9/10
·384 syf.··
2026 106. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 17:22
Bu kitabı okumalı mıyım? diye kendinize soruyorsanız eğer evet kesinlikle okumalısınız. Yazarı bir distopya üzerinden feminizme ışık tutmaya çalışıyor. Gerçi ben 'izm' ifadeleri sevmediğim için kendi lisanımda anlatmak istiyorum. Toplumda kadına bakış açısını çok net gözler önüne seriyor. Eğer kadının sadece bir doğum aracı olmadığını ya da olamayacağını iddia ediyorsanız. Toplumda bu görüşte insanların var olmadığına inanıyorsanız ve bu yüzden bu romanı abartılı buluyorsanız çok büyük yanılgı içindesiniz. Çünkü çevrenize bakarsanız kadınların rahimleri ile ön planda olduğu toplumlar hâlâ var. Çocuk doğuramıyorsa eksik görülen kadınlar var. Toplumsal hayattın her alanında yer alsak da en çok anneliğimiz üzerinde duran kesimler var. Yaptığımız evliliklerde illa bir çocuk dünyaya gelmeli görüşü var. Bu roman tam olarak bu zihniyetlerin kurduğu baskı rejimini anlatıyor.
Damızlık Kızın ÖyküsüMargaret Atwood · Doğan Kitap · 201914,7bin okunma
Değmez.
8/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 19:32
bir insan için ya da bir aşk için ya da durun. kendi gerçeğini göremeyen, sürekli bahaneler uyduran, sizi kendinizden şüphe ettiren birinin hayatını okuduk resmen. adelaide, sonunda her şeyi anlayıp kendi gerçeğini bulman gerçekten muhteşemdi. her ne kadar içinde kendi sorunları da olsa bir başkası için “aşk” adı altında bu kadar çaba, fedakarlık sadece sana zarar verir.
AdelaideGenevieve Wheeler · Kairos Kitap · 20251,984 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Anılar Ne Kadar Değerli?
7/10
·249 syf.··
2026 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 17:26
Kitabın tanıtımını kim okursa okusun mutlaka "Bu otele benim de gitmem lazım!" demiştir. Düşünsenize, hayal ettiğiniz her şey oluyor ve bedeli sadece bir tane anı! Fazlasıyla karlı bir anlaşma gibi duruyor, değil mi? Oysaki kitabı okurken bunun bir yanılgı olduğunu fark ettim. Bir anının insana yaşattığı duygu, kötü bir anının dahi insana kattığı tecrübe... Bunlar hayallerimizden, o an canımızın çektiği bir yemekten değersiz mi gerçekten? Bunlar eşit bedelde mi? Romanda en azından ben bunu sorguladım ve ne olursa olsun, iyisiyle kötüsüyle anılarımın bana ait olmasından daha hoşnut olduğumu hissettim. Aslına bakarsanız roman tam olarak hayal ettiğim gibi değildi çünkü fantastik bir yapısı olduğu için çoğu fantastik hikayede olduğu gibi iyi ve kötü savaşı olacağını zannetmiştim. Haliyle otelin kötü amaçları olan bir yönetimin elinde olduğunu ve karlı bir anlaşma gibi gözükmesine rağmen kötü emelleri olduğunu varsaymıştım. Bu durum ortaya çıkınca da yönetimi devirmek için olaylar gerçekleşeceğini ve daha aksiyon içerikli olacağını düşünmüştüm. Tahmin ettiğimin aksine kitap aksiyondan yoksundu çünkü yönetim tam anlamıyla "esas kötü" denilebilecek bir kıvamda değildi. Hatta yönetimi çok fazla göremedik bile. Hikaye farklı bir yönde seyredebilir miydi? Kesinlikle seyredebilirdi, en azından ben yazarı olsaydım böyle bir ihtimal eklemek isterdim ancak bence bu hali de hiç kötü değildi. Daha sakin bir ilerleyişi var ancak kesinlikle sıkıcı değildi. Hani kitabı bir hisle açıklayabilecek olsam sanırım şöyle tanımlardım: Bir yaz günü, ikindi vakti, hafif hafif rüzgar eserken arkadaşlarla yapılan çekirdek kolalı sohbetler gibi bir his...
