Mario Levi

Mario Levi

Yazar
7.3/10
152 Kişi
·
403
Okunma
·
77
Beğeni
·
7240
Gösterim
Adı:
Mario Levi
Unvan:
Edebiyat Yazarı ve İletişim Eğitmeni
Doğum:
İstanbul, 1957
Mario Levi, 1957 yılında dünyaya geldi. 1975’te Saint Michel Lisesi’nden, 1980 yılında, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. İlk yazıları “Şalom” gazetesinde yayımlandı. Bu yazılarını daha sonra “Cumhuriyet”, “Stüdyo İmge”, “Milliyet Sanat”, “Gösteri”, “Argos”, “Gergedan”, “Varlık” gibi yayın organlarındaki yazıları izledi.Yayımlanan ilk kitabı “Jacques Brel: Bir Yalnız Adam” (1986) adını taşır. Bu kitap üniversiteyi bitirme tezinin romanlaştırılmış şeklidir. İlk hikâye kitabı “Bir Şehre Gidememek” ise 1990 yılında yayımlanır. Otobiyografik özellikler taşıyan bu kitap, yazarın hem aşkları, hem de çocukluk ve ilkgençlik yıllarıyla hesaplaşması gibidir. Kitap o yılın Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazanır. 1991 yılında yayımlanan ikinci hikâye kitabı “Madam Floridis Dönmeyebilir”de İstanbul’un azınlık çevrelerine ve topluma uyum sağlamakta zorlanan insanlarına yer verir. 1992 yılında “En Güzel Aşk Hikâyemiz” adını taşıyan ilk romanı yayımlanır. Sonra araya uzun bir sessizlik girer. “İstanbul Bir Masaldı” adındaki hacimli romanı 1999 yılında yayımlanır. Bu kitap da yirmili yıllar ile seksenli yıllar arasında İstanbul’da yaşamış bir Yahudi ailesinin hikâyesidir. Şehrin öteki azınlıklarından kahramanlar bu hikâyede de görünür. Mario Levi, yazarlığın yanı sıra, Fransızca öğretmenliği, ithalatçılık, gazetecilik, radyo programcılığı, reklam yazarlığı gibi işler de yapmıştır. Halen Yeditepe Üniversitesi’nde ders vermeye devam etmektedir. Ayrıca yazı atölyelerinde, bu yola gönül vermiş insanlara Yazı Yaratımı dersleri de vermektedir.
76 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Durup dururken okunan bir kitap .
Hiç hesapta yokken ,hatta adını bile bilmezken "öylece karşıma dikidi _oku beni" dedi ...hem de "sessiz sedasız" söyledi
Kırılgan olduğunu anlamıştım inceliğinden .. oturdum okudum
"Pişman değilim ...

#spoiler

Önsöz 'de şöyle söyleniyor "önce bir gezgin oluşum vardı ,o dil dünyası tarihinde "

_ Ve şöyle düşündüm ...

"Gidemedigimiz kentleri , görmek isteyip ' göremediğimiz insanları,anlatmak isteyip sustuklarımızı mı okuyoruz ?

Yapamadıklarımızı bir "dil dünyasında gezgin olup kendi tarihimize mi katıyoruz ?"

Cevap evet ..okuduğumuz kitaplar bize kendi hikayelerini anlatırken bizde de bir hikaye oluşturuyorlar ..iyi bir anlatı bize hem duygu hem dil hem fotoğraflar ekliyorlar ..
Tam da olması gerektiği gibi ..

Mario Levi hiç okumadığım bir yazar "Bir şehre gidememek " kısacık bir anlatı ..
Hem yazarın hayatından hemde yazacağı romana kahraman yapmak istediği Eşref Öğretmenin anılarından bir demet..tamamen özlem ,kaybedilmiş zaman ve insan duygularıyla örülü. .

Dip not
Yazımında en hoşuma giden bir çok cümlede tırnak işaretlerinin kullanılması oldu. .
kendi hayatımda da tırnak işareti benim için çok önemli ve uzayıp giden nokta işaretleri ...
Tırnaklar : "benim için önemlisin" "bana dikkat et " demektir..

Sonsuz noktalar ise ...
Daha söyleyeceklerim bitmedi ..
Hayata bu noktalar üzerinden yeni yeni kelimeler eklenebilir ifadesidir ..
Tıpkı UMUT gibi sonsuz ....
Ve asla bitmeyecek .....

