Mario Levi

Mario Levi

Yazar
7.3/10
270 Kişi
·
814
Okunma
·
126
Beğeni
·
9bin
Gösterim
Adı:
Mario Levi
Unvan:
Edebiyat Yazarı ve İletişim Eğitmeni
Doğum:
İstanbul, 1957
Mario Levi, 1957 yılında dünyaya geldi. 1975’te Saint Michel Lisesi’nden, 1980 yılında, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. İlk yazıları “Şalom” gazetesinde yayımlandı. Bu yazılarını daha sonra “Cumhuriyet”, “Stüdyo İmge”, “Milliyet Sanat”, “Gösteri”, “Argos”, “Gergedan”, “Varlık” gibi yayın organlarındaki yazıları izledi.Yayımlanan ilk kitabı “Jacques Brel: Bir Yalnız Adam” (1986) adını taşır. Bu kitap üniversiteyi bitirme tezinin romanlaştırılmış şeklidir. İlk hikâye kitabı “Bir Şehre Gidememek” ise 1990 yılında yayımlanır. Otobiyografik özellikler taşıyan bu kitap, yazarın hem aşkları, hem de çocukluk ve ilkgençlik yıllarıyla hesaplaşması gibidir. Kitap o yılın Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazanır. 1991 yılında yayımlanan ikinci hikâye kitabı “Madam Floridis Dönmeyebilir”de İstanbul’un azınlık çevrelerine ve topluma uyum sağlamakta zorlanan insanlarına yer verir. 1992 yılında “En Güzel Aşk Hikâyemiz” adını taşıyan ilk romanı yayımlanır. Sonra araya uzun bir sessizlik girer. “İstanbul Bir Masaldı” adındaki hacimli romanı 1999 yılında yayımlanır. Bu kitap da yirmili yıllar ile seksenli yıllar arasında İstanbul’da yaşamış bir Yahudi ailesinin hikâyesidir. Şehrin öteki azınlıklarından kahramanlar bu hikâyede de görünür. Mario Levi, yazarlığın yanı sıra, Fransızca öğretmenliği, ithalatçılık, gazetecilik, radyo programcılığı, reklam yazarlığı gibi işler de yapmıştır. Halen Yeditepe Üniversitesi’nde ders vermeye devam etmektedir. Ayrıca yazı atölyelerinde, bu yola gönül vermiş insanlara Yazı Yaratımı dersleri de vermektedir.
"Ne çok hikaye duydun sen bugün... Hepsini nasıl taşıyacaksın? Ama korkma, insan böyle büyüyor. Hepimiz böyle büyüdük. Gün geliyor, artık hiçbir yaşadığın seni şaşırtmıyor... "
Mario Levi
Sayfa 176 - Everest Yayınları
76 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Durup dururken okunan bir kitap .
Hiç hesapta yokken ,hatta adını bile bilmezken "öylece karşıma dikildi _oku beni" dedi ...hem de "sessiz sedasız" söyledi
Kırılgan olduğunu anlamıştım inceliğinden .. oturdum okudum
"Pişman değilim ...

#spoiler

Önsöz 'de şöyle söyleniyor "önce bir gezgin oluşum vardı ,o dil dünyası tarihinde "

_ Ve şöyle düşündüm ...

"Gidemedigimiz kentleri , görmek isteyip ' göremediğimiz insanları,anlatmak isteyip sustuklarımızı mı okuyoruz ?

Yapamadıklarımızı bir "dil dünyasında gezgin olup kendi tarihimize mi katıyoruz ?"

Cevap evet ..okuduğumuz kitaplar bize kendi hikayelerini anlatırken bizde de bir hikaye oluşturuyorlar ..iyi bir anlatı bize hem duygu hem dil hem fotoğraflar ekliyorlar ..
Tam da olması gerektiği gibi ..

Mario Levi hiç okumadığım bir yazar "Bir şehre gidememek " kısacık bir anlatı ..
Hem yazarın hayatından hemde yazacağı romana kahraman yapmak istediği Eşref Öğretmenin anılarından bir demet..tamamen özlem ,kaybedilmiş zaman ve insan duygularıyla örülü. .

Dip not
Yazımında en hoşuma giden bir çok cümlede tırnak işaretlerinin kullanılması oldu. .
kendi hayatımda da tırnak işareti benim için çok önemli ve uzayıp giden nokta işaretleri ...
Tırnaklar : "benim için önemlisin" "bana dikkat et " demektir..