İnceleme & Yorum
Değerli Hatıralar OteliMin Ian · Yuzu Kitap · 202644 okunma
10/10
·160 syf.·
2026 51. kitabı
Bismillah... Mehmet Görmez hocamız, zatında ve dünyada anlam aramaya çalışan, kendini "diğerlerinden" ayrıştıran gençlere aynı gemide olduğunu müthiş bir özeleştiri ile anlatmış. Kitabımız ismi ile müsemma olduğu üzere, gençliğin anlam krizlerine bir reçete niteliği taşıyor. Yanılgı oluşturmama adına kitabın "modern" asırda yaşayan herkesin karşılaşmakta olduğu problemleri ele aldığını belirtmek isterim. Kitabımız bir yandan bilginin metalaştığı, ilmin bir imaj haline geldiği dijitalleşen dünyada bilgi anarşisinden sıyrılıp hakiki bilgiyi elde etmenin yollarını öğretiyor; diğer yandan ademiyetten insaniyete yükselmenin sırlarını fısıldıyor. Sanal dünyada hayayı, din tartışmalarında vahdeti öğütlüyor. Kıymetli hocamız, özellikle dinî hususlarda kullanılan yanlış söz ve fiiliyatın sebebiyet verdiği "anlamsızlaşma" duygusunun önüne geçebilmek adına okumaya, araştırmaya ve değerlendirmeye yönlendiriyor. Ele alınan sorunların ve yorumların böylesi güncel ve hikmetli olması beni oldukça etkiledi. Hocamızın kullandığı üslup ve derin ilminin getirdiği farklı bakış açıları ziyadesiyle ufuk açıcı. Muhakkak okunup üzerinde değerlendirme yapılması gereken bir eser.
Din
Gençliğin Anlam ArayışıMehmet Görmez · Otto Yayınları · 2021491 okunma
Puan vermedi
En büyük yanılgı: "İnsan kendini en çok, başkalarına iyilik yaptığını sandığı an aldatır." (Ivan İlyiç'in alt sınıflara "yardım etme" çabası, aslında onların gözünde nasıl komik ve küçük düşürücü bir hal alır, işte bunun özeti.)
Tatsız Bir OlayFyodor Dostoyevski · Maviçatı Yayınları · 20206,6bin okunma
"Toz pembe hayaller vardı. Pembesi gitti, tozu kaldı. "
8/10
·144 syf.··
2026 20. kitabı
SPOILER İÇERİR. Irène Némirovsky’nin henüz 23 yaşında yazdığı ilk romanı Yanılgı, adının hakkını sonuna kadar veren, aşkı ve insan ilişkilerini romantik bir pırıltıdan arındırarak "iletişimsizliğin" ve "yanlış beklentilerin" trajedisine dönüştüren muazzam bir psikolojik tahlil eseri. Demet Akalın'ın şarkısında dediği gibi toz pembe hayallerin, pembesinin gidişini ve tozunun ortada savrulmasını okuyoruz. Yanılgı, Birinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından güney Fransa'da bir sahil kasabasında yolları kesişen aristokrat Denise ile savaşın gölgesinde her şeyini kaybetmiş gururlu Yves'in trajik aşkını (Denise evlidir,aslında bu bir aldatma) konu alır. Birbirlerini çok farklı ideallerle kafalarında büyüten bu iki insan, Paris’in gri ve boğucu atmosferine döndüklerinde aralarındaki sınıfsal uçurumla ve aşılmaz karakter zıtlıklarıyla yüzleşmek zorunda kalırlar. Aslinda bambaşka hayatlar yaşayan iki insanın arasında yaşanan, belirli kısa zamanlarda buluşarak tamamen cinselliğe dönen ve gerçek hayatlarına ve kimliklerine dair hicbir sey paylaşamadıkları bir iletişim biçimi haline gelir. Hatta öyleki ilerledikçe Yves bu ilişkiyi bir zorunluluk olarak görmeye ve bunalmaya başlar. Denise, Yves’e karşı yıkıcı ve körü körüne bir tutku besleyerek ailesini bile ihmal ederken; Yves içine düştüğü depresyonun, kibrin ve maddi yetersizliklerin faturasını sessiz duvarlar örerek Denise'e keser. Némirovsky, her iki karakterin de aslında birbirini hiç anlamadığını ve tamamen kendi zihinlerindeki illüzyonlara aşık olduğunu göstererek, bu iletişimsizliği kaçınılmaz ve sarsıcı bir duygusal kopuşla noktalar. Karakterlerin birbirini asla gerçekten "görememez" . Bir yanda savaşın getirdiği yıkımla sadece maddi refahını değil, ruhsal dengesini de kaybetmiş, gururu ve kibri yaralı Yves var; diğer
YanılgıIrene Némirovsky · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024708 okunma