Michael Palmer

Michael Palmer

Yazar
8.1/10
377 Kişi
·
1.168
Okunma
·
50
Beğeni
·
3340
Gösterim
Adı:
Michael Palmer
Tam adı:
Michael Stephen Palmer
Unvan:
Yazar, Doktor
Doğum:
Springfield, Massachusetts, 9 Ekim 1942
Ölüm:
New York, 30 Ekim 2013
ABD'li tıp doktoru ve yazar. Tıbbi gerilim türünde 16 roman yazmıştır. Romanları New York Times'ın en çok satanlar listesinde yer almış ve 35 dile tercüme edilmiştir. Palmer, Wesleyan Üniversitesi'nde tıp öncesi (pre-med) eğitimini aldıktan sonra Case Western Reserve Üniversitesi tıp fakültesinde eğitimine devam etmiştir. Palmer daha sonra Boston City ve Massachusetts Genel Hastanesinde dahiliye eğitimi aldı ve sonrasında dahiliye ve acil tıp branşlarında tam zamanlı hekim olarak 20 yıl çalıştı. Son zamanlarında ise Massachusetts Tıp Derneği'nin doktor sağlık programının yardımcı direktörlüğünü yürütüyordu. 30 Ekim 2013'te New York'ta vefat etti.
Ya tam olarak hangi gün ve saatte öleceğinizi biliyor olsaydınız? Neleri daha farklı yapmayı seçerdiniz? Kimlere, onları sevdiğinizi söylerdiniz? Kimlerden özür dilerdiniz?
Mümkün olduğunca basit yaşamanın, yalnızca mutluluğa giden yolun değil, aynı zamanda hayatta kalmanın da anahtarı olduğunu öğreneli çok olmuştu.
" İnsanlar hastalandıklarında ne derler bilir misiniz? Ne derler? Her şeyin başı sağlık, derler.Ama yine de hastalanana kadar bunun kıymetini bilmezler. "
Yüzyılların tıp bilgeliği şunu gösteriyordu ki; dahiliyeciler her şeyi bilir ama hiçbir şey yapmaz, cerrahlar hiçbir şey bilmez ama her şeyi yapar, patologlar ise her şeyi bilirdi ama bir gün gecikmeli olarak.
DUA
DUA 26 Yazardan Tek Bir Hikaye: Adalet'i inceledi.
432 syf.
·10/10
26 yazarın yazdığı bir kitap ve her yazarın kendine özgü farklı yazım şeklinin olduğunu bu kitapta çok daha iyi anlıyorsunuz. Usta yazarlar ve süper hikaye ama daldan dala atlar gibiydi. 26 yazar olduğu söylenmese belki de farketmeyecektik farklı tonları bilemiyorum. Genel olarak ortalamanın üstünde diyebilirim
432 syf.
·44 günde·Beğendi·10/10
SEN UYUYABİLİRSİN AMA VİCDANIN ASLA!
26 yazarın beraber yazdığı fakat başlıklar olmazsa kesinlikle fark edilmiycek bir kitap. Kurgu ve geçişler muhteşem. Ayrıca bu kitaptan gelen ( yazarların parası dışındaki ) tüm para kanser vakıflarına bağışlanıyor. Kessinlikle herkesin kitaplığında olması gereken, herkesin okuması gereken bir kitap. Şiddetle tavsiye ederim.

Ve ben bunu Tess Geritsen 'la tanıdım :-))
416 syf.
·9/10
Belle Coates'ın, evinde fazla doz uyku ilacı alarak intihar ettiğine ablası; not bırakmış olsa da bir türlü inanmıyordu. Belle asla intihar edecek bir kişiliğe sahip değildi. Olayı araştıran polisler dosyayı kapatmış ablası Jillian, kendince bulduğu ip uçlarını değerlendirmiş ve Doktor Nick Garrity'e ulaşmıştır. Bir dönem Afganistan' da ordu adına çalışmış olan Doktor Nick kaybolan arkadaşlarının da akıbetini merak ederek kendisini Jlilian'a yardım etmeye çalışırken bulur. Kiralık katil Franz Koller ise bir an önce onların işini bitirmek için onlara ulaşamaya çalışmaktadır. Kim neden bu insanların ölmesini istiyordu? Gerilimin yüksek olduğu bu eseri okumanızı tavsiye ederim...
432 syf.
·4 günde·8/10
Locked in sendromu kişinin bilincinin yerinde olmasına rağmen tüm vücudun felç olduğu, kişinin herşeyi hissedebildiği, duyabildiği ama konuşamadığı kişi ile iletişimin sadece bazı hastalarda göz ile kurulabildiği bazı hastalarda onun bile yapılamadığı bir durumdur.
16.07.2014'te annem baziller artere pıhtı atması sonucu komaya girdi 2 ay sonra locked in sendromunu farkettik. 1,5 ay gözlerini sıkı yumması ile iletişim kurduk sonra tekrar derin komaya girdi ve 2.5 yıl komada kalıp vefat etti. Bu sebepten bu kitabı ayrı bir ilgi ile okudum.
Ünlü bir dahiliyeci olan Profesör Sperelakis geçirdiği trafik kazası sonucu komaya girer. Kimse artık birşey yapılamayacağını düşünür ta ki küçük kızı Thea babasının locked in sendromu olduğunu farkedene kadar. Fakat Dr. Sperelakis sadece Thea ile iletişim kurmaktadır diğer herkesin komada olduğunu düşünmesini ister. Thea bunun bir kaza değil cinayet teşebbüsü olduğunu farkeder ve bir yandan babasının tekrar öldürülmeye çalışılmasını engellerken diğer yandan bunu kimin yaptığını araştırır.
Michael Palmer en iyi tıbbi polisiye yazarlardan biri ve bu kitabı da diğerleri kadar sürükleyici.
432 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Yirmi altı yazarın bir araya gelip bir roman yazması bir kişinin roman yazmasından kat kat daha zor ama bu yazarlar zoru başarmış ve akıcı bir roman ortaya koymuşlar. Ayrıca bu kitabı önemli kılan diğer noktada yazarlara yapılan ödemelerin dışında elde edilen karın tamamı Lösemili kişilere hizmet veren bir vakfa bağışlaması, güzel amaç ve özgeri ile hazırlanmış hoş bir roman.
482 syf.
·10/10
Tıbbi gerilim oldum olası severim.
Bu kitabın bazı bölümlerinin de kurgu filan olduğunu düşünmüyorum; oldukça gerçek ve sapkın noktalar var. Organ hasadı günümüzde de çok çok çok ciddi bir sorun olmaya devam ediyor. Bu işin içinde öyle mahalle mafyaları filan da yok. Son derece organize bir ağ ve ciddi paralardan söz edebiliriz tahminimce. Vatandaştan 4-5 tüp kan alacaksın, 2'sini özel lab'a göndereceksin, zamanı geldiğinde bir de bakmışsın, böbreğin 110 kiloluk bir arap şeyhinin vücudunda !
482 syf.
·Puan vermedi
Beklediğim gibi bir son bulamadım kurgusu daha iyi olabilirdi yada sonu daha iyi bitebilirdi, ilk başlarda heyecanla okudum fakat ilerlemeye başladıkça hayal kırıklığım arttı.
432 syf.
·5 günde·6/10
Puanım aslında 5'ti ancak gelirinin bağış olarak kullanılacak olması takdire değer.

26 yazar bir araya gelip, bir kitabı nasıl yazabilir ki? Kitabın kapağını ilk gördüğümde ve sonrasında bu soru zihnime takıldı ve okuyup görmek istedim. İki yazarın bile ortak kitap çıkarması bana hep şaşırtıcı gelmiştir, bir kitap sadece bir yazara ve onun düşünce dünyasına ait gibi hissederim hep.

"İnsanın hayatta yalnızca tek bir şansı olurdu ve kendisine sunulan bu şansa dört elle sarılması gerekirdi."

