Stefan Zweig’ın zarif, şiirsel kaleminin mistik ve sorgulayıcı yanını taşıyan küçük ama derin bir kitap. Bu ince hacimli eser, üç menkıbeden oluşuyor. Kitaba adını veren Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor, Üçüncü Güvercinin Hikâyesi ve Ölümsüz Kardeşin Gözleri. Ama asıl kalp atışı ilk öyküde. Eski Ahit’ten, Yakup’un eşi Rahel’in hikayesini alıp, Zweig kendi sesiyle yeniden anlatıyor. Kutsal Kitap’ın ağır, kadim üslubunu andıran bir dille. Ama Zweig’ın hümanist dokunuşuyla, sorgulayan, acı çeken, insani bir kadın sesi yükseliyor.
Rahel, Yakup’u seviyor ama Tanrı’nın vaadiyle çocuk doğurmak için yıllarca bekliyor, bekliyor… Sonunda Yusuf’u doğuruyor, ama doğum sırasında can veriyor. Ölüm döşeğinde Tanrı’ya dönüp hesap soruyor: 'Neden bana bu acıyı verdin? Neden vaadini böyle pahalıya ödetiyorsun? Benim aşkım, benim sabrım yetmedi mi?' Bu hesaplaşma, isyan değil derin bir dua, derin bir yalvarış. Zweig burada Tanrı’yı sorgularken insanı yüceltiyor.Acı çeken insan, Tanrı’ya bile neden diye sorabilecek kadar büyük..Öykü, barışın, sevginin, fedakarlığın bedelini anlatıyor. Zweig’ın savaş karşıtı ruhu her satırda hissediliyor.
Diğer iki menkıbe de aynı damardan. Üçüncü Güvercin Nuh’un gemisindeki güvercinin hikayesini, barışın nasıl bir mucize olduğunu, Ölümsüz Kardeşin Gözleri ise Hindistan’dan esinlenerek kardeşlik, ölümsüzlük ve insanlığın ortak acısını anlatıyor. Hepsi kısa, ama her biri bir dua gibi. Zweig seni Tanrı’yla baş başa bırakıyor. Kibir yok, sadece neden acı var diye soran bir kalp var.
Zweig’ın barışa, insanlığa inancını en saf haliyle koyduğu bir dua kitabı gibi. Okuduktan sonra Tanrı’ya değil, kendine dönüp bakıyorsun; Benim hesaplaşmam ne? diye soruyorsun. Küçük bir kitap değil; kadim bir soru kadar büyük, bir gözyaşı kadar derin bir eser.
İnançla isyanın,