız) demişler Tekbir alıyor. -Ayda be yallah demiş ! .. Ve el bağlamışlar. Tabi öğle namazı olduğu için sessiz geçmiş ...