“Sevgili kahveyi şöyle içer” diyen bir aşığın, sevgilisinin hiç kahve içmediğini, hatta kahveyi hiç sevmediğini öğrenmesi o kadar da büyük bir dert sayılmaz. Değil mi ki kalbi öyle inanır, sevgili öyledir.
Bilgiyi hayatı kaliteleştirecek bir şey gibi değil de, şık ortamlarda kullanılabilecek bir statü objesi ve hatta daha da kötüsü bir başkasının üzerinde tahakküm kurmaya yarayacak bir silah gibi gören bu zihniyetin, özgün çıkarımlar ve kapsamlı analizler yapmaya ya da başka bir ifadeyle entelektüel yolculuğumuza lezzet katmaya gücü yetmeyecektir.