Theodor W. Adorno

Theodor W. Adorno

Yazar
8.7/10
98 Kişi
·
363
Okunma
·
109
Beğeni
·
7.099
Gösterim
Adı:
Theodor W. Adorno
Tam adı:
Theodor Ludwig Wiesengrund-Adorno
Unvan:
Alman Felsefeci, Toplumbilimci, Bestekâr ve Müzikbilimci
Doğum:
Almanya, 1903
Ölüm:
İsviçre, 1969
Theodor W. Adorno (Theodor Ludwig Wiesengrund-Adorno), 11 Eylül 1903 yılında Frankfurt am Main'de doğmuş ve 6 Ağustos 1969'da İsviçre Visp, Visp, Valais, İsviçre'de bir klinikte hayata gözlerini yummuş Alman felsefeci, toplumbilimci, bestekâr ve müzikbilimci.

Adorno, sosyoloji ve felsefe profesörüydü. Aynı zamanda kompozitörlük de yapan bir müzikolog ve eleştirmendi. Düşüncelerinin ağırlık noktası toplumsal kritiğin bütününü oluşturduğundan bir toplum bilimci olarak da anılır. Nesnel olanın özdeşleşmesindeki "düşüncenin ilk ortaya çıkış formu" onun ideoloji kritiğinin diyalektini temsil ederken aracı olmaya çalışarak paylaştığı görünen dolaysızlığın ki bütün aşamalarında yine kendine dağılan değişkenliği, doğru düzleminde aracısız olarak varlığını kabullenmeliydi. Sanki kendi içinde, mantık sınırlarını aşmadan gelinen felsefik bir kritik noktada istençle yoğrulmuş, geriye bakmadan objektif verilerle beslenerek sakinleştirici özellik taşıyan bir denemeyi, düşüncenin asıl çıktığı yerin dışına taşırmak gibi
Bir filozof ve toplum bilimci olarak Adorno'nun, Institut für Sozialforschung (Sosyal Araştırmalar Enstitüsü Frankfurt Okulu) 1950'lerdeki totaliter antisemitizm ve üniversite öğrenci hareketinin kültürel kimliği ve kritiği bağlamında bütün nesnelliğinde objektifleştrmeye çalıştığı "Vatandaşlığın körleşen birlikteliği"ndeki değerlendirmesi günümüzde önemini hâlâ yitirmemiş olması açısından önemlidir.
Diyalektik der Aufklärung (Aydınlanmanın Diyalektiği), Philosophische Fragmente (Felsefik Parçalar), 1947, Max Horkheimer ile beraber yapılmış, kültür endüstrisi üzerine başlık taşır, Minima Moralia Reflexionen aus dem beschädigten Leben 1951 (Asgari Etik, hasar görmüş yaşamdan yansımalar), Ästhetische Theorie (Estetik Teorisi) 1970 posthum, Modern Müziğin Felsefesi 1949, Otoriter Kişilik, (Adorno yönetiminde bir çalışma grubu tarafından 1950'de hazırlanmıştır), Negative Dialektik (Negatif Diyalektik) 1966'da yayınlanmış başlıca eserleridir.
Biraz da hayatın iyi taraflarından söz edemez misin? Sonsuz burukluğun yerine sevgiyi ilke olarak ilan etmenin bir yolu yok mudur?
Theodor W. Adorno
Sayfa 288 - Kabalcı Yayınevi
Her şeyin her şeyle özdeş olmasının bedeli hiçbir şeyin kendiyle özdeş olamamasıyla ödenir.
Theodor W. Adorno
Sayfa 30 - Kabalcı Yayınevi
Kesin bilgilerin ve allanıp pullanan eğlencelerin selinde insanlar bir yandan akıllanırken diğer yandan aptallaşmaktadır.
Güldürü, bu endüstrinin sürekli reçete olarak kullandığı şifalı sudur. Güldürmek insanları mutlu olduklarına inandıran bir aldatma aracıdır.
278 syf.
Adorno, Naziler Almanyasını görmeseydi nasıl bir yöne evrilirdi fikirleri, merak etmişimdir. Diğer yandan, Almanya'dan sürgünü ve sonrasında SSCB'nin Nazilerin gönderilmesindeki rolüne sempatiyle bakmasına rağmen, oranın klasik Marksizm'den beslenen ideolojisine mesafeli ve eleştirel yaklaşması takdir edilir.

