Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol
Gönderi Oluştur

Uğur Mumcu

Uğur MumcuSakıncalı Piyade yazarı
Yazar
8.6/10
2.307 Kişi
10,2bin
Okunma
1.254
Beğeni
46,8bin
Görüntülenme

Uğur Mumcu Gönderileri

Uğur Mumcu kitaplarını, Uğur Mumcu sözleri ve alıntılarını, Uğur Mumcu yazarlarını, Uğur Mumcu yorumları ve incelemelerini 1000Kitap'ta bulabilirsiniz.
224 syf.
10/10 puan verdi
·
Beğendi
·
7 günde okudu
50 yıl öncesinin Türkiye’sin de kaçakçılık olaylarını belgelere dayanarak anlatan bir araştırma kitabı. Kitapta bolca isim var. Günümüzde, adları kalmasa da halen duyduğumuz bazı soyadlarının bu şan ve şöhretlerinin illegal yollara dayandığı gerçeğini görüyoruz. Maalesef ki kaçakçılığın bürokrasiyle desteklendiği gerçeği de… 50 yıl öncesinin ortamında bile bunlar yapıldıysa, teknolojik gelişmelerin sağladığı imkanlarla günümüzde neler oluyor insan düşünemiyor. Silah ve uyuşturucu kaçakçılığı terör örgütlerinin bir numaralı finans kaynağı… Bunda desteği olan, masum ve suçsuz insanların ölümünü destekleyen insanları Allah’a havale ediyoruz. Bir Uğur Mumcu olsa da günümüzü yazabilse keşke. Silah ve uyuşturucunun yok olduğu bir dünya dileğiyle.
Silah Kaçakçılığı ve Terör
Silah Kaçakçılığı ve TerörUğur Mumcu · Uğur Mumcu Vakfı Yayınları · 2020196 okunma
Adalet tanrıçası, bu gibilerini(siyasi kalpazanları) görmemek için yüzünü kapatmıştır.
Reklam
119 syf.
·
Puan vermedi
·
13 saatte okudu
Araştırmacılığı yaşama biçimine dönüştürmüş bir gazetecinin, beslenme kaynaklarını iyi bilen bir aydının duyarlılığını yansıtıyor.. Türkiye`de yazarlar, gazeteciler evrensel kültür ile haşır neşir oldukça, okurlarına o ölçüde katkıda bulunacaklardır.. Ama diyeceksiniz ki, kullan kafanı, dön köşeyi ahlakının köşe başlarını tuttuğu bu dünyada evrensel kültürün günlük siyasete etkisi ve kıymeti harbiyesi nedir? Yok yok, bunlar da aşılacak.
Uğur Mumcu
Uğur Mumcu
`nun, Atilla İlhan ve Adalet Ağaoğlu ile roman; Aziz Nesin ve Sadun Aren ile demokrasi; Avni Arbaş ve Duran Karaca ile resim; Halit Çelenk ve Mehmet Ali Aybar ile insan hakları üzerine söyleşileri var. Evrensel kültürün sanat siyaset ve düşün0 rüzgarları ile Türkiye er geç çağdaş uygarlığa demir atacak! diyen, çağının en büyük suçuna ortak olmadığı, suskun kalmadığı için öldürülen Uğur Mumcu`nun bu yapıtını da geleceğe aktaracak olan okurlarıdır. Düşünceleri uğruna öldürülenlerin unutulmaması dileğiyle... Aydınlık özgür düşüncelerin yazıldığı, söylendiği yarınlara
Söze Nereden Başlasam
Söze Nereden Başlasam
.
Söze Nereden Başlasam
Söze Nereden BaşlasamUğur Mumcu · Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (UMAG) Yayınları · 200030 okunma
Şimdi efendim, bence Marksizm genel hatlarıyla bilimsel bir teori. Ama her bilimsel teori icat edildiği zamandaki koşulların içinde kalamaz. Mutlaka onu aşması icap eder ki, gerçeği daha derinden kavrasın. Binaenaleyh sosyalizmin de bu yola girmesi şu yakın geçmişteki deneyimlere de bakarak, Rusya'nın Sovyetler Birliği'nin başından geçen olaylara da bakarak yeniden bir atılım yapması şarttır. Bu da Leninizm teorisi, öncüler teorisiyle sosyalizm olmaz. Öncüler teorisiyle devlet ele geçiriliyor. Zaten o teoriyi sosyalizm ortaya çıkmadan ewel bütün diktatörler, bu teoriden hareket ederek devleti ben ele geçiririm ondan sonra ben icabına bakarım demişlerdir. Yani buradan hareket ederek mutlaka Leninist teorinin bir tarafa bırakılması zamanı geldi." Uygarlık tarihi için 70 yıl çok büyük bir zaman dilimi değil belki de?
