• İnce sesin, ince bileklerin ve kırık kemiklerin...
    Ah yâre...

    Kim ölmüş aşktan demeyin...
    Çarpılırsınız...

    // Yusef Masadow //
  • Üç gerçek biliyorum,
    Ama demem;
    Yohh yohh demem..!
    Ateş, sen beri gel!
    Er kişi niyetine
    Nasıl da kıldınız namazımı?
    Oysa ben hala diriydim,
    Bilemediniz nazımı niyazımı...
    Susacaksan az öteye git,
    Buzlu bir soluk çek.
    Ben yokum, yokk!
    Ateş var, bir şiire gebe;
    Beni Şair belleme...

    Eyy Zemheri !!
    Bu gece nallarım yeni örs almış,
    Cilalı feryadım sana...
    Koşmak ve uçmak ayrı bir dil,
    Er kadının sözü lazımmış;
    Dişice ve dişli bir sevdada...
    Neyleyim, belki de
    O erkekçe ben dişice;
    Vuu !
    Babam utanmasın benden
    Aman haa..!!



    Bu taş’a oturma, genç!
    Kurranıma dedi...
    Dedim, genç değilim;
    Bu yobaz sevdaya
    İki söz daha yazıp,
    Kalkacak olan ben’im...
    İyilik yaramıyormuş, dedi.
    Get, dedim...
    Şiirlerin ardına saklanan
    Korkak diyorlar bana;
    Ben edebimden susuyorum, dedim...

    O ki, O..!
    Vay ki vayy..!
    Utanmaz gelberilere peşrev mi çekek?
    Yiğidin de harmanı soyundan gelir,
    Yoğum ben yohh, ey kahpe felek !!
    Beni kaybedenlere yazın...
    “Susmanın dili sevdiğine kaçmışmış...”
    Tevv ! Erzurum atasözü...
    Yüz yıl sonra adımı anacaklar;
    Demedi deme..!


    Hazır dememişken,
    Erzurum da deme...
    Ben bu “köv”i sattım,
    Sanata başladım.
    Tevv !!
    Kokana şiirbazlar beğenmese de;
    Sen iç , boşverr...
    Bu gecenin hesabı kime yazılacak?
    İç hadi, içç!...bendensin!
    Kim daha cüretkar?
    Kim daha edepli?
    Kim daha sarışın?
    Kim daha esmer?
    Bu göz’e de, bu su yakışsın...

    Kansam da kansam,
    Kalksam be Rima!
    Şu kaldırım taşından bi kalksam,
    Yar’e bi aksam...
    Hem O yar’e bi....!
    Tevv...
    Dilenci değilim diyorum,
    Açlığımla, susuyorum...


    Bense hep,
    Fevkalade şiirleri döş’üme alıp;
    Seni düş’ledim...
    Ayıpsa ayıp,
    İlla da illa...
    Bu şiir, sezaryen bir şiir;
    Suç benim değil...
    Gebeliğe sulanmışsın,
    Son günlerin erik ister;
    Tevv, kaç akçe bir erik eder?!
    Doğum sancısı
    Diş ağrısı
    Kader ve keder...

    Ey doğacak olan!
    Seni beklemek boynumun borcudur...
    Erkek şiirse eğer,
    Adını Yusef Masadow koyun!
    Dişiyse eğer,
    Adımdan az ötede soyun!
    Sevdadan bahsetmeyin bana;
    Demedi demeyin ama,
    Biz O’nu daha rüyada...!!
    Evvelallaah!!!
    Bi de neyseee gelsin,
    Tüm Alkış sevenlere;
    Neyseee...!!

    Desem ki;
    Yalnızlığın tülünden bakan kadın
    Bunu hakediyor...
    Sırt çevirmiş dönek adam
    Bunu hakediyor...
    Ahh, düş’e düşenler !!
    Vah ki, vahh!!
    Uyuyun da geçsin,
    Vebal yok ki uykuda,
    Sarın da geçsin...
    Sakallarımı kestim,
    Sevin de geçsin...
    Tövben sana borçtur,
    Demedi deme!

    Ben uyusam,
    Büyüsem,
    Bürünsem,
    Ve kuşansam;
    Kime ne ?!
    Bilmezler ki;
    Haklıyı ve haksızı sorarlar Hafız...
    İkisi de mahpus..!
    Ve bilmezler ki;
    Uykuya dalmak ne zor iştir...
    Köyüm ıssız
    Alem suspus...!

    // Yusef Masadow //
  • Aşkına varmı çare gönlümde bunca yare sizliyor senin ugruna Dağlarına dargınım Yollarına yorgunum Gözlerine sürgünüm yar
  • bir kuğunun boynuna dokunurken

    yol bir yere gitmez
    içerde
    düz saçlara uğrar
    ayak üstü bir akşamüstü
    her plansız ürperişin sonu
    hüsran
    ve hüsran
    çok sanat müziği bir kelimedir

    yol bir yere gitmez
    o bir durma biçimidir
    yol yoluyla gidebilir yare
    yoldan çıkabilir apansız
    ve ömür bitebilir yoldan önce
    ama yol bir yere gitmez
    o bir durma biçimidir
    yaşamak
    hızlı bir ölme biçimidir
    düşünce ışıktan yavaşsa
    erken gidilmelidir
    gerdan sözcüğüne
    bir kuyumcuda da rastlayabilirsin
    bir kasapta da
    kalbin sızlamaz
    bir kuzu yüreğini vitrinde görünce
    o bir beslenme biçimidir
    ama korkarsın
    kurdun sevdiği havadan
    ayakkabı yaparsın yılandan

    yol bir yere gitmez
    o bir durma biçimidir
    her garantiyi istersin hayattan
    oysa ölümle yaşam arası
    uzun malum ince bir yol
    bir yere gitmez
    o bir ölme biçimidir

    iyi yolculuklar denmez bir gidene
    yapılamaz çünkü
    çok yolculuk bir seferde
    yolcu denmez her gidene
    herkes o yolun taraftarı olmayabilir
    hiç bir sürgün
    gittiği yolu sevmez mesela


    yol bir yere gitmez
    o bir susma biçimidir
    soğuk bir taşıtın uğultusunda

    Yılmaz Erdoğan
  • Geçmedi yâre sözümüz,
    Yollarda kaldı gözümüz,
    Yere çalındı yüzümüz,
    Böyleymiş kara yazımız.