Biraz yaşam , biraz Istanbul ,biraz pişmanlık ,bol değişim ve hüzünlü birkaç aşk satırı okumak isterseniz ..
Benden tavsiyedir.
Başlayın ve bitirin
"Pişman olmayacaksınız "

Sevgiler ..
86 syf.
·1 günde·8/10
Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine okumaya karar verdim. İyi ki okumuşum diyorum. Birbirinden farklı aşk hikayeleri ile eser çok güzelleşmiş. Bir şehri seversin kopamazsın, birilerine hasret yaşamaya devam edersin... Kitaba başlayınca dikkatimi çekip hoşuma gideceğini düşünmemiştim. 1990 yılında yazılmış olan bu kitapla ödül alması boşuna değil. En çok hoşuma giden konu Eşref ve Raşel'in aşkı oldu. Sevdiklerimizden ayrı kalmamak ümidiyle, herkese iyi okumalar.
86 syf.
·2 günde·7/10
Mario Levi'nin okuduğum ilk kitabı, dikkatimi çeken ilk şey yazarın çok uzun ve devrik cümleler kullanması. Bu durum okumayı yavaşlatsa da okuma zevkinden birşey eksilmiyor. Kitap ilk sayfasından itibaren sizi içine alıyor. Üç farklı öyküde oluşan kitapda her öyküde bir sevgi ve ayrılık görüyoruz ama bu sevgi ve ayrılıklar hikayenin karakterleri arasında mı yaşanıyor yoksa yazar kendinden mi bahsediyor anlayamıyoruz. Belki de bu belirsizlikten dolayı olsa gerek okur kendi sevgilerini düşünüyor kendi ayrılıklarını kendi hüznünü yaşıyor. Havaların soğudu bu günlerde içinizi ısıtacak bişeyler bulacaksınız bu kitapda.
390 syf.
·Puan vermedi
Biçimsel bir anlatışla kafamı karıştıran bi okadarda okudukça zevk aldıgım Bi kitap oldu. ilk 3 sayfayı 333 kez okumuş olabilirim. İnsanın hayatında birden fazla yanlış tercihler vardır. Hayat kısa yanlış tercihlerle biraz daha kısalıyor. 20 si gitti 30 kaldı geriye dedim kitabın sonunda. Bak geçmişindeki yanlış tercihleri ilerde yapma dedim. Yaptıysan da onları düşünerek zihnine de yazık etme. Belkide dünyaya gelmek bile yanlış yaptıgım ilk tercihtir. Dünya başlı başına yanlış bir tercih. Güzel yazar bunu bi mahallede toplamış. Ben nasıl düşünürsem kitap oraya gider teşekkürler sayın Mario bey güzel bi anıydı. Güzel bir birikim. Zihnini hayal gücünü zorlamak isteyen okusun. Aynı anda beyninizde kaç kişi canlanır denemiş olun ‍️
450 syf.
Her yazar kendi kahramanlarının Tanrısıdır diye düşünüldüğünde, bu kitabında Mario Levi okuyucuyla öyle bir nokta da buluşuyor ki hem kahramanın yerine geçiyorsunuz, hem yazarın. Olay örgüsü boyunca okuyucuya kendini ve yaşadıklarını sorgulatıyor ve hatta tekrar yaşatıyor. Kendine adıma okurken birçok duyguyu yaşadığımı söylemeliyim.
Son zamanlarda okuduğum en etkileyici romanlardan birisiydi kesinlikle. Hatta tekrar okumak isteyebileceğim bir kitap.
646 syf.
·32 günde·Beğendi·8/10
Yine eskiden okuduğum fakat gerek karakterlerin gerek olayların hafızamda yer ettiğini söyleyebileceğim bir kitap.
Olaylar erkek kahramının dilinden anlatılıyor olsa da roman kahramanı bir kadın (İNCİ) ve onun yaşamından kesitler...
Evlilik dışı yaşanan bir aşk hikayesi, o aşk içinde adamın kızının yer alması, tutarsız davranışlar sergileyen kadın kahramanın geçmişinde yaşanmış olan travma ve hüzünlü bir son...

Yeniden okuyabileceğim bir kitap.
Tavsiye ederim
450 syf.
·21 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitabı elinize alıp arka kapaktaki yazıyla karşılaştığınızda size kolay kolay bu kitabı bırakıp almamazlık edemezsin diyor.. ilk aşamada sizi ikna ediyor. Kitabı okumak için heyecan duymanızı sağlıyor, okumaya başlayınca da kitabın ilk yarısını okumayın,gereksiz uyarısı geliyor. Haliyle bu oyun sizi içine çekmeye başlıyor ki anlatım tarzıyla da bu hissinizi kuvvetlendiriyor. Tam bu kadar büyük lafların arkasında bu hikayemi varmış derken tokat atıyor ve bu nasıl dersin diyor. Derken bir daha. Bir daha. Bu olurken aynı zamanda romandaki karakterlerin hissettikleri adeta o an sizde hissediyorsunuz(huzursuzluk,merak,heyecan,kaygı...). Genel olarak bakıldığında sıradan bir hikaye gibi görünüyor diye düşünüyorsunuz ama detayların farkedilmesini sağlayan romandaki gizli ses ve tercihe bırakılan sonlarla yazar bir kez daha tokatını atıp hiçte öyle değil diyor. Kısacası sürekli tokat yediğinizi hissettiğiniz, bazen sizi en derin anlamlara çekebilen bazen de sizi muallakta bırakıp aslında istediğinin de bu olduğunu söyleyen açık sözlü,son derece etkileyici bir kitap!
741 syf.
·10/10
Kitabı anlatmam çok zor,ne söylesem eksik veya yarım kalır.Tıpkı kitabın içindeki yarım kalmış cümleler gibi.Bağlanamazsınız bir türlü,işte tam da önemi bu noktada büyük.Hissetmeyi,ayrıntıları anımsayarak yaşamayı ummalısınız.Dili edebi,anlatımı güçlü cümlelerle aktarıldığı için duygulara basıyor.Bu sebeple yaşanılası diyorum...
920 syf.
Eğer bu yazarı seviyorsanız bu kitabı mutlaka okuyun. Benim en sevdiğim kitaplardan biri oldu. Yalnız Levi' nin dili ağır, üslubu edebidir. Bu kitapta da olaylar çok yavaş ilerliyor. Sıkıcı gelebilir. Ancak kesinlikle çok iyi bir roman. İstanbul ancak bu kadar güzel anlatılır. İnsanların hayatlarındaki hüzün kitap boyunca sürüyor. Ve hüznü de çok iyi anlatıyor. Hiç ajite etmeden, abartmadan çok güçlü veriyor mesajını. Romantik bir hava estiriyor ama çok gerçekçi bir şekilde.
86 syf.
·5 günde·Puan vermedi
İncelemeye geçmeden önce belirtmem gerek ki; ben, incelemelerimi öncelikle kendim için yapıyorum. Okuduğum kitapların içeriklerini, yazarlar hakkındaki fikir ve bilgileri, yıllar sonra evet ben bu kitabı okumuştum ama unuttum dememek için yapıyorum. Ben bir eleştirmen değilim sadece sıradan bir okurum.

Kitaba gelince... Bir şehre gidememek; üç farklı hikayeden oluşan bir kitap. Yazarın okuduğum ilk kitabı, sanırım bir kitabını daha okuyup bir şans daha vereceğim. Konuya girmekte zorlandım, devrik cümle kullanımını severim ancak bu kitapta o kadar fazla kullanılmış ki sıkıntı verdi okurken. Birde hikayeler bir sonuca bağlanmadı hep havada asılı kaldı, ama başından sonuna kadar. Mesela Eşref ve Raşel neden ayrıldılar, sonunda biraraya geldiler mi, hikayeleri nasıl başladı hiç biri bilinmiyor. Genelde yazar hikayelerde geçen insanların hikayelerinden çok kendi düşüncelerine yer vermiş. O yüzden pek zevk alarak okumadım diyebilirim.

Kitapla kalın efenim :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Mario Levi
Unvan:
Edebiyat Yazarı ve İletişim Eğitmeni
Doğum:
İstanbul, 1957
Mario Levi, 1957 yılında dünyaya geldi. 1975’te Saint Michel Lisesi’nden, 1980 yılında, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. İlk yazıları “Şalom” gazetesinde yayımlandı. Bu yazılarını daha sonra “Cumhuriyet”, “Stüdyo İmge”, “Milliyet Sanat”, “Gösteri”, “Argos”, “Gergedan”, “Varlık” gibi yayın organlarındaki yazıları izledi.Yayımlanan ilk kitabı “Jacques Brel: Bir Yalnız Adam” (1986) adını taşır. Bu kitap üniversiteyi bitirme tezinin romanlaştırılmış şeklidir. İlk hikâye kitabı “Bir Şehre Gidememek” ise 1990 yılında yayımlanır. Otobiyografik özellikler taşıyan bu kitap, yazarın hem aşkları, hem de çocukluk ve ilkgençlik yıllarıyla hesaplaşması gibidir. Kitap o yılın Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazanır. 1991 yılında yayımlanan ikinci hikâye kitabı “Madam Floridis Dönmeyebilir”de İstanbul’un azınlık çevrelerine ve topluma uyum sağlamakta zorlanan insanlarına yer verir. 1992 yılında “En Güzel Aşk Hikâyemiz” adını taşıyan ilk romanı yayımlanır. Sonra araya uzun bir sessizlik girer. “İstanbul Bir Masaldı” adındaki hacimli romanı 1999 yılında yayımlanır. Bu kitap da yirmili yıllar ile seksenli yıllar arasında İstanbul’da yaşamış bir Yahudi ailesinin hikâyesidir. Şehrin öteki azınlıklarından kahramanlar bu hikâyede de görünür. Mario Levi, yazarlığın yanı sıra, Fransızca öğretmenliği, ithalatçılık, gazetecilik, radyo programcılığı, reklam yazarlığı gibi işler de yapmıştır. Halen Yeditepe Üniversitesi’nde ders vermeye devam etmektedir. Ayrıca yazı atölyelerinde, bu yola gönül vermiş insanlara Yazı Yaratımı dersleri de vermektedir.

Yazar istatistikleri

  • 77 okur beğendi.
  • 403 okur okudu.
  • 21 okur okuyor.
  • 335 okur okuyacak.
  • 40 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları