Çekilip nur-u hidayet yine zindan olacak, Yine firkat, yine hasret, yine hüsran olacak. Yine sen, yaş yerine kan akıtıp ağla gözüm, Çünkü hicran dolu kalbim yine hicran olacak.   Yine göç var diye Mecnuna haber verme sakın! Yine matem, yine zâri, yine efgan olacak. Açılan ol gül-ü tevhid, sararıp solsa gerek, Kapanıp kâbe-i irfan, yine viran olacak.   Haber aldım ki yarın yad olacakmış bize yâr, Ne büyük yâre ki, kimler buna derman olacak? Bu büyük derd-i elemden kime şekva edeyim? İşiten nâlemi, hep ben gibi nâlân olacak.   O şifa-bahş olan envarını sen çeksen eğer, Bana kim nur verecek, kim bana Lokman olacak? O temiz pak nefesin, âb-ı hayatı bu çölün, Onu dûr etme ki her fert ona reyyan olacak.   Hele ol nur-u şerifin kime değmişse eğer, Küçücük zerre de olsa, meh-i tâbân olacak. O lütufkâr, o keremkâr eli öptükçe benim Bu küçük kalb-i hazînim yine handan olacak.   Bab-ı feyzinden ırak olmayı asla çekemem, Dahi nezrim bu ki canım sana kurban olacak. Nazarın erse garip başıma ey nur-u Hüdâ, Bugün artık bu hakir bendede umman olacak,
Şiir
Şahanım var bazlarım var Tel(e)’alışkın sazlarım var Yâre gizli sözlerim var Diyemiyom ile karşı
Şiir
Reklam
giriş
Bu kitap, bir tarih kitabı değildir. Akademik kaygı, konjonktürel uyum, zülfü yâre dokunmama gayreti yoktur. Tarih tarihçilerin, dincilik din adamlarının, siyaset siyasetçilerin işi olduğu gibi, Türkçülük de Türkçülerin işidir.
Sayfa 6
Alıntı
Geçmedi yâre sözümüz, Yollarda kaldı gözümüz, Yere çalındı yüzümüz, Böyleymiş kara yazımız.
Kitap Projesi Cheapest Books·Kitabı okuyor
Aşk
Sonsuzluğun diyarından mı geldin Ağlarken de, gülerken de güzeldin Toprağından kaldı bende bu yare Sen baharın yâr gününde açan gül Ben baharın her gününde avare
"Şimdi senden yâre kalan Ne ayını almış bir gökyüzü Ne de ince uzun bir ırmaktır Dağlara dokunarak akan Şimdi senden yâre kalan Bir mendil uçları yanmış Belki de mavi bir gül Dibi gözyaşlarıyla sulanmış Şimdi senden yâre kalan Gözyaşı silmiş bir mendil"
Sayfa 231
Reklam
Reklam