Puan vermedi·592 syf.··
2026 53. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 00:00
Merhaba sevgili kitap dostlarım . Bugün sizlere Oscar Lewis'in Sanchez'in Çocukları adlı kitapla geldim. Öncelikle, yoksullukla ilgili bildiğiniz tüm anlatıları bir kenara bırakın, zira bu kitap konuya tamamen farklı bir boyut getiriyor. Antropolog yazarın yoksulluk kültürü serisinin içinde yer alan bu eser, beş sıradan Meksika ailesinin günlük yaşamlarını kendi ifadeleriyle aktaran bir romandır.Bu etkileyici ve toplumsal içerikli kitabı, doğrudan aile üyelerinin ses kayıtlarından yola çıkarak oluşturmuş. Her bir karakter, aynı günü kendi bakış açısıyla anlatmaktadır. Bu durum, benim için  her karakterle hem bağ kurmamı, hem empati yapmamı  hem de yer yer öfke duymamı sağladı. Bu yönüyle kitabı oldukça beğendim. Lewis'e göre yoksulluk sadece maddi bir durum değil; içinde yaşanılan toplumu, hatta ulusu da kapsayan geniş bir olaydır. Yoksulluğun derinliklerini bizzat deneyimlemiş bireylerin seslerini duyurmayı amaçlayan bu kitap, geniş yankı uyandırmıştır. Yazarın kitabın önsözünde belirttiği üzere, bu bir edebî metin olmaktan ziyade, okuyucuyu derinden etkileyen bir aile dramıydı. Zaten kitaplarda aradığımız da tam olarak bu değil midir; olayların bizi etkilemesi ve hissettirmesi? Kadınlara yönelik utanç verici aşağılama ve şiddet, kadınların kontrolsüz doğumları, eğitim düzeyleri, cehaletin getirdiği umursamazlık, çocukların içinde bulunduğu ortam ve özel hayatın aleniliği  gibi konular beni derinden etkileyen ve sarsan meselelerdi. Okurken hem dehşete kapıldım hem de büyük keyif aldım; kesinlikle tavsiye ederim. ᴋᴇʏɪ̇ғʟɪ̇ ᴏᴋᴜᴍᴀʟᴀʀ
Sanchez'in ÇocuklarıOscar Lewis · Beyaz Baykuş · 20266 okunma
İnsan Neyle Yaşar?
Puan vermedi·56 syf.··
2026 59. kitabı
İnsan çok şeyle yaşar,; aslında bilmediği , görmediği ve değer olarak saymadığı çok şeyle yaşar. Ölümünü bilmez yarının hesabını yapar, etrafında olan insanların onun hakkında düşündüklerini ve zihinlerini görmez gördüğüne kanar ve en önemlisi öylesine olarak gördüğü şeyin ona vereceği ve katacağı şeyi görmek için çabalamaz. Okuduğum türün dışına çıkmak istemezdim bugüne kadar çünkü bana göre alıştığım ve gördüğüm şeyler yetiyordu. Ama bir gün bunu değiştirmek istediğimi fark ettim sanki görmediğim ve bilmediğim şeyler bana sesleniyordu ve ben sadece bir yankı deyip geçiyordum. Ama bugün bu kitabı okuduğum zaman anlatmak istediği şeyin dışında bana hitap eden bir diğer şey ise şuydu; "İnsan yeniliklere açılmayı ve etrafındakileri görmeyi denemeli. Hayat sadece gördüklerimizden ibaret değil. Bilmediğimiz, dokunamadığımız ve hissetmediğimiz o kadar çok şey var ki biz sadece dünyayı kendi çerçevemizden ve koyduğumuz görünmez kafesten izlemeyi seviyoruz" belki kitabın ana konusu bu bile değil diyeceksiniz ama bende oluşturduğu duygu buydu. Kitaba gelirsek kısaydı ama bir kaç cümlesi ile çok düşündürdü beni . Bazen bazı şeyleri sorgulamak ve görmediğimiz kısmından dolayı yargılamak asıl olanı görmemizi engelliyor. Ders verici ve kısaydı ama güzeldi. Evet beklediğim bu değildi ama zaten amaçta beni yanıltıp hiçbir şeyi sadece kendi gördüğümle yargılamamak değil miydi? :)
İnsan Neyle YaşarLev Tolstoy · Can Yayınları · 2020234,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
< Steinbeck İmzalı Bir Başyapıt >
9/10
·644 syf.·
2026 48. kitabı
