Geçmişte ihlassızlığımızdan dolayı kalplerini kırdığımız insanları düşünürsek bu geçmişe doğru bir temizlik yapmamıza sebep olur. İhlassızlığımızdan dolayı, (Allah'a karşı) samimiyetsizliğimizden dolayı, kalbimizdeki kötü niyetten dolayı kimlerin kalbini kırdık, kimlerin hakkına girdik, kimlerin gıybetini yaptık. Oturup şöyle bir kitabımızı okursak hemen geçmişe döneriz. Geçmişte kalplerini kırdığımız, gıybetini yaptığımız, hakkına girdiğimiz insanların haklarını yeniden helal etmelerini isteriz. Bir geri dönüş yaparız. Geriyi temizledikten sonra Allah'ın izniyle ileriye doğru daha çok başarılı oluruz. Allahu Teala buyuruyor ki: "Başınıza ne musibet geldiyse kendi ellerinizle kazandığınız günahlardan dolayıdır. Bununla beraber Allah birçok günahınızı da bağışlar." (Şura, 42/30) Geçmişte günahlar olduğu sürece gelecekte musibetler gelmeye devam edecektir. Geçmişteki günahları temizlediğinizde musibetlerin meydana gelmesine sebep olan şeyler yok olunca musibetin kendisi de gelmeyecektir. Daha muvaffak olduğunuz bir hayatı yaşarsınız inşaAllah...
Sayfa 152·Kitabı okuyor
Alıntı
Sa'y Hacer Annemizin hatırasıdır bize. Hani İsmail'i susuzluktan ölmesin diye koştu durdu Hacer anne. İki tepecikti Safa ve Merve. Güneşin altında, yanan kavrulan çölün ortasında yaptı bu say'i. Bizim gibi klimaların altında değil. Hz. Hacer'in say'i yavrusunu yaşatmak içindi. Biz yavrularımız için hangi say'i yaptık ve yapmaktayız? Hacer annemizin gözyaşlarıyla yakardığı gibi Allah'a, biz de yakaralım. O anne ne mübarek bir anneydi ki sadece yavrusu değil, onun hatırına verilen zemzemi asırlardır bütün müminler içiyor. Sa'y, ulvi bir arayıştır! Sa'y, gayeye adanıştır! Sa'y, ilahi rahmeti coşturmak için çabalayıştır! Sa'y, nefisten uzaklaşıp Mevla'ya sığınıştır!
Sayfa 286 - DİB·Kitabı okuyor
Din
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
ÇOCUK KAÇIRAN ÖGRETMEN Azmi'yi anlatmam gerek. Azmi Karamustafa'yı. En ön sırada otu­rurdu. Altın gibi, aslanlar gibi bir yüreği vardı. Haksızlıklara başkaldırır, zayıflara kol kanat gererdi. Bu yüzden bir gece Okmeydanı'nda koca koca adamlar tarafından tabancayla bile kovalanmıştı. Okulda ilk kışım. Kar yağıyor. Çocuklar geliyorlar. Kiminin sırtında incecik, kolsuz bir kazak, kiminin ayağında plastik terlik. Bende onları giydirecek para ne gezer! 550 lira aylık alıyorum. Gi­dip bir yerlerden dört çuval dolusu çocuk giysisi topladım, okula getirdim. Azmi'yi aldım karşıma. "Sen hepsini tanıyorsun," dedim. "Kime ne verelim, söyle bakalım." Teker teker ayırdı giysileri. "Bu Şemsettin'in olsun. Kardeşinin ce­ketini giyip geliyor. Şu kazak Zeytin'e göre. Şu paltoyu da Nurgül'e verelim. O çok zayıf, öğretmenim, üşüyor ... " Giysileri öğrencilere dağıttık. Ertesi gün bir geldiler sınıfa, hepsi pırıl pırıl. Bir baktım, Azmi'nin sırtında incecik bir hırka. Kafama dank etti. "Yahu," dedim, "sana bir şey vermedik." "Ben üşümem, öğretmenim," dedi. "Onların daha çok ihtiyacı var." Öğleden sonra gidip fiyakalı bir trençkot aldım Azmi'ye. Ertesi gün de zorla sırtına giydirdim. Bir cumartesi son dersin ortasında kapı açıldı. Bir adam başını uzattı. Çıktım. "Ben Azmi'nin babasıyım," dedi. "Samsun' dan geldim. Akşama gi­deceğim. İzin verirseniz Azmi'yi alıp biraz gezdireyim." "Tabii," dedim. "Siz burada bekleyin; ben şimdi yollanın onu." Sınıfa girip Azmi'nin yanına gittim. "Gözün aydın. Hadi, toparlan da çık. Baban gelmiş ... " Cümlemi yarıda kesti. Bağırmaya başladı: "Ben o adamla gitmem! Yine beni kaçırmaya geldi! Ben burada ça­lışıp anneme bakıyorum! Beni Samsun'a kaçıracak!..." "Peki, peki," dedim. "Heyecanlanma. Seni bırakmam." Koridora çıktım. Azmi'nin babasına, "Yazılı
Sayfa 212·Kitabı okuyor
Benim Gibi Bir İnançsıza Bile…
“Benimle dua edin, olur mu?” diye sordu Jacobs ve yüzü bir anlığına acıyla buruşarak diz çöktü. Romatizma mıydı? Mafsal iltihabı? ‘Kendine şifa versene Rahip Danny’ diye düşündüm. Seyirciler, hışırtılar ve mırıltılar eşliğinde diz çöktü. Çadırın arka tarafında ayakta dikilmekte olan bizler de öyle yaptık. Neredeyse çökmeyecektim -gösteri, bir inançsıza bile dine küfür gibi görünmüştü- ama Tulsa’da olduğu gibi dikkatini çekmek istemiyordum. Hayatını kurtardı, diye düşündüm. Bunu unutma.
Sayfa 255 - Altın Kitaplar
Korku-Gerilim
Hikayeleri erkekler anlatır. Kadınlar hayatlarına devam ederler. Bu bizim için bir gölge savaştı. Bittiğinde bizim için törenler düzenlenmedi, bize madalyalar verilmedi, adımız tarih kitaplarında geçmedi. Savaş sırasında yapmamız gerekeni yaptık ve bittiğinde parçaları bir araya getirip hayatımızı yeniden kurduk.
Sayfa 529·Kitabı okudu
“Bunu nasıl açıklayacaksınız? Bu değişim nasıl açıklanabilir? Bir gün birbirimizi gördük, evlenmeyi düşündük, ayrıldık, kendi yolumuza gittik; bunlar soğuk ve acısız bir şekilde oldu, çünkü âşık değildik, ben biraz kızmıştım, hepsi o kadar. Yıllar geçti, tekrar karşılaştık, iki üç kere vals yaptık ve derken birbirimize deliler gibi âşık olduk. Virgilia’nın güzelliğinin, mükemmelliğin daha üst bir mertebesine eriştiği bir gerçekti, ama temelde aynı kişilerdik ve ben, kendi hesabıma, ne daha yakışıklı ne de daha şıktım. Bu değişim nasıl açıklanabilir? Belki de mesele tamamen anın uygun olmasıyla ilgiliydi. İlk karşılaştığımız an uygun değildi, çünkü âşık olamayacak kadar toy olmasak dahi, ikimiz arasında bir aşk olması için fazla toyduk: Çok önemli bir ayrım bu. Zaman iki taraf için de uygun olmadıkça aşk olanaksızdır.”