Adil Çiftçi

Adil Çiftçi

YazarÇevirmen
7.4/10
12 Kişi
·
45
Okunma
·
3
Beğeni
·
233
Gösterim
Adı:
Adil Çiftçi
Unvan:
Din sosyoloğu
Doğum:
Niksar, Tokat, 1963
Din sosyoloğu. 1963, Niksar / Tokat doğumlu. İlk ve ortaokulu Niksar’da, liseyi İzmit’te bitirdi (1980). Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi (1985) mezunu. 1986 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İlâhiyat Fakültesine Sosyoloji asistanı oldu. Yüksek lisansını “Erol Güngör Üzerine Bir Monografi Denemesi” adlı çalışmayla yaptı. 1989-91 yılları arasında, Londra Üniversitesinde doktora hazırlıklarına başladı. Doktora tez çalışmasını “Fazlur Rahman’ın İslâmî Yenilikçiliğine Yorumlayıcı Bir Bakış” adıyla sundu ve 1998 yılında bilim doktoru oldu. 2004’te doçent unvanını kazandı. Aynı fakültede prıfesör olarak çalışmalarını sürdürdü. Telif ve çeviri makaleleri 1999’dan itibaren İslamiyat ve DEÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi dergisinde yayımlandı. Çeşitli derlemeler ve araştırma kitaplarında makaleleri yer aldı. Seminer ve sempozyumlarda bildiriler sundu, konuşmalar yaptı.

ESERLERİ:

ARAŞTIRMA-İNCELEME: Fazlur Rahman ile İslâm’ı Yeniden Düşünmek (2001), Din ve Modernlik (2002), Nasıl Bir Sosyal Bilim: Temel Sorunlar ve Yaklaşımlar (2003), Anlayıcı Yaklaşım ve Din Sosyolojisi İçin Uzanımları: Empirik Bir Deneme (2004).

ÇEVİRİ: İslam Geleneğinde Sağlık ve Tıp: Değişim ve Kimlik (Fazlur Rahman’dan, A. Bülent Baloğlu ile, 1997), İslâmî Yenilenme: Makaleler I - II - III (Fazlurrahman, 2000 - 2001), Din ve Modernlik (Robert J. Wuthnow ve P. L. Berger’den, 2002).
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
166 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Fazlur Rahman'ı yeniden düşündüm bu kitabı bir kez daha okurken. İçimizde var olan soruları ortaya koyan bu adam gelenekçi ehli sünnet ve sufi çevrelerin nefretini kazanmışsa o zaman biz de ona öyle mi yaklaşmalıyız. Ya da onun gibi tavır alma ve düşünmenin Kur'an ve İslam Peygamberinin en has yolu olduğuna dair düşüncemizi mi pekiştirmeliyiz?

Gidiyorum geliyorum onun en güzel şekilde tariflendirdiği gibi düşünmek ve inanmaktan uzak kalamıyorum. Bazan ona katılmadığım yerler oluyor. Sorular yeterince kuvvetlenmeyip ortalıkla yaprak gibi savruluyor. Bazan demokrasi/şura fikri üzerinde bu kadar durmuş olmasından soğuyorum. Bazan bundan daha mantıklısı olmaz ki diyorum.

O zaten bir önder gibi ortaya çıkıp bir mezhep ekol (ortodoksi) oluşturma derdinde değildi sanırım. Samimi bir çabanın içinde hayatını sürdürmüş. Belki de Amerika'da yaşamak isteğinde değildi. Sözleri ve düşünceleri bu topraklarda şiddetle karşılacaktı -ki öyle olmuştu-.

İslami yenilikçinin içindeki en büyük endişe sekülerizme laikliğe kayıp Kur'an'ın vaz ettiği bütüncül kimlikten uzaklakşma korkusudur. Oysa Fazlur Rahman birçok yerde verdiği örneklerle İslami yenilikçinin asla seküler/laik olmadığını aksine İslam'ın hayatın her alanına yönelik bir hayat tarzı olduğunu kuvvetle söyleyenin İslami yenilikçi olduğunu söylüyor. Hatta gelenksel ulemanın bazı konuların kapsam dışında olduğuna yönelik tutumuyla yarı laik/seküler hala geldiğini vurguluyor.