Sayfa 114 - 30 ekım 2000Kitabı okudu
İngilizler
... Asıl önemli konu da, İstiklâl Savaşı'nın temelinin atıldığı Erzurum'da bu işteki rehberliğim ve Mustafa Kemal Paşa'ya yapabileceğim etkiyi bilerek kongrelerin kararlarına aykırı şekilde beni zamansız bir cumhuriyet ilanına teşvik ederlerken, İstanbul'da gizlice Damat Ferit'in padişah hükümetini aleyhimize hazırladıkları gibi, Konya'da da bir Selçuklu Devleti kurmaya çalışıyorlardı.
Peki Aziz Bey, bu ilk gününde kurultayın, Prof Dr. Mümtaz Soysal'ın ilginç bir tezi vardı. Diyor ki, "Partiler sivil anayasa konusunda önerilerini şimdiden getirsinler" bu da gerçekçi bir yaklaşım değil mi? "Kemal Tahir'in bir sözü vardır, l960'tan sonra anayasa yaparken, taslaklar ortaya çıkarken çok zaman geçti. O kızıyordu tabii. Abartarak konuşurdu. 'Yahu bunlar ne biçim anayasa profesörü? Her anayasa profesörünün her cebinde 4-5 tane anayasa taslağı olacak.' Derdi. Tabii öyle olmayacak, ama anayasa taslakları anayasa profesörlerinin dosyalarında olmalıdır. Muhalefet parililerin dosyalarında olmalıdır. Taslakları ve bunun tartışmaları şimdiden yapılmalıdır. Neyi nasıl yapacaklarını biz bilemeyiz. Bu kendileri için de gereklidir, bizim için de gereklidir. Onun için Mümtaz Soysal'a hak veriyorum.'' Ben
Sayfa 92 - 30 ekım 2000Kitabı okudu
Reklam
Tabii, çoğulcu olmanın, çoğulcu demokrasiyr sahip olmanın "olmayınca olmaz" koşullarından biridir bu. O zaman demokrasi olmaz. O zaman çok partili faşizm olur, Türkiye'ye özgü. Sadece Türkiye'ye özgü değil, başka ülkelerde de örnekleri var. Bizdeki alaturka türüdür diyorum. Peki Sayın Aren demin dediniz ki, bir t akım illegal kuruluşlar, kurulacak bir komünist partisini de yönetmek isterler. Kukla olmamak gerekir. Siz TİP'in yöneticilerindendiniz. Adını da söylüyorum TKP diye bir parti vardı. Böyle bir uzak t an yönetme ya da yönetilme eğilimi hisset t iniz mi? "Hissetmedik. Nedeni şu, çünkü 61, -71 döneminde TKP güçlü bir parti değildi henüz. TKP'nin güçlenmesi ve Türkiye'de yer alması, ciddi bir yer alması 1 97 1 tarihinden sonra, yani TİP'in kapatılmasından sonra olmuştur.
Sayfa 75 - 30 ekım 2000Kitabı okudu
"Romanda, şiirde, nüfusun çoğunluğunu oluşturan kırsal kesim insanlarına seslenen ürünler verilirken, resimde kentsoylu insanların kalıplaşmış beğenilerine yer vermek, resim sanatında yozlaşma eğilimi oluyor bence. Ulusallık biçimde ve özde tutarlı ve ısrarlı olmayı gerektirir. Bu kararlılık, bu tutarlılık, bu sanat birikimi, sanatı ulusal yapar. Hep söylerim, öz doğurur, biçim yoğurur ... Özgün sanat yapmanın belli bir kuralı yoktur Doğuda da batıda da halk sanatında, saraylı sanat ( minyatür) bunların hepsinden yararlanılacaktır Göstermelik konularla sanatta ulusallığa gidilmez.
Sayfa 52 - 30 ekım 2000Kitabı okudu
Batıda roman, çeşitli süreçler içinde yavaş yavaş olmuştur. Sınıfların belirmesi, bireyin ortaya çıkışı ve toplum yaşamını yönlendirmeye başlamasıyla yükselmiştir. Kuşkusuz bizde öyle olmadı. Türk romanı kendi tarihsel süreçleri içinde, bu ağır, birbirini izleyen aşamalardan geçerek belirmedi edebiyat sahnemizde. Bütün bunlar son yıllar epey açıklandı, tartışıldı, kabul gördü. Özellikle 16.yüzyıla kadar Osmanlılarda üretimdeki duralık, tarımdan sanata doğadakini yineleme ve çoğaltma dışında herhangi bir yeniden üretimin söz konusu SÖZE NER E DEN BAŞ L A S A M 27 olmaması, birey yerine yığınsallığın ağır basması, giderek Tanrı ile, inançla birleştirilmiş devlet anlayışı, bireyin, yani ferdin kendi adına, kendisi için harekete geçmemesi sonucunu doğurmuştur.
Sayfa 32 - 30 ekım 2000Kitabı okudu
Söze nereden başlasam! Şiirden mi, romandan mı, siyasal yazılardan mı?... '' Z ehir l i karanfiller büyüttüm / dargınlığımın saksılannda'' diye başlıyor bir şiiri. Sözü buradan alıp "Kanlı bir karanlıktı gördüğüm / ben mi çok geniştim dünya mı çok dardı / nasıl yaprak yaprak açılıyordu / vahşi bir bitki gibi keder" deyişindeki hüznü damıtıp buradan mı konuya girseydim. Yoksa "Faşizmin Ayak Sesler i " kitabında topladığı kimi yazılarında çizilen siyasal doğrultuyu mu ele alsaydım? "Elsiz ayaksız bir yeşil yılan / yaptıklannı yıkıyorlar. Mustafa Kemal" dizesinden "Hangi Atatür k " kitabına uzanıp "Bence Mustafa Kemal Paşa, iktidann yapısal niteliğini değiştirdiği için önemli bir devrimcidir . Mazlum milletlere karşı azgın saldırganlığını sürdüren emperyalizmle boğuştuğu için de yaman bir Üçüncü Dünya lideridir" yargısı üzerine, dünden bugüne, bugünden yarına ulaşan siyasal söyleşi mi yapsam? Evet, nasıl başlasam söze?
Sayfa 15 - 30 ekım 2000Kitabı okudu
Reklam
Lümpen sermayesi, sermayenin en saldırgan, en edepsiz ve en tehlikeli kesimidir.
Türkiye’deki mason locaları, 1935 yılında Atatürk’ün buyruğu ile kapatılmış, 5 Şubat 1948 yılında çok partili yaşama geçilirken yeniden açılmıştır.
Bu Neyin Kafası Harbiden
Emin olun bıktım şu yolsuzlukları yazmaktan, bıktım... Eloğlu paranın üstüne yatıp, bana mısın demiyor. Keskin solcudan da lafı yiyoruz.. - Burjuvaziye hizmet ediyorsun ...
Değişmeyen Başka Problem
Emin olun bıktım!.. "Neden?..." diyeceksiniz.. Yolsuzluklarla ilgili yazılar yazmak­tan bıktım.. Yazıyoruz, yazıyoruz da ne oluyor? .. Eloğlu milyon­ları cebine indirip, yurt dışına kaçıyor: bize de oralardan nanik yapıp, dil çıkartıyor..
103 syf.
·
Puan vermedi
·
3 günde okudu
Kahvaltı yaparken babamın televizyonu açmasıyla karşımıza çıkan haber kan donduran cinstendi.Uğur Mumcu arabasına yerleştirilen bomba ile kalleşce öldürülmüştü.Hâlâ o görüntüler o zamanlar çocuk olmama rağmen dün gibi gözümün önüne geliyor.Uğur Mumcu ismiyle tanışmam bu olayla oldu.Kendisini derin bir saygıyla anıyorum.Hatta bunları yazarken Selda Bağcan'ın "Uğurlar Olsun" türküsü kulaklarımda çınlıyor.Kitaba gelecek olursak aslında bu kitap babamın kitaplığında vardı ama o zaman ben çocuk yaşta olduğum için sadece kapağına bakar ve kitabın ismini okurdum.Yıllar içinde birkaç kez ev taşıma dolayısıyla başka kitaplarla birlikte bu kitap da kayboldu.Geçenlerde kitapçıda gezerken Uğur Mumcu kitaplarına denk geldim ve hemen bu eserini aldım. Uğur Mumcu bu kitabında 12 Mart muhtırasında hem kendi yaşadığı olayları hem de ülkenin sıkı yönetimle nasıl bir hal aldığını gözler önüne seriyor. Yön anlamına gelen sol kelimesinin bile suç sayılabileceği bir dönemi düşünün. Tutuklamalar, sorgulamalar, işkenceler, yargısız infazlar, keyfe göre kararlar ve daha nicesi... (Günümüzde de durumun pek değiştiğini söyleyemem). Yazar, okuyucuyu hem güldürüyor hem de derinden düşündürüyor. İyi okumalar.
Sakıncalı Piyade
Sakıncalı PiyadeUğur Mumcu · Umag Yayınları · 20141,999 okunma
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.