John Steinbeck'in 1952 yılında yayımlanan East of Eden (Cennetin Doğusu) romanı, kendisinin de özellikle belirttiği üzere onun en önemli eseridir. Roman aynı zamanda Amerikan edebiyatının en güçlü aile destanlarından ve ahlaki örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Kitabın içeriğiyle ilgili çok kapsamlı bilgi edinebileceğiniz müthiş incelemeler mevcut. Kesinlikle göz atmanızı tavsiye ederim. Ben merak ettiklerim üzerinden yaptığım araştırmalara göre düşüncelerimi aktarmaya çalışacağım. Steinbeck, dostu ve editörü Pascal Covici'ye yazdığı mektuplarda bu kitabı "yaşamı boyunca öğrendiği her şeyi içine koyduğu roman" olarak tanımlamış. Birçok yazar için yazmanın çıkış noktası, en iyi bildiği dünyadır. Bu nedenle Cennetin Doğusu, yaklaşık altmış yıllık bir zaman diliminde California'nın Salinas Vadisi'nde geçen Trask ve Hamilton ailelerinin hikâyesini anlatırken, bu geniş zaman ve mekân örgüsü yalnızca tarihsel bir arka plan olarak işlenmiyor; araştırdıklarıma göre Steinbeck'in çocukluğunu geçirdiği Salinas Vadisi, tıpkı William Faulkner'ın Yoknapatawpha County'si ya da Thomas Hardy'nin Wessex'i gibi, yazarın bütün düşüncelerini yerleştirdiği sembolik bir evrene de dönüşüyor. Roman, bu vadinin bereketli ve kurak zamanlarıyla başlayıp insanın doğasını, özgür iradeyi, iyilik ile kötülüğün kaynağını, sevginin dönüştürücü gücünü ve insanın kendi kaderini seçebilme yetisini sorgulayan büyük bir felsefi metnine dönüşüp evrensel bir boyuta ulaşıyor. Romanın adı, tüm kutsal metinlerce de bilinen doğrudan Eski Ahit'in Tekvin (Genesis) kitabındaki Kabil ile Habil anlatısından alınmış. Kabil, kardeşi Habil'i öldürdükten sonra Tanrı'nın huzurundan ayrılır ve "Eden'in doğusunda" yaşamaya mahkûm edilir. Eden(Cennet) Bahçesi masumiyetin, Tanrı'yla uyumun ve kusursuzluğun simgesidir. İnsan
Edebiyat
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202411,5bin okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2026 45. kitabı
Çok küçük yaşlarda yetiştirme yurdunda kaldıkları dönemde "Öcü" adındaki biri tarafından damgalanan 30 çocuğun hikayesiyle başlıyor Yaralasar. Aradan geçen 20 yılın ardından Öcü yeniden ortaya çıkıyor ve kendi yarasalarını tek tek avlamaya başlıyor. Tam bu sırada cezaevinde olan Sedef, süresi bitmemesine rağmen aniden tahliye ediliyor. Öcü’yü durdurmak isteyen gizli bir örgütten iş birliği teklifi alan Sedef bu teklifi kabul ediyor. Üstelik geçmişte yurtta çok yakın olduğu arkadaşlarıyla birlikte bu yola çıkıyor ancak o anda henüz hiçbiri birbirini tanımıyor.Kitabın konusu bana ilk andan itibaren gerçekten çok ilgi çekici gelmişti, okumamın en büyük sebebi kesinlikle buydu Maral Atmaca’nın kalemini de çok merak ediyordum ve iyi ki tanışmışım. Kitap o kadar sürükleyici ki kendimi hiç tutamadım, şu anda serinin 3. kitabını okuyorum bile Hikayede Sedef, hayatta kalabilmek için başka bir kimlikle yaşamak zorunda. Kendi içindeki o masum Sedef'i korumak için kendini hep "Yankı" olarak tanıtıyor. Karakterlerin yaşamak zorunda kaldığı şeyler gerçekten çok kötü ve sarsıcıydı. Özellikle Yankı’nın geçmişte çöpten bayat ekmek yemek zorunda kaldığı o sahneleri okurken içim parçalandı Her ne kadar biz şu an bir kitapta okuyor olsak da gerçek hayatta da maalesef bu durumları yaşayan insanların olduğunu bilmek insanı çok derinden yaralıyor Kitapta favori karakterlerim Alaz ve Sedef dışında kesinlikle Kuzey oldu. Sedef geçmişe dair her şeyi tam hatırlamasa da çocuk yaşta birbirlerine verdikleri sözler ve şimdi farkında olmadan bile sürekli birbirlerinin yanında olup yardımcı olmaları çok tatlıydı Kuzey’in o korumacı, abi gibi yaklaşan tavrı içimi ısıttı Alaz’a gelirsek zekasına gerçekten hayran kaldım. Öcü’yü bulmak için yaptığı o titiz planlar ve stratejileri inanılmaz
Yaralasar - 1Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 202113,2bin okunma
Allah rahmet eylesin, ecrini versin Mübarek insan.