Allah razı olsun ondan.
166 syf.
·7 günde·Puan vermedi
İslâm'ın nuru zaman ve şartlarına göre yeryüzünde gezerek Allah'ı idrak etmekte çaba gösteren toplumlarda yaşamaktadır. “Eğer bu (tebliği) gözardı ederseniz, Allah sizin yerinize, (ama) sizin gibi olmayacak, başka bir topluluk getirir.” Bu durum birey/toplum bazında bulunmakta o anın şartlarına göre şekillenmektedir. Biz politik, kültürel tarih akışına 20. yy'a baktığımızda Avrupa’nın çöküşü Amerika ile Rusya’nın rekabet halinde liderlik mücadelesi yanında üçüncü dünya ülkelerin de bağımsızlık ve şekillenme sancıları yaşadıklarını gördük. Kaderin kötü bir cilvesi olsa gerek, İslam ülkelerin emperyalist rekabetler içinde en zarar gören ülkeler oldular. Müslüman alimler, İslam ülkeleri için 19 ve 20 yy’da arayış ve oluşum için mücadele ettiler. 21 yy’da önceki yüzyıllara nazaran savaşlar azaldığından biraz sessizliğe de büründüğü malumdur. Bu tablo karşısında güçlü muhakeme/idrak sahibi alimlerin ortaya çıktığını bilmekteyiz. Bunun tartışmasız örneklerinden biride Pakistanlı alim olan Fazlur Rahman'dır.

Fazlur Rahman, 1919’dan 1988 yılları arasında yaşamış, 19 ve 20 yy değişimin, oluşumun sosyal/politik çerçeveleri dahilinde; sömürgecilikten bağımsızlık ideolojisine; Kemalist devriminden, İran devrimine; Vehhabî hareketinden, Senusî hareketine, moderniteden bilginin İslâmîleştirilmesine kadar geniş bir çalışma sahası kurmaya çalışmıştır. Bu çalışma sahasında Müslümanların durumlarını analiz ederken, iki husus üzerinde durur: Kur'an'ın temel ilkeleri ve bugünün tarihselliğine en iyi şekilde nasıl müdahil kılınabileceğinin yollarını araştırma, bunun metodolojisini oluşturma ve uygulama çabasında olmuştur. Kur'anî Hermeneutik projesi, Batılı beşeri bilimcilerin arkeolojik bir tarihselci yaklaşımına karşı iken, Müslüman araştırmacılara ise doğru bir İslâm araştırma yöntemi olarak örnek teşkil eden, bir metodoloji önerisidir.

Rahman, Batı’nın 17 ile 18 yy'da bulunduğu vaatleri, 19 ve 20 yy'da sözlerini tutmamalarına karşılık, üçüncü dünya ülkelerin bu gerçeği idrak edememeleri konusunda büyük bir üzüntü duymuştur. Buna karşılık Rahman'ın arzusu; Kur'an'ın temel amacı olan yeryüzünde adil bir toplum oluşturulduğunu göre bilmekti.

Fazlur Rahman, “İslâm'ın Sorunlar ve Fırsatlar” başlığıyla İslâmî Diriliş kavramının günümüz algısında ki farklılıklarından bahseder. Günümüz İslâmî gelişmeler konusunda tarihsel süreç nasıl olmuştur. Bu süreç içinde Müslüman ülkelerin rol ve oluşumlara değinerek, ilki 18 yy'da Abdu'l-Vehhab liderliğinde Vehhabî Hareketi'nin ahlaki ve manevi durumundan bahseder. İslam Rönesans’ı savunduğu ve bu dayanağı Yeni-Modernizm ile Kur’an/Sünnet merkezli çağın/geleceğin şartlarına göre var olmayı savunur. Müslümanların, geleneksel din telakkisi’nin tespiti ile zihinsel bir dönüşümün oluşmasında İslam modernistleri, örnek olarak gösterir.

Fazlur Rahman, İslâm hakikatini insan algısında ki durumunu hak ettiği dönüşümü şu yolla yapmaya çalışır: İslâm’ı tarihin enkazından temizlemek ister. Bu konuda İslâm’ı temsil eden kesimleri analiz ederken gelenekçi ehli sünnet, sufî çevreler ve yeni-ihyacıların tespitleri yanında onların dönüşüm konusunda tenkitlerde bulunmaya çalışır. Ayrıca İslam'ın sadece Müslümanlarla sınırlı kalmamayı, topyekûn tüm dünyada canlı bir güç haline getirmek gerektiğini savunur.
Fazlur Rahman, bütün çabalarıyla yeni bir ekol ortaya çıkarmaktan çok samimi bir hâl ile metodoloji sorunlarına, zihni uyuşukluğa, toplumun bazı yanlış algısına karşılık, İslâmî Yenilenme/Modernleşme, hukuk ve ahlak konularını bireye/topluma dönük tespit ve çözümler vermeye çalışır.

Adil Çiftçi'nin derleme ve çevirisini yaptığı “İslâmî Yenilenme” başlıklı dört makale kitabından birincisi olan bu eser; Kur'an'ın bazı temel ahlaki kavramlarını anlamaya, Allah’ın Elçisi (sav) ve mesajını idrak etmeye, İslâm ve Siyasetin aksiyon hizmet bağlamında -okura sıkıcı gelebilecek bir konu aslında- ilişkilerini kavrama, Fazlur Rahman’ının savunduğu ‘modernist hareket’ ortaya çıkması için çözmesi gereken sorunlar ve kaçırmaması gereken fırsatlara değinmekle, İslam’ın geleceği ve hukuk ahlak konularıyla yedi makaleden oluşan bir eseridir. İlahiyat ve akademik çevrelerce tanınan Fazlur Rahman, yazılarından dolayı kendi halkının bazı kişilerce tarafından tepkilerine sebep oldu, bu durum onun 1968’de Pakistan’ı terk etmesine sebep oldu. 1969’dan itibaren Amerika’da İslâm Düşüncesi Profesörü olarak 1988 yılı vefatına kadar burada çalıştı.

Fazlur Rahman, İslâmî Yenilenme, Makaleler I, çev. Adil Çiftçi, Ankara Okulu yay., 5. Baskı, Aralık-2018, Ankara.

Yunus Özdemir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Adil Çiftçi
Unvan:
Din sosyoloğu
Doğum:
Niksar, Tokat, 1963
Din sosyoloğu. 1963, Niksar / Tokat doğumlu. İlk ve ortaokulu Niksar’da, liseyi İzmit’te bitirdi (1980). Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi (1985) mezunu. 1986 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İlâhiyat Fakültesine Sosyoloji asistanı oldu. Yüksek lisansını “Erol Güngör Üzerine Bir Monografi Denemesi” adlı çalışmayla yaptı. 1989-91 yılları arasında, Londra Üniversitesinde doktora hazırlıklarına başladı. Doktora tez çalışmasını “Fazlur Rahman’ın İslâmî Yenilikçiliğine Yorumlayıcı Bir Bakış” adıyla sundu ve 1998 yılında bilim doktoru oldu. 2004’te doçent unvanını kazandı. Aynı fakültede prıfesör olarak çalışmalarını sürdürdü. Telif ve çeviri makaleleri 1999’dan itibaren İslamiyat ve DEÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi dergisinde yayımlandı. Çeşitli derlemeler ve araştırma kitaplarında makaleleri yer aldı. Seminer ve sempozyumlarda bildiriler sundu, konuşmalar yaptı.

ESERLERİ:

ARAŞTIRMA-İNCELEME: Fazlur Rahman ile İslâm’ı Yeniden Düşünmek (2001), Din ve Modernlik (2002), Nasıl Bir Sosyal Bilim: Temel Sorunlar ve Yaklaşımlar (2003), Anlayıcı Yaklaşım ve Din Sosyolojisi İçin Uzanımları: Empirik Bir Deneme (2004).

ÇEVİRİ: İslam Geleneğinde Sağlık ve Tıp: Değişim ve Kimlik (Fazlur Rahman’dan, A. Bülent Baloğlu ile, 1997), İslâmî Yenilenme: Makaleler I - II - III (Fazlurrahman, 2000 - 2001), Din ve Modernlik (Robert J. Wuthnow ve P. L. Berger’den, 2002).

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 45 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 21 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.