Ve Adorno, Heidegger'siz düşünülebilir mi? Asla. Heidegger ile Adorno, sadece felsefi görüşleriyle değil, yaşamları ve ölümlerinden sonra ünlerinin seyriyle de birbirlerinin antitezi gibidirler. Biri, II. Dünya Savaşı öncesinde Almanya'da kalmış ve büyük bir haksızlıkla Nazi olmakla suçlanmış, diğeri Almanya'yı savaştan önce terk etmiş, döndüğünde de bir filozoftan ziyade bir din bilgini gibi, mantığın, diyalektiğin dış sınırlarını aramış. Biri var oluşa, gerçeğe en çok yaklaşan düşünür, diğeri idealizme/ okultizme en çok yaklaşan materyalist. Biri Yahudi soykırımı üzerinden altmışlarda kendine bir değer inşa etmiş, fakat günümüzde unutulup gidiyor, diğeri onca yasaklama, görmezden gelinme ve unutturulma çabasına karşın, çağ açan fikirleriyle ışıl ışıl parlıyor, giderek daha çok okunuyor.

Kim kimdir bu anlattığım cümlelerin içinde, bunu genç meraklılarına bırakıyorum.
390 syf.
·Beğendi·8/10
Durup dururken, sabahın köründe bir insan ne diye kitap şikayeti yazmak ister ki? Kitap incelemesi yazmak varken hem de. "Sabahın köründe" yazmışım, o da önemli bak. Yapısalcılar olsaydı kafayı buna takardılar. Neden "sabahın körü mesela?" Haksız sayılmazlar, güneş tepedeyken yazmadığım için art niyetli bile sayılabilirim. Zaten "durup dururken" diye de eklemişim cümle başına. O da yalan. Üzerinden yirmi iki gün geçti.

Yirmi iki gündür "yahu bu kitap ne anlatıyor" diye sorup duruyorum. Hayır yani, lisanstayken de okumuş olmasaydım hak verirdim de, iki oldu bu. Müstakil olarak sor, neyi dert ettiklerini, nelerden yana gamlanıp ellerinde olsaydı neleri tuzla buz edeceklerini anlatayım. Gerçi bu da herkes gibi bir sayfayı geçmeyecek, içerisinde de bolca "modernizm", "popüler kültür", "Frankfurt Okulu" olan cümleleri içerir ya neyse. Belki arada bir kültürel şizofreni deyip yakayı kurtarırım da yine yetmez. Zaten ne söylediğini de anlamıyorum kitabın. Sayfalarca ilerleyip bir şeylerin oturduğunu zannettiğim her an çok fiyakalı yanılıyorum ya Hu! Öyle böyle değil! Bereket ki kitabı Saussure okumamış. Her cümleye, her kavrama, her anlama kafayı takıp dururdu muhtemelen. Yok efendim şu kavramın sunduğu anlam keyfidirden tutun, konuşulan her şey bireyin seçerek konuştuğu soyut dil repertuarıdıra kadar... Derken, Saussure biterdi de kitap bitmezdi. Bitmiyor zaten. Anlaşılmıyor da. Anlaşılmayan çok şey var hem. Mesela Kızılderililer, Amerikalılara biz buralarda yaşamaktan sıkıldık, alın biraz da siz sefasını sürün mü dediler? Sanmam. Onlar da bir şekilde maruz kalan diğer herkes gibi kan kusa kusa maruz kaldılar. Ne diyorum?

Bu dönem büyük bir ihtimalle Aydınlanmanın Diyalektiği’ni ana kaynak olarak ele alacağız, okuyup anlamaya, üzerinde derli toplu tartışmalara başlayacağız. Ciddi anlamda dilinden, üslubundan yana mağdur olduğumu hissettiğim kitaplardan oldu. Bachelard’ın Bilimsel Zihnin Oluşumu da böyleydi de neyse ki o birkaç ısrardan sonra gardını indirdi. Bu mu? Hak getire! Sadece ben muzdarip olsam yine neyse, birkaç kişi bir araya gelip dernek kuracağız. Allah’tan lisans boyunca tuttuğum notlar olduğu gibi duruyor da meseleyi oralardan tamamlıyorum.

Neyse, Horkheimer ve Adorno beyler, bizi ancak ısrar paklar. Bir süre daha sizi anlamakta güçlük çeker, sonra belki yola gelirim. Ekonomi ve sınıfı yan yana görünce derhal Marksist izaha girişmek nasıl ki çiğnenmesi günah olan bir norma dönüştüyse muhtemelen sizin için de “okurken değil ama dinlerken haklılar adamlar” derim. Bir de hâlâ umudum var, bir gün imam sorarsa “insanlığa çok şey kattılar, iyi bilirdik” diyeceğim.
278 syf.
Kimisi diğerlerinden bağımsız kimisi birbiriyle bağlantılı 153 parçadan oluşan bir aforizmalar kitabı.

Evrensel değerler ve kurallar olarak toplumun temelinde yer alan yapıların ekonomik ve kişisel çıkarlarla çatıştığında nasıl kolayca yozlaştırıldığı , modern dünyanın olmazsa olmazları diye pazarlanan , ihtiyaç olmadığı halde zorunlu ihtiyaç olarak sunulan vahşi üretimin çıktılarının insan özerkliğinin ve öznelliğinin tahrip edilerek, insanı kurgulanan bir düzende nasıl nesneye dönüştürdüğünün tespitleri ve eleştirileri derin analizlerle kelimelere dökülmüş.

Kitabın sonundaki açıklamalar kısmı okumayı bir noktaya kadar kolaylaştırsa da , okuduklarınızı düşünme süzgecinizden geçirirken , anlamlandırma süreci fazlasıyla zorlayıcı.Bu zorlayıcılığın sonunda da gördüklerimize ve bildiğimizi düşündüklerimize farklı bakış açıları kazandırması harcanan zamana değebilir.

Keyifli okumalar.
390 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Çok akıcı yazılmış , rahat ve seri okunabile bir kitap.
bugün de güncelliğini koruyan olgu aydınlanmanın bizzat karşısında durduğu batıl inanç sisteminin ya da mitlerin ta kendisine dönüşmesidir anlatılan , anlatılmak istenen.
Kendimce güçlü hatta acımasız akıl eleştirilerinden biri olarak kabul ediyorum.
Şöyle ki; Aydınlanmanın  ileri sürdüğü gibi akıl sadece özgürleşme ve ilerleme değildir. Akıl aynı zamanda iktidar ve egemenliktir.
152 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Adorno ve Horkheimer'in kültür endüstrisi kavramı üzerinde üç makalenin yer aldığı bir kitap. Özellikle sosyal bilimler ve iletişim bilimleri ile ilgilenen ve okuyan kişilerin Frankfurt okulunun bu üyelerinin geliştirdiği kültür endüstrisi kavramını anlayabilmek için güzel bir kitap.
https://kitapokurum.blogspot.com.tr/...ltur-endustrisi.html
528 syf.
·Beğendi·10/10
Dünyaca ünlü filozof Theodor W. Adorno'nun okuduğum tek kitabı.
Adorno, Minima Moralia'da bir merkez oluşturmaktan kaçınıp birbirinden kopuk ve bağımsız bölümlerle meramını anlatıyor.
Bu güne kadar hayatıma giren kitaplar arasında kesinlikle ilk üçe girer.Anlatım oldukça ağır olsa da her bölümün sonunda yazara hayranlığım katlanarak arttı.
Adorno müthiş diliyle; bilim felsefesi, kültür, siyasal iktisat, faşizm, müzik, edebiyat, müzik, mitoloji ve daha sayılamayacak birçok alanı birbirine öyle güzel bağlıyor ki kitabı hazmedebilmiş olmak için bunların her birine az buçuk kafa yormuş olmak gerekir.
Kitapta yapılan tespitler o kadar güçlü ki hemen her satırın altını çizmek istiyor insan.Yorumumu yine Adorno ustadan bir alıntıyla bitirmemek kitaba haksızlık olurdu;
"Burjuvazi hoşgörülüdür. İnsanları olduğu gibi sever çünkü olabilecekleri şeyden nefret eder"
528 syf.
·10 günde
Tek solukta okuyacağınızı düşünüyorsanız emin olun yanılıyorsunuz. Uzun zamandır biteviye okuduğum kitaplardan sonra bir ara istasyon oldu. Sayfa bazında göz korkutmayacak fakat Adorno'nun afilli cümlelerin kıskancında boğulmamak için sürekli okuyan yada anlayn insanlarla istişare etmek isteyeceksiniz kanımca.Siteye ait olan kitap prospektüsünde;Polemik kitabı olarak çok doğru bir tariflendirme yapmışlar. A priori'ler aylasında sentezlenen cümlelerle kendinizi zihin yolcuğuna çıkaracak bir kitap. Kesinlikle tavsiye ediyorum ama tane tane okunması şartıyla :)
72 syf.
·2 günde·10/10
Frankurt Okulu'nun önde gelen iki isminin tartışmalarından oluşan bu küçük kitapçık adından da anlaşılacağı üzre teori ve pratik ilişkisini konu ediyor. Muazzam bir entellektuel tartışmanın odağında ise dönemin koşullarının teoriyi ne ölçüde olanaklı kıldığı ve bu teori düşüncesinin pratik ile olan ilişkisinde ne gibi içerimleri sağladıkları konusu işlenir. Adorno ve Horkheimer'in tartışmalarının ayırd edici özelliği, ikisinin birbirine yakın politik görüşlerinin yanında birçok konuda ince ayrımlarla birbirlerinden ayrılması durumudur. Felsefi serimlemelerin tarihsel olan ile ilişkilerinin politik olana gonderimde bulunmasında Horkheimer, Adorno'dan birçok noktada ayrılmaktadır.

Adorno'ya göre daha kuşkucu ve geri pozisyonda bir tutum almasının dışında Horkheimer, karamsar atmosferin temsilciliğini yapar gibidir. Adorno daha politik bir öngörü mesafesinden şeylere yaklaşıp ütopik olanın içindeki negativitenin yanında pozitif olanın bulunmasını savunur. Hork, bu konuda geri pozisyonunu sürdüren bir tür batılı entellektuel konumuna ait hisseder gibidir. Çaba, hareket, iş, teori - pratik konularında Adorno bir tık daha yaşamsal ve uzgörulugu savunur gibiyken; Hork, bu konuların politik olayların olumsuz etkilenimleriyle teorilerin veya ütopigin içindeki-negatifin- pozitif yönelimi kapattığı görüşündedir.