Kitabı dışı ile yargılayacak olursak, kitaptan etkileyici bir polisiye çıkabileceğini düşünmüyordum ama yazarların arasında kitaplarını severek okuduğum kişiler de olunca merakım arttı. Her yazar ayrı bir bölüm yazmış ve hepsi bir araya gelince hikaye de kopukluk olmuyor, bu yönden takdire değer bir iş çıkmış. Özele inecek olursak;

"Her şeyden uzaklaşmak ve olanları unutmak için çok çaba sarf ettim ama aslında hiçbir zaman unutmuyorsunuz, sadece yaralarınızın üzerini bir doku kaplıyor ve hayatınıza devam ediyorsunuz."

Kitabın konusu ve ilerleyişi fena değildi, her karakterin penceresinden olayı okumak ve çeşitli açılardan bakmak kitaba yakışmıştı. Kitabın sonuna kadar da bir gizem hakimdi, bu da sizi hikayenin içinde tutmak için iyi bir sebep. Ancak kitapta her şey ortalama seviyede idi, cinayet ve plan güzel ama şaşırtıcı olmaktan yoksun, yazar üslupları ise birbirinden farklı olduğu için bölüm geçişleri ya da aynı karakteri farklı yazarlardan okumak kitaptaki bütünlüğü zedeliyor.

"Hayattaki hiçbir şey basit değildir."

Genel olarak değerlendirecek olursam, ben 26 yazarın çalışmasından daha iyi bir sonuç beklerdim, bir polisiye roman olarak tatmin edici bulmadım. Ancak konu bütünlüğünün sağlanması ve kitabın akıcı bir şekilde yazılmış olması da sıkılmadan bitirmenizi sağlıyor. Kitaba kötü diyemesem de iyi diyemem, okusanız da okumasanız da bir şey kaybetmeyeceğiniz kitaplardan. Şuna da değinmek isterim ki, kitabın (yazarlara ödenen para dışında) gelirin Lösemi & Lenfoma Vakfı'na bağışlanacak olmasından çok hoşlandım.
432 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Usta ellerden çıkmış harika bir cinayet romanıydı.
Çok fazla polisiye gerilim okuduğumdan mıdır bilemem ancak kısmen kitabın sonunu tahmin etmiştim.
Kitapta cinayetten daha çok dikkatimi çeken bir konu vardı. İşte tam olarak şu cümle; “...Rosemary ona daha fazlasını verdikçe, Christopher ondan daha çok nefret etmeye başlamıştı.” Aslında çok şey anlatıyor. Ne kadar kendimizden verirsek o kadar eksiliyor, azalıyor ve değersizleşiyoruz. Ölmeyi hak edecek kadar. En azından bu ölmeyi hak etmek meselesi Christopher’ın düşüncesi.

Polisiye/Gerilim kitaplarında hep bir favori dedektifim olmuştur. Jon Nunn. 10 sene boyunca bu olayın peşini bırakmayan adam ve içini kemiren soru: Bu idam haksız yere miydi?

Keyifli okumalar. :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Michael Palmer
Tam adı:
Michael Stephen Palmer
Unvan:
Yazar, Doktor
Doğum:
Springfield, Massachusetts, 9 Ekim 1942
Ölüm:
New York, 30 Ekim 2013
ABD'li tıp doktoru ve yazar. Tıbbi gerilim türünde 16 roman yazmıştır. Romanları New York Times'ın en çok satanlar listesinde yer almış ve 35 dile tercüme edilmiştir. Palmer, Wesleyan Üniversitesi'nde tıp öncesi (pre-med) eğitimini aldıktan sonra Case Western Reserve Üniversitesi tıp fakültesinde eğitimine devam etmiştir. Palmer daha sonra Boston City ve Massachusetts Genel Hastanesinde dahiliye eğitimi aldı ve sonrasında dahiliye ve acil tıp branşlarında tam zamanlı hekim olarak 20 yıl çalıştı. Son zamanlarında ise Massachusetts Tıp Derneği'nin doktor sağlık programının yardımcı direktörlüğünü yürütüyordu. 30 Ekim 2013'te New York'ta vefat etti.

Yazar istatistikleri

  • 50 okur beğendi.
  • 1.168 okur okudu.
  • 21 okur okuyor.
  • 539 okur okuyacak.
  • 22 okur yarım bıraktı.