10/10
·128 syf.··
2026 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 00:00
Kitabımız esasen, hayatı boyunca insanlığa dair hiçbir şeye anlam veremediğini, bu düzene uyum sağlamayı asla başaramadığını, sürekli çuvallayıp duran bir beceriksiz olduğunu, ne kadar çabalarsa çabalasın bu hayatta tutunmaya, dört elle sarılmaya değer hiçbir şey bulamadığını düşünen baş karakterimiz Oba Yozo’nun bu hislerini kağıda döktüğü uzunca bir hayata veda, hayata isyan mektubu. Anlayabilmek ve anlaşılabilmek adına bir yalvarış, yakarış manifestosu. Kitabın tam anlamıyla bir ben roman olduğunu belirterek soruyorum: Oba Yozo mu demeliyim, Osamu Dazai mi; yoksa sen mi gerçek ismini açıklamak istersin, Şuci Tsuşima? Ahhhh benim güzel yazarım ahhh! Ben sizin gibilere üzülmekten helak olacağım bir gün. Hayata ve içindekilere, insanlığa ve rezil yaşantısına onlardan daha asil ve yüksek bir ruha sahip olduğun için, daha zeki, daha yüce, daha ilahi biri olduğun için uyum sağlayamıyorsun. Bunu göremiyor musun? Farklısın ve bu çok güzel. Onlar gibi değilsin ve olmamalısın, çünkü seni harikalar yaratan bir sanatçı yapan şey zaten tam olarak bu. Hayatın boyunca onlar gibi olmaya çalıştığın için; çabaladıkça çuvallamışsın, ayağa kalkmaya çalıştıkça da daha beter düşmüşsün. Canım yazarım, en kötüsü de, sen o son düşüşten bir daha kalkamamışsın. Ve kahretsin artık kalkma ihtimalin de yok. Kalkacak gücü kendinde bulduğun herhangi bir seferde; yönünü değiştirmeye karar verip kendi sokağına, ışığına doğru yola koyulsaydın ne güzel şeyler görürdün bu kez! Ayrıca söylemeliyim ki, hayatına giren her insan, bence bir parça katilin senin. Bunları sana nasıl söyleyemediler? Görmeyecek kadar aptal olmaları, görmüşseler bile bunu itiraf etmeye rezil egolarının el vermediği gerçeği azabını kanıtlıyor. Onları sakın affetme. Bu da, sana hayran kalmış bir okurun olarak benim sana
Edebiyat
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,1bin okunma
10/10
·144 syf.··
2026 20. kitabı
“Dua, sonsuz rahmet hazinelerinin anahtarı, tükenmez manevi kuvvetlerin çekim noktasıdır... İnsan, böyle muhteşem bir imkânı elden hiç bırakmadan yaşamalıdır.” diyor yazarımız. Dua; yerin göğün tek sahibine yakarış, yalvarış, isteyiş ve dertleşme aracıdır. Kimi zaman darda kaldığımızda, kimi zaman ise hüzün bulutları dağılıp gönlümüz ferahladığında uzanır eller semaya… Çünkü O Rahmân’dır, O Rahîm’dir. Ne istenirse O’ndan istenir. Yazarımız öyle güzel anlatmış ki kitabın her satırını buraya yazasım geldi. Farklı birçok kaynaktan yaptığı alıntılarla kitabı derinleştirmiş, aynı zamanda biz kitap dostlarına da kıymetli tavsiyeler vermiş. Kitabı ise nasihat tadındaki “dua notları” ile sonlandırmış. Kalemiyle ilk defa tanıştığım yazarımızın kalemi daim olsun. Dua notlarından bir tanesi: “Bedenimiz hastalandığında maddi ilaçlara başvurduğumuz gibi, maneviyatımız hasar gördüğünde de manevi devalara yönelmemiz gerekir. Dua, sağladığı moral gücüyle maddi tedavilerin başarısına da kuvvet verecektir.”
Duayı Yeniden KeşfetmekMecit Ömür Öztürk · Hayy Kitap · 202686 okunma
Reklam
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2021 14. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2021 03:16
Stefan Zweig’ın zarif, şiirsel kaleminin mistik ve sorgulayıcı yanını taşıyan küçük ama derin bir kitap. Bu ince hacimli eser, üç menkıbeden oluşuyor. Kitaba adını veren Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor, Üçüncü Güvercinin Hikâyesi ve Ölümsüz Kardeşin Gözleri. Ama asıl kalp atışı ilk öyküde. Eski Ahit’ten, Yakup’un eşi Rahel’in hikayesini alıp, Zweig kendi sesiyle yeniden anlatıyor. Kutsal Kitap’ın ağır, kadim üslubunu andıran bir dille. Ama Zweig’ın hümanist dokunuşuyla, sorgulayan, acı çeken, insani bir kadın sesi yükseliyor. Rahel, Yakup’u seviyor ama Tanrı’nın vaadiyle çocuk doğurmak için yıllarca bekliyor, bekliyor… Sonunda Yusuf’u doğuruyor, ama doğum sırasında can veriyor. Ölüm döşeğinde Tanrı’ya dönüp hesap soruyor: 'Neden bana bu acıyı verdin? Neden vaadini böyle pahalıya ödetiyorsun? Benim aşkım, benim sabrım yetmedi mi?' Bu hesaplaşma, isyan değil derin bir dua, derin bir yalvarış. Zweig burada Tanrı’yı sorgularken insanı yüceltiyor.Acı çeken insan, Tanrı’ya bile neden diye sorabilecek kadar büyük..Öykü, barışın, sevginin, fedakarlığın bedelini anlatıyor. Zweig’ın savaş karşıtı ruhu her satırda hissediliyor. Diğer iki menkıbe de aynı damardan. Üçüncü Güvercin Nuh’un gemisindeki güvercinin hikayesini, barışın nasıl bir mucize olduğunu, Ölümsüz Kardeşin Gözleri ise Hindistan’dan esinlenerek kardeşlik, ölümsüzlük ve insanlığın ortak acısını anlatıyor. Hepsi kısa, ama her biri bir dua gibi. Zweig seni Tanrı’yla baş başa bırakıyor. Kibir yok, sadece neden acı var diye soran bir kalp var. Zweig’ın barışa, insanlığa inancını en saf haliyle koyduğu bir dua kitabı gibi. Okuduktan sonra Tanrı’ya değil, kendine dönüp bakıyorsun; Benim hesaplaşmam ne? diye soruyorsun. Küçük bir kitap değil; kadim bir soru kadar büyük, bir gözyaşı kadar derin bir eser. İnançla isyanın,
1000Kitap
Rahel Tanrı’yla HesaplaşıyorStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,8bin okunma
10/10
·176 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 23:33
İnsanın kalbine “artık dürüst ol” diyen bir çağrı gibiydi Mehmet Yıldız’ı uzun zamandır dinliyordum. Ama dinlemekle okumak arasında ciddi bir fark varmış. Çünkü kitapta kaçamıyorsun. Sayfayı kapatıp dikkati dağıtamıyorsun. Cümleler önünde duruyor ve senden bir cevap bekliyor. Bu kitap sadece Allah’ın varlığını anlatmıyor. “İnanmalısın” demiyor. “Gerçekten neye inanıyorsun?” diye soruyor. Ve o soruyu öyle sıradan bırakmıyor. Günlük hayatın içinden, alışkanlıklarımızın içinden, rahatımızın içinden çekip çıkarıyor. Kimi satırlarda içim sıkıştı. Çünkü savunacak bahane, kacacak yer bulamadım. İnsan en çok doğruyu duyduğunda rahatsız olurmuş, bunu anladım. Bu kitap bahaneleri azaltıyor. “Sonra yaparım” dediğin ne varsa yüzüne vuruyor Ve evet, kitap; kusurlarını bilen ama yine de affedilmeyi umut eden bir kalbin duası gibiydi.. İnsanın Rabbiyle arasındaki mesafeyi fark ettiği, sonra o mesafeyi kapatmak için içten içe yalvardığı bir yolculuk gibiydi.. Ama bu yalvarış aciz bir korku değil, bir dönüş isteği gibiydi... Çünkü mesele sadece inanmak değil, inandığın gibi yaşayabilmek oluyor. Peki ne kadar başarabiliyoruz? İnandığımız gibiydi yapabilmeyi? Ama belki de bazen tam olarak buna ihtiyacımız var. Sarsılmaya. Uyanmaya. Kendimize dürüst olmaya...
Benden Vazgeçme Ya Rab!Mehmet Yıldız · Hayy kitap · 20192,305 okunma
Puan vermedi·164 syf.··
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2026 09:02
Yazarın daha önce #nakanoeskicidükkanı adlı kitabını severek okumuştum. Yine aynı derecede bir kitap bekliyordum. Bu kitap açıkçası hayâl kırıklığı oldu.  36 mini öyküden oluşan kitap, sıradışı bir mahallenin sakinlerini ve sıradışı olayları anlatıyor.  Kitabı bitirdim ama, zamanıma acıdım... Okuyanların düşüncelerini merak ediyorum
Mahallemdeki İnsanlarHiromi Kawakami · Domingo Yayınevi · 2025350 okunma
9/10
·64 syf.··
2026 1. kitabı
Sofa "Çünkü hayat bazen böyledir. Konfor alanından çıkmak zor ve riskli olsa da özgürlüğü beraberinde getirir." Sofa, kelime anlamı olarak evlerdeki “ortak geçiş alanı / orta yer” anlamına gelir. Yani bir evin insanları bir araya getiren ya da ayıran merkezi köşesi. Kitabımız da tıpkı bu kavramdaki gibi hayatın orta yerindeki duruşlar, bekleyişler, geçişler ve duraklamalar üzerine kuruludur. Kendi iç dünyamızdaki “sofa”lara bakmamızı ister: çocukluk anıları, aidiyet duygusu, kaybedilen zamanlar, başlangıçlar ve bitişler, beklenmedik karşılaşmalar… İstanbul’un eski taş evleri, iki katlı evlerin sofa bölümleri, bir sokak köpeği ya da gökyüzünde özgürce dolaşan bir kuş… Hepsi, sizi bir içsel yolculuğa çıkarıp kendi hikayenizi kendinizin yazmanız gerektiğini söylüyor. "Zira yolculuğun kuralı budur: Nerede biteceği meçhul bir hikayedir bu. Hepimizin hikayesi gibi." Gönlündeki bahçeyi büyütemeyenlerin, gerçek bahçelerinde başkalarına yer olmazdı. İnsan, yalnızca insan olduğunu unutmazsa, dünya güzelleşecekti.
1000Kitap
SofaGüzide Behram · Sokak Kitapları Yayınları · 202526 okunma
Reklam
Reklam