7/10
·128 syf.··
2026 132. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 11:29
Aliya İzetbegoviç'in fikir dünyasının temel taşı 1969 yılında kaleme aldığı ve ertesi yıl kendi imkanlarıyla, zorlu şartlar altında Belgrad'da yayımlattığı, İslam deklarasyonudur. Bu eser, hacim itibariyle küçük olsa da, hem yerel ölçekte hem de dünya çapında etkili olmuş büyük yankı oluşturmuştur. Öyle ki, eski Yugoslavya'nın Tito rejimi tarafından açık bir tehdit olarak algılanmıştır. 1983 yılında Saraybosna'da görülen Genç Müslümanlar davasının en önemli delili olarak sunulmuştur. İslam deklarasyonunu kıymetli kılan; Saraybosna'da yaşayan bir Bosnalı tarafından kaleme alınmış olmasına rağmen, tüm İslam dünyasına hitap etmesidir. Aliya İzetbegoviç, sadece Yugoslavya müslümanlarının değil, tüm dünya müslüman halklarının sorunlarına dair tespitlerde bulunmuş ve reçeteler önermiştir. Bu tespit ve reçeteler bugün de geçerliliğini korumaktadır. Ali İzetbegoviç'in, 1983 yılında verilen 14 yıllık mahkumiyet kararı aleyhindeki kanun yararına bozma başvurusu yani ünlü savunması ise ilk kez Türkçeye kazandırılarak kitabın ikinci bölümünde yer almaktadır. Ancak ben bu ikinci bölümü tamamen okumadım çünkü genellikle hukuki süreçte yapılan ihlallerden bahsediliyordu.
1000Kitap
İslam Deklarasyonu ve Tarihi SavunmaAliya İzzetbegoviç · Ketebe Yayınları · 20199,4bin okunma
Araf..
10/10
·118 syf.·
2026 115. kitabı
Seni düşünüyordum, Susana. Yeşil tepelerde. Rüzgârlı havalarda uçurtma uçururduk tepelerde, aşağılarda kalan köyün sesleri gelirdi kulaklarımıza, rüzgâr uçurtmanın ipini çekelerdi. “Koş, Susana.” Yumuşak ellerin ellerimi yakalardı. “Gevşek bırak ipi." Rüzgâr nasıl güldürürdü bizi; ip parmaklarımızdan kayarken birbirimize bakardık; bir kuşun kanatları çarpmış gibi usulca kopardı ip. Kâğıt-kuş yukarlardan taklalar atarak düşerdi, toprağın yeşili içinde eriyene kadar saçaklı kuyruğunu sürürdü ardından. Dudakların ıslaktı, çiy tanelerini öpmüştüm sanki. Seni düşünüyordum. Orada deniz-yeşili gözlerinle bana bakışını. Susanna, ne kadar uzaklardasın sen, bulutların üstünde, ta uzaklarda, tepelerde gizlenmişsin. O’nun büyüklüğünde, O’nun bağış dolu Kutsal Yüceliğinde saklısın, seni bulamam artık, göremem. Orada sözlerim erişemez kulaklarına." Damlaların düşüşünü gözlüyordum Susana, şimşeğin parıltısında her soluk bir iç çekişiydi, her düşüncem sen." --- Ne yazsam az kalacak, ne desem eksik... Ne dökülür ki kelimelere; yaşayanlar mı, ölenler mi, anılar mı, geç kalınmış bir intikam isteği mi yoksa aşk mı? Comala’da bu ayrım çoktan silinmiştir. Ne gerçeğin ayakları yere basar burada, ne de büyünün kanatları vardır; anlatılan her şey, sıcaktan kavrulmuş taşın ve toprağın kendi kendine mırıldanmasıdır belki de bir yerlere sinmiş, saklanmış yankılar vardır. Zaman, dağınık ilerler, ileri geri akmaz, evet. Ama belki de hiç akmaz. Her fısıltı, her çığlık ve her susuş, o hiç geçmeyen, her an yeniden doğup aynı yerde can veren sonsuz bir şimdinin içinde gizlidir. Ne geçmiş gömülebilmiştir ne de gelecek bir umuttur; her şey şu anda asılı kalmıştır. Adem’in dünyaya bırakılması gibi bırakılır Juan Preciado bu coğrafyaya. Kimse karşılamaz. Tekinsiz, kurak ve ölü bir
1000Kitap
Pedro ParamoJuan Rulfo · Can Yayınları · 19832,284 okunma