Bu iki düşünürün tartışmalarının serimlenmesinde okuyucu elbette çok önemli noktalar yakalayabilecektir. Kanımca son zamanlarda okuyup keyif aldığım nadir eserlerden biri de bu küçük kitapçık oldu. Okuyanlar dikkatle okuyup tartışma konusu ederlerse çok daha verim alacakları aşikardır.
528 syf.
·Beğendi·10/10
İnsanca gerçeklerini yitirmiş olduğu bir çağda yine de yaşamaya devam eden evlilik kurumu,bugün genellike bir sağ kalma hilesi olarak kullanılıyor:İki suçortağı,aslında kokuşmuş bir bataklıkta birlikte yaşarken ,birbirlerine yaptıkları kötülüğün sorumluluğunu da dışarıya yöneltiyorlar.Kirden uzak tek evlilik tarzı,iki eşin de bağımsız bir yaşam sürdüğü ,cebri ekonomik çıkar ortaklığına katlanmak yerine birbirlerine karşı sorumluluklarını özgürce kabullendikleri bir evlilik olurdu.Bir çıkar ortaklığı olarak evlilik ,ilgili tarafların açılması anlamına gelir.Her zaman ;ve öyle hain bir dünyadır ki bu,farkında olanlar bile kaçınamaz böyle bir alçalıştan.Bu nedenle ,ahlaksızlıktan uzak bir evliliğin ancak özel çıkarlarının peşinde koşmak zorunda olmayanlara ,demek zenginlere özgü bir imkan olduğu da söylenebilir.Ne varki sadece biçimsel ,içi boş bir imkandır bu,çünkü çıkar peşinde koşmak tam da bu ayrıcalıklı kesimlerde bir ikinci doğa haline gelmiştir-mutluluk da dahil-hiç bir ayrıcalığa tutunmaya çalışmazlardı eğer böyle olmasaydı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Theodor W. Adorno
Tam adı:
Theodor Ludwig Wiesengrund-Adorno
Unvan:
Alman Felsefeci, Toplumbilimci, Bestekâr ve Müzikbilimci
Doğum:
Almanya, 1903
Ölüm:
İsviçre, 1969
Theodor W. Adorno (Theodor Ludwig Wiesengrund-Adorno), 11 Eylül 1903 yılında Frankfurt am Main'de doğmuş ve 6 Ağustos 1969'da İsviçre Visp, Visp, Valais, İsviçre'de bir klinikte hayata gözlerini yummuş Alman felsefeci, toplumbilimci, bestekâr ve müzikbilimci.

Adorno, sosyoloji ve felsefe profesörüydü. Aynı zamanda kompozitörlük de yapan bir müzikolog ve eleştirmendi. Düşüncelerinin ağırlık noktası toplumsal kritiğin bütününü oluşturduğundan bir toplum bilimci olarak da anılır. Nesnel olanın özdeşleşmesindeki "düşüncenin ilk ortaya çıkış formu" onun ideoloji kritiğinin diyalektini temsil ederken aracı olmaya çalışarak paylaştığı görünen dolaysızlığın ki bütün aşamalarında yine kendine dağılan değişkenliği, doğru düzleminde aracısız olarak varlığını kabullenmeliydi. Sanki kendi içinde, mantık sınırlarını aşmadan gelinen felsefik bir kritik noktada istençle yoğrulmuş, geriye bakmadan objektif verilerle beslenerek sakinleştirici özellik taşıyan bir denemeyi, düşüncenin asıl çıktığı yerin dışına taşırmak gibi
Bir filozof ve toplum bilimci olarak Adorno'nun, Institut für Sozialforschung (Sosyal Araştırmalar Enstitüsü Frankfurt Okulu) 1950'lerdeki totaliter antisemitizm ve üniversite öğrenci hareketinin kültürel kimliği ve kritiği bağlamında bütün nesnelliğinde objektifleştrmeye çalıştığı "Vatandaşlığın körleşen birlikteliği"ndeki değerlendirmesi günümüzde önemini hâlâ yitirmemiş olması açısından önemlidir.
Diyalektik der Aufklärung (Aydınlanmanın Diyalektiği), Philosophische Fragmente (Felsefik Parçalar), 1947, Max Horkheimer ile beraber yapılmış, kültür endüstrisi üzerine başlık taşır, Minima Moralia Reflexionen aus dem beschädigten Leben 1951 (Asgari Etik, hasar görmüş yaşamdan yansımalar), Ästhetische Theorie (Estetik Teorisi) 1970 posthum, Modern Müziğin Felsefesi 1949, Otoriter Kişilik, (Adorno yönetiminde bir çalışma grubu tarafından 1950'de hazırlanmıştır), Negative Dialektik (Negatif Diyalektik) 1966'da yayınlanmış başlıca eserleridir.

Yazar istatistikleri

  • 109 okur beğendi.
  • 363 okur okudu.
  • 20 okur okuyor.
  • 749 okur okuyacak.
  • 14 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları