Zekeriya Kurşun

Zekeriya Kurşun

YazarÇevirmenEditör
9.2/10
21 Kişi
·
80
Okunma
·
6
Beğeni
·
598
Gösterim
Adı:
Zekeriya Kurşun
Unvan:
Prof. Dr. Türk Öğretim Üyesi, Yazar
Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde öğretim üyesidir. Osmanlı dönemi Arap coğrafyası, Ortadoğu’nun yakın dönem siyasi tarihi, Türk-Arap ilişkileri ve Kuzey Afrika üzerine Arap ve Avrupa ülkelerinin arşivlerinde araştırmalar yaptı ve bu konularda çalışmalarına devam etmektedir. Yol Ayrımında Türk-Arap İlişkileri (İrfan Yayınevi, 1994), Necid ve Ahsa’da Osmanlı Hakimiyeti: Vehhabi Hareketi ve Suud Devleti’nin Ortaya Çıkışı (Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1998), Basra Körfezi’nde Osmanlı – İngiliz Çekişmesi: Katar’da Osmanlılar 1871-1916 (Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2004) gibi kitaplara imza atan Kurşun’un, birçok ortak çalışması bulunuyor. Kurşun ayrıca Yeditepe Üniversitesi ve Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi’nde de dersler vermektedir. Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü müdürlüğü yapmış olan Kurşun, Marmara Üniversitesi Ortadoğu ve İslam Araştırmaları Enstitüsü Siyasi Tarih ve Uluslararası İlişkiler bölümü başkanlığını ve aynı enstitünün yönetim kurulu üyeliğini yürütmektedir. Kurşun aynı zamanda Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği’nin (ORDAF) başkanıdır.
Kaşanimin öğretilerinde olduğu gibi cihat ile ulus arasında kesin bir bağ kurularak, sadece dini bir görev veya yükümlülük olmaksızın, cihat, "ulusal" anlamda kullanılmaya başlandı. Milliyetçiler için cihat, vatanlarını savunmak, siyasî ve askeri amaçlanını gerçekleştirmek için önemli bir metâ haline geldi.
"Her zaman maneviyatını, inancını kuvvetli bulunduran tarafın muvaffak olacağına 18 Mart muharebesi güzel bir misal teşkil eder."
Zekeriya Kurşun
Sayfa 151 - Selahattin Adil Paşa
"Bizim askerimiz boşa tek bir kurşun bile sıkmadılar.Hatta bazı durumlarda bir kursun birkaç düşman askerini bile öldürmüştür. Düşman,bu çıkarmanın kendisine neye mâl olduğunu ve Türk ordusunun kahramanlık ve cesaretini anlamıştı."
Haçlı güçleri M. 1098'de Kıble Mescidi'ni ele geçirip ahıra çevirdiler. Kubbestu's Sahra ise kiliseye dönüştürüldü. Halbuki bu tarihten önce Kudüs ahalisi Müslümanıyla, Hristiyanıyla, şehrin anahtarlarınu Patrik Sophanius'tan alan Hz. Ömer(r.a.) döneminden beri güven ve kardeşlik içerisinde yaşamaktaydı.
"Çanakkale savaşlarında alınan sonuç; ülkesini, namusunu, dinini ve değerlerini korumak isteyenlerin zaferi olduğu kadar insanlık için barışı arzu edenlerin de zaferidir."
360 syf.
Kitap günümüz siyasi düşüncelerine mercek tutarak özel başlıklar açarak tek tek bu düşünceleri açıklamaya çalışmış ve çok ciddi anlamda başarılı olmuştur. Sonuç bölümleriyle son noktayı koymuştur. Ancak basen sosyolojik gerçekleri kamusal gerçeklere feda etmiş. Bu da bazı mantık hatalarına sebeb olmuştur. Ama genel manasıyla orta doğu üzerine okuduğum en kapsamlı ve akademik metinleri içinde barındırıyordu. Özel de bu bölge genelde küresel siyaset üzerine objektif anlatımlar vardı. Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.
164 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Eserin yazıldığı dönem göz önünde bulundurulduğunda, iletişim imkânlarının gayet sınırlı olmasına rağmen, özellikle de Milli Mücadele’nin tarihi hakkında doyurucu bilgiler sunulmaktadır. Çok küçük birkaç maddi hatanın dışında yanlış yoktur. (Yanlışların basitliğini vurgulamak için örnek vermek istiyorum. Kaldı ki verilen bu örnekler eserin büyüklüğüne gölge düşürmez şüphesiz. Gazi Paşa’nın liderliğinde Türk ordusunun İzmir’e girişini 14 Eylül olarak belirtir. Fevzi Paşa’dan (Çakmak) Başbakan ve Savunma Bakanı olarak bahseder. Mustafa Kemal Paşa’nın ilk olarak Samsun ya da başka rivayete göre de Trabzon’a çıktığını beyan eder) Yazarların gözleri ve kulakları Anadolu’dan gelecek haberdedir diyebiliriz. Sevr Antlaşması’nın yürürlüğe konulmamasını “Kemalistlerin kılıçlarıyla parçaladığı” şeklinde tasvir eder.(s.45)
360 syf.
·Beğendi·8/10
Esselamu aleyküm
Bu kitabı okurken akla önemli bir soru gelmesi lazım: "kitap boyu incelenecek ideolojilerin ne kadarı bu coğrafyanın ürünüdür?"

Özellikle Fransız ihtilali ile birlikte bütün ülkelerde ortaya çıkan milliyetçilik düşüncesi ile birlikte, bu kavramın özellikle Osmanlı gibi farklı etnik kesimleri içinde barındırdığından bir hayli şekilde etkilemiştir.
Bu kitapta isminden anlaşılacağı üzere Ortadoğuda etkin olan ideolojileri anlatmaktadır.

Kitap, aslında Ortadoğu ile ilgili yapılan çalışmaların bir bütünlük içinde ele alan yeterli çalışma olmadığından dolayı yazılmış.

Kitapta bir konu anlatılırken, önce bir giriş ardından o ideolojinin gelişmesi ve diğer coğrafyalardaki durumu da anlatılmış. En son da bir sonuç başlığı altında genel bir özet/ çıkarım verilmiş.

Kitaptan güzel bilgiler edindim, belki bana en büyük katkısı olaylara çok yönlü şekilde yaklaşmak adına güzel bir katkı verdi.

İstifadeli okumalar.
248 syf.
·Puan vermedi
Ey Kudüs, ey şehrim
Ey Kudüs, ey sevgilim
Yarın, yarın çiçek açacak limon
Sevinecek yeşil sümbüller ve zeytin
Gözler gülecek
Geri dönecek göçmen güvercinler
Tertemiz yuvasına
Ve geri dönecek çocuklar oynamaya
Buluşacak babalarla oğullar
Ey memleketim
Ey barış ve bereket şehri
.
.
.
.
Yıkılasın İsrail! Enkazını göreyim!
Sana ülke diyenin, yüzüne tüküreyim! (Necip Fazıl Kısakürek)
160 syf.
·8/10
Akademik bir çalışma olan eserde Osmanlı - Arap ilişkilerinin son 50 yılı ve Arapların kurduğu cemiyetler başlık halinde incelenmiştir. Eserin ilk bölümünde geç dönem Osmanlı coğrafyasında Arapların talepleri ve örgütlenmelerinden bahsedilmiş ve bilâhare kurulan cemiyetler içinde barındırdığı kişilerle beraber ele alınmıştır. Eser geçmişten bugüne baktığımızda mühim tarihi bağlantıları gözler önüne sermektedir. I.Dünya Savaşın'dan sonra İngiltere ve Fransa himayesinde bağımsızlıklarını* kazanan Arapların, daha savaş başlamadan Suriye ve Lübnan'daki Arap aydınlarının Fransa himayesini istediğini görmekteyiz. Emperyalist ülkelerin yardımıyla bağımsızlıklarını kazanan Arap ülkelerinin bugünkü durumu da çok farklı değildir. Ayrıca Arap aydınları tıpkı Jön Türkler gibi Paris ve Mısır'da teşkilatlanmış ve bir elit harekete dönüşmüştür. Lakin asıl isyanı arzuladıkları bölgeler Lübnan ve Suriye idi. Biladü'ş Şam ahalisinin şehirli olması ve Cemal Paşa'nin kurduğu Divan-ı Harb yargılamaları ile Arap milliyetçileri bu bölgede pasifize edilmiş ve bekledikleri isyan Hicaz'da İngiliz desteği ile gerçekleşmişti. Yazar Arapça ve İngilizce dillerine vâkıf olmasından mütevellit birçok yerli ve yabancı kaynağı kullanmıştır. Bu bakımdan alanında sayılı olan akademik çalışmalar biridir. Arap coğrafyası ve tarihine ilgi duyan kişiler tarafından okunması gerekmektedir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Zekeriya Kurşun
Unvan:
Prof. Dr. Türk Öğretim Üyesi, Yazar
Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde öğretim üyesidir. Osmanlı dönemi Arap coğrafyası, Ortadoğu’nun yakın dönem siyasi tarihi, Türk-Arap ilişkileri ve Kuzey Afrika üzerine Arap ve Avrupa ülkelerinin arşivlerinde araştırmalar yaptı ve bu konularda çalışmalarına devam etmektedir. Yol Ayrımında Türk-Arap İlişkileri (İrfan Yayınevi, 1994), Necid ve Ahsa’da Osmanlı Hakimiyeti: Vehhabi Hareketi ve Suud Devleti’nin Ortaya Çıkışı (Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1998), Basra Körfezi’nde Osmanlı – İngiliz Çekişmesi: Katar’da Osmanlılar 1871-1916 (Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2004) gibi kitaplara imza atan Kurşun’un, birçok ortak çalışması bulunuyor. Kurşun ayrıca Yeditepe Üniversitesi ve Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi’nde de dersler vermektedir. Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü müdürlüğü yapmış olan Kurşun, Marmara Üniversitesi Ortadoğu ve İslam Araştırmaları Enstitüsü Siyasi Tarih ve Uluslararası İlişkiler bölümü başkanlığını ve aynı enstitünün yönetim kurulu üyeliğini yürütmektedir. Kurşun aynı zamanda Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği’nin (ORDAF) başkanıdır.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 80 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 78 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.