Sonsuz noktalar ise ...
Daha söyleyeceklerim bitmedi ..
Hayata bu noktalar üzerinden yeni yeni kelimeler eklenebilir ifadesidir ..
Tıpkı UMUT gibi sonsuz ....
Ve asla bitmeyecek .....

Biraz yaşam , biraz Istanbul ,biraz pişmanlık ,bol değişim ve hüzünlü birkaç aşk satırı okumak isterseniz ..
Benden tavsiyedir.
Başlayın ve bitirin
"Pişman olmayacaksınız "

Sevgiler ..
741 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
kelimeler serisi : )
evet bu kitabı anlatmak için ilk söylenecek şey bu sanırım.
noktasız cümleler , yoğun bir anlatım , akıcı olmayan hatta yorucu ve boğucu bir dil.
İstanbul bu kadar zor anlatılabilirdi heralde.
ben bitirmek için çok çaba sarfettim ve bittiğinde "noldu ?" diye etrafıma bakındım : )
yazarın okuduğum ilk kitabı oldu ve açıkçası başka hangi kitapları var onlarada şans vereyim diye düşünmedim.
uzun cümlelerden ,uzun anlatımlardam hoşlananlar kesinlikle okumalı. ama benim gibi noktasız cümleler sizi yoruyorsa uzaktan bakın : )
eğlenceli okumalar: )
86 syf.
·1 günde·8/10 puan
Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine okumaya karar verdim. İyi ki okumuşum diyorum. Birbirinden farklı aşk hikayeleri ile eser çok güzelleşmiş. Bir şehri seversin kopamazsın, birilerine hasret yaşamaya devam edersin... Kitaba başlayınca dikkatimi çekip hoşuma gideceğini düşünmemiştim. 1990 yılında yazılmış olan bu kitapla ödül alması boşuna değil. En çok hoşuma giden konu Eşref ve Raşel'in aşkı oldu. Sevdiklerimizden ayrı kalmamak ümidiyle, herkese iyi okumalar.
86 syf.
·2 günde
Mario Levi'nin okuduğum ilk kitabı, dikkatimi çeken ilk şey yazarın çok uzun ve devrik cümleler kullanması. Bu durum okumayı yavaşlatsa da okuma zevkinden birşey eksilmiyor. Kitap ilk sayfasından itibaren sizi içine alıyor. Üç farklı öyküde oluşan kitapda her öyküde bir sevgi ve ayrılık görüyoruz ama bu sevgi ve ayrılıklar hikayenin karakterleri arasında mı yaşanıyor yoksa yazar kendinden mi bahsediyor anlayamıyoruz. Belki de bu belirsizlikten dolayı olsa gerek okur kendi sevgilerini düşünüyor kendi ayrılıklarını kendi hüznünü yaşıyor. Havaların soğudu bu günlerde içinizi ısıtacak bişeyler bulacaksınız bu kitapda.
390 syf.
·6/10 puan
Mario Levi iyi bir yazar. Cümle kurgusu akıcı, okurken yormuyor, merak uyandırıyor. Beğendim.
Tek sorunum şu oldu ki, hikaye zayıf kalıyor. Bazen kendini duygularını yansıtmaya o kadar kaptırıyor ki yazar, ne anlattığını anlamıyorum. Haliyle hikayeden kopuyorum. Bir de çok soru soran bir anlatımı var. Bu iyi mi kötü mü ortada bırakıyorum bu uslubu, çünkü sorgulayan tahlilleri, çıkarımları severim. Ama hikaye kısmına ısınamadım bir türlü. Belki de yazarın yanlış bir kitabını seçtim, kesinlikle takip edebileceğim bir yazar. Mutlaka başka bir kitabına bakacağım.
190 syf.
·5 günde
Onca hikayelerden sonra neden yazılmıştır örneğin bu kitap? Mario Levi okuyucuya soruyor ben de Mario Levi’ye bu soruyu. 190 sayfa boyunca ne anlatmak istediniz diye bir soru daha sormak istiyorum da o da bana; “81 tane alıntı yaptığın kitaptan hala bir şey anlamadın mı “ diye soracak diye korkuyorum. Vallahi o 81 alıntı gönlümün ruhumun bir yerlerine dokundu da hocam, kitap genel anlamda bana bir dokunamadı desem, mantıklı bir cevap olur mu ki?

Adından yola çıkarak bir aşk hikayesi okuyacağımı düşünerek korkup, yıllardır okumayı ertelediğim kitapta aslında tam manasıyla bir aşk hikayesi okumadığıma sevinmeliydim. Öte taraftan, kahramanın iç sesleri, tasvirleri de hoşuma gitmedi değil. Uzun uzun bitmeyecek galiba bu cümle dediğim yerlerde de çokça yoruldum. Yahu bu adam kime aşık, aşk yaşadı mı yaşamadı mı, gerçek mi hayal mi bunlar arasında da sıklıkla gidip geldim. Aradığı sevgiliyi buldu mu, ya ne zaman buldu, buldu da şimdi nereye gitti soruları içinde kıvrandım durdum. Sorular sorular sorular tıpkı yazarında dediği gibi.

Kitaba başlamadan önce yazarla ilgili çok olumlu şeyler okudum ve çok da sevilen bir kalem. Belki de ilk kitabı olan bu eserinde sıkıntı vardır belki de bendedir sorun. Zaten ille herkesi seveceğiz diye bir şartta yok değil mi?

Geçtiğimiz hafta, Şubat okumalarım bitti, yarım kitapla yeni aya başlamak da istemiyorum, elim de boş kaldı, bari çerez bir kitap okuyayım diye düşünürken, iki gün içinde elime alır biraz tv, biraz iş, biraz telefon, biraz uyku, biraz keyif, biraz da okuma zamanı ile bitiririm kesin diye düşündüğüm kitap elimde dört gün kaldı.

Beş gün boyunca yazar aradı aşkını ben de aradım onun için... O aradı ben aradım, o aradı ben aradım. Sonunda bulamadık bittik. Ya da ben bulamadığımızı düşündüm. Bir an evvel bulayım yazarın aradığı aşkı, "gel bak burda al aha işte " diyeyim diye uğraştım durdum. Olmadı üzgünüm. Bu arayış içinde de çokca sıkıldım. Gerçi ben aşk kitaplarını sevmediğim gibi, arkadaşlarımın romantik aşk hikayelerini dinlerken de sıkılırım. Yani dinlerken derken böyle melankoliye bağlanmasından, fazla romantikleştirilmesinden, pembeleştirilmesinden ya da karartılmasından hoşlanmam. Şöyle normal günlük hayat gibi anlatılamaz mı bu? Yaşanamaz mı? Belki de bundan sevmeyişim kitabı kimbilir.

Kitabın başında da diyordu aslında yazar “gerçek aşk hikayesini henüz kimse yazamadı” diye işte o vakit anlamalıydım“hiç yaşanmamış bir aşk” olduğunu. Anlamalıydım ya anlamadım işte. Nazım Hikmet de dediydi oysa “En güzel hikaye henüz yaşanmamış olandır” diye…
390 syf.
·Puan vermedi
Biçimsel bir anlatışla kafamı karıştıran bi okadarda okudukça zevk aldıgım Bi kitap oldu. ilk 3 sayfayı 333 kez okumuş olabilirim. İnsanın hayatında birden fazla yanlış tercihler vardır. Hayat kısa yanlış tercihlerle biraz daha kısalıyor. 20 si gitti 30 kaldı geriye dedim kitabın sonunda. Bak geçmişindeki yanlış tercihleri ilerde yapma dedim. Yaptıysan da onları düşünerek zihnine de yazık etme. Belkide dünyaya gelmek bile yanlış yaptıgım ilk tercihtir. Dünya başlı başına yanlış bir tercih. Güzel yazar bunu bi mahallede toplamış. Ben nasıl düşünürsem kitap oraya gider teşekkürler sayın Mario bey güzel bi anıydı. Güzel bir birikim. Zihnini hayal gücünü zorlamak isteyen okusun. Aynı anda beyninizde kaç kişi canlanır denemiş olun ‍️
450 syf.
·55 günde·5/10 puan
Büyük bir hevesle aldım ve beklentim de yüksekti. Kurgu ve anlatım olarak farklı olunmaya çalışılırken aşırıya kaçılmış. Gereksiz açıklamalar, tekrarlar beni çok sıktı. Bir yandan insanı düşünmeye yönlendirmek istemiş bir yandan da düşünebileceklerinin sınırlarını çizmeye çalışmış yazar. Konu, karakterler gayet net ve sıradan, kolayca okunabilecek bir kitap merak uyandırılmaya çalışılarak uzatılmış. Yazarın yalın dili dışında beni etkileyen bir tarafı olmadı maalesef.
450 syf.
·Beğendi·8/10 puan
An itibariyle bitirdim. Gerçekten kendimi oyunda hissettiğim bir roman oldu kendisi. Rastgele kitap takası yaparken raflarımda yerini aldı. Bir gece ansızın okumak istemiştim. İyi ki istemişim. Bu aralar detaylarda boğulan kendime güzel bir ilaç oldu. Hızlı okumalık roman arıyorsanız bu kitap yanlış seçim olacaktır. Ama duyguları, özgürlüğü, insan psikolojisi, gerçekler, maskeler, sahtelikler gibi sorgulama içerisindeyseniz Saffet ile birlikte keyifli bir suale girebilirsiniz. Lakin yazarın çok uzattığını, üst kurmaca olduğu için bıkkınlık getirebilir. Son yeri beni biraz hayal kırıklığına uğrattı ve hızlı okuyup atladım. Ama tekrardan o sorguyu yaşamak, yirmili yaşlarımın sonundaki olgunluğumla bir daha okumak isterim. Güzel oyunculuklar görmek isterseniz ve aman ben nelere sabretmedim, yazarın düşünce denizinde boğulmak beni bunaltmaz, -aksine sorgularım- beyin fırtınaları yapmak istiyorum derseniz bu kitap tam
size göre.
584 syf.
·64 günde·Beğendi·10/10 puan
Karanlık Çökerken Neredeydiniz
Anlamı çok derin olan bir kitap ismi. Okumaya başladığımda içerisinde altı çizilecek bir çok sayfa var. Belkide her sayfasında not alınacak ve bunlar üzerinde düşünmemizi gerektirecek yerler var. Kitabın henüz 70. Sayfasına geldiğimde ara vermiştim. Yeniden başa alıp okumaya başladım. Öyle bir çırpıda okunacak kitap değil. Belli yerlerinde durup konuları iyice anlamak ve analiz etmek gerek.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mario Levi
Unvan:
Edebiyat Yazarı ve İletişim Eğitmeni
Doğum:
İstanbul, 1957
Mario Levi, 1957 yılında dünyaya geldi. 1975’te Saint Michel Lisesi’nden, 1980 yılında, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. İlk yazıları “Şalom” gazetesinde yayımlandı. Bu yazılarını daha sonra “Cumhuriyet”, “Stüdyo İmge”, “Milliyet Sanat”, “Gösteri”, “Argos”, “Gergedan”, “Varlık” gibi yayın organlarındaki yazıları izledi.Yayımlanan ilk kitabı “Jacques Brel: Bir Yalnız Adam” (1986) adını taşır. Bu kitap üniversiteyi bitirme tezinin romanlaştırılmış şeklidir. İlk hikâye kitabı “Bir Şehre Gidememek” ise 1990 yılında yayımlanır. Otobiyografik özellikler taşıyan bu kitap, yazarın hem aşkları, hem de çocukluk ve ilkgençlik yıllarıyla hesaplaşması gibidir. Kitap o yılın Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazanır. 1991 yılında yayımlanan ikinci hikâye kitabı “Madam Floridis Dönmeyebilir”de İstanbul’un azınlık çevrelerine ve topluma uyum sağlamakta zorlanan insanlarına yer verir. 1992 yılında “En Güzel Aşk Hikâyemiz” adını taşıyan ilk romanı yayımlanır. Sonra araya uzun bir sessizlik girer. “İstanbul Bir Masaldı” adındaki hacimli romanı 1999 yılında yayımlanır. Bu kitap da yirmili yıllar ile seksenli yıllar arasında İstanbul’da yaşamış bir Yahudi ailesinin hikâyesidir. Şehrin öteki azınlıklarından kahramanlar bu hikâyede de görünür. Mario Levi, yazarlığın yanı sıra, Fransızca öğretmenliği, ithalatçılık, gazetecilik, radyo programcılığı, reklam yazarlığı gibi işler de yapmıştır. Halen Yeditepe Üniversitesi’nde ders vermeye devam etmektedir. Ayrıca yazı atölyelerinde, bu yola gönül vermiş insanlara Yazı Yaratımı dersleri de vermektedir.

Yazar istatistikleri

  • 126 okur beğendi.
  • 814 okur okudu.
  • 38 okur okuyor.
  • 601 okur okuyacak.
  